logo

reklam

24 Kasım Tarihiyle Hatırlanan Öğretmenlik

24 Kasım Tarihiyle Hatırlanan Öğretmenlik

24-kasim-tarihiyle-hatirlanan-ogretmenlik

Her sene hamaset kokan muhteva ile günü tebrik edilen, eskilerin “muallim” ya da “müderris” dediği öğretmen; 24 Kasım tarihini artık bir hatırlanma günü olarak kabul etmek istemiyor. Zira hatırlanmak, unutulma zaafı ile anlam kazanan bir durumdur. Bir dönem türkülere dahi konu olacak kadar toplumda rağbet gören, Hz. Ali’nin “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” ifadesiyle öğretme eyleminin ve istikamet belirlemenin öznesi olarak, peygamberlik mesleği derecesinde saygı duyulan noktadan herhangi bir meslek gibi değer bulduğu noktaya geldi ne yazık ki.

Toplumun inşasında ve ihyasında önemli bir köşe taşı olan öğretmenlik hem özlük hakkı hem de özgül ağırlığı ile hüsnü kabul görmek istiyor artık. Öğretmenler Günü servisli 24 Kasım tarihi, 12 Eylül darbesinin ardından, varlık nedeni darbelere karşı olmak olan öğretmenin ağzına -amiyane tabirle- “bir parmak bal çalmak” tır. Darbecilerin yapmak istedikleri mühendisliğe öğretmenleri de ortak etmek için merasimleri ve kutlamalarıyla sorgulanmaksızın her yıl tekrarlanan, bir taraftan tüketim kültürüne meze edilmesi diğer taraftan millet iradesini hiçe sayanların lütfuyla  “öğretmenlere de bir gün olsun” denilerek kutlandığı günün bir başka adıdır.

Toplumda farkındalık oluşturması bakımından “belirli günler” in elbette anlam ifade ettiğini, edebileceğini unutuyor değiliz. Ancak “ameller niyetlere göredir” ifadesi, medeniyet kodlarımızda bize bakan yüzüyle iyi bir şey olarak sunulan bir eylemin ortaya konma amacındaki samimiyete vurgu yapar. 24 Kasım Öğretmenler Günü, mevcut haliyle. Bin yıllık geçmişi yok sayan, el yordamıyla kazılmış yüzeysel temeller üzerine bina edilmek istenen köksüz, ruhsuz bir anlayışın dışa vurumudur. Karşılığını medeniyet değerlerimizin derinliklerinde bulan bir temel üzerinde inşa edilmeli, darbelerin, darbecilerin ortaya koyduğu cilalanmış kıytırık bir gün olmaktan çıkarılmalıdır.

Öğretmenlik gibi kutsal bir meslek, politik iniş ve çıkışlarla dolu yüzyıllık serüveninde erozyona ve değer kaybına uğramış, dünün gıpta ile bakılan mesleği hak ettiği değeri görmez olmuştur. Eğitim Bir Sen tarafından açıklanan “Öğretmenlik Mesleği ve Mesleğin Statüsü” başlıklı araştırma birçok boyutuyla öğretmene ve öğretmenliğe ait gerçeğe ışık tutuyor. Bu araştırmaya gör her şeye rağmen dörtte üçünün (%77) yaptığı işte gösterdiği başarıdan mutlu olması, umutların tükenmediğini adanmışlığın değerli bir meziyet olarak varlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Ancak öğretmenlerin yarıdan fazlasının (%56,4) toplumda öğretmenlerin sorunlarına karşı ciddi düzeyde bir duyarlılığın olmadığını gösteriyor. Öğretmen itibarının ve imajının yıprandığı, bunun nedenini ise devletin öğretmenlere yeterince değer vermemesi olduğunu ortaya koyan bu araştırmada daha trajik olanı, bugün öğretmenlik yapanların %42,3’lük bir kesiminin çocuklarının öğretmenlik yapmasını istemediklerinin tespit edilmiş olması.

Her şeye rağmen müşfik ve naif davranışlarıyla çocuklarımıza rol model olan, geleceğimizi teslim edeceğimiz nesilleri yetiştiren öğretmenlerin büyük bir yekün oluşturmaya devam etmektedir. Öğretmeni özlük hakkıyla destekleyerek maddi sorunlarını çözerek öğretmenin motivasyonunu artırarak toplumsal itibarına zara verecek her türlü yanlış uygulamaya son verebilirsek öğretmenlik belirli gün ve tarihlerde anılan bir meslek olmaktan çıkar, ülkenin imar ve inşası için vazgeçilmez bir meslek haline gelir.

Hayat devam ediyorsa ümit var demektir. Biz eğitim camiası olarak aydınlığa en yakın anın karanlığın en yoğun olduğu günler olduğunu biliyoruz ve ümitle aydınlık sabahı bekliyoruz.

İdris Şekerci
EBS 6 Nolu Şube Başkanı

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
602 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.