logo

reklam

ABD-NATO ve Ağlayan GLADYO

ABD-NATO ve Ağlayan GLADYO

ABD-NATO ve Ağlayan GLADYO

1952’de NATO’ya girdikten sonra Türkiye’deki tüm askeri yapılanma ve siyasi figürler mümkün olduğunca batı eksenli olmuş, hasbelkader ortaya çıkan milli düşünceli siyasiler ve askerler ağır darbelerle sahadan uzaklaştırılmıştır. ABD ve NATO’nun müdahaleleriyle ülkemizdeki üniter devlet yapısı ciddi anlamda yerlilik esasından uzaklaştırılmış gelen siyasiler GLADYO’nun kırmızı kitabını okuyarak iş başına geçmiştir. Böylece siyasi manevralar kontrol altına alınmıştır. 1952’de NATO’ya girdikten hemen sonra sözde Kominizm’e karşı NATO’nun emriyle; gayrı nizami harp yapacak “Seferberlik Tetkik Kurulu Dairesi” kuruldu. Bu dairenin adı 1971’de “Özel Harp” olarak değiştirildi. Bu tarih seri cinayetlerin devlet eliyle işlenme tarihidir. NATO ordu içinde temizliğe başlamış ve 52-59 tarihleri arasında 47 tane vatan evladını Menderes’in imzasıyla meydanlarda astırmıştır.

1952’de NATO’ya girdikten sonra 1966’ya kadar ülkemizde kurulan NATO üs sayısı 112 idi. Bu üslerin 12 tanesi 1976 ve 1980 sonrası ABD’ye devredildi. Türk devleti hangi düzeyde olursa olsun anlaşmaya göre hiçbir şekilde üslere giremez denetim yapamazdı ve halende yapamamaktadır.

1969 seçimlerinde DP oyların % 46’sını alarak Süleyman Demirel başkanlığında hükümeti kurdu. Aynı yıl ilk defa meclise giren Necmettin Erbakan birkaç ay içerisinde 40 kişilik grup kurarak mecliste yaptığı etkin konuşmalarla ve manevi dinamizmiyle meclisin yerinden oynamasını sağlamıştı. NATO ve ABD Demirel’den çok rahatsız olmasa da Erbakan’dan ciddi manada rahatsız olmuş ve darbe hazırlığına girmişti. Bir yıl sonra ordunun içerisine çöreklenmenin gücüyle elindeki en basit kozu kullanmış, muhtıra çekerek hükümetin istifa etmesini sağlamıştı. Demirel istifaya zorlanarak meydanları terk etmişti. Darbeden sonra CHP’den istifa eden Kocaeli Milletvekili Nihat Erim içeriden ve dışarıdan kurduğu hükümete güvenoyu alarak 1973 seçimlerine kadar hükümette kalıyordu. 1973 seçimleri sürpriz sonuçlarla bitmiş. Sonuç olarak CHP-MSP hükümeti kurulmuştu.

ABD ve NATO geçici hükümetin boşluğunda ülkemizin aleyhine olan 20 yıllık hamlelerine yenilerini ekleyerek; gayri nizami harp, özel harp, psikolojik harp, kontrgerilla gibi birimler oluşturarak yeni bir süreci başlatıyordu. Aynı zamanda kendisinin yerli Saiklerle orduya sokulduğunu düşünen binlerce insanı ordu içine aldırarak yeni bir dönemin sayfalarını açıyordu. Bu insanlar orduyu ele geçirerek devleti her kademesinde ele geçirmenin meşru kalkışmasını hedefleyen muazzam bir güce ulaştırılıyordu. -Kırk yıllık süreçte NATO’nun belkide onları fark etmediğini düşünerek- Ancak patronlar ne isterse onu yapacak kadar aklını beynini mankurtlaştırmış içine kapana kapana paronaya olmuş eğitimli ama akılsız tiplerdi. Bu insanların zamanı geldiğinde kullanılacağı aşikârdı. Zira 1952 den beri içimize çöreklenmiş ABD-NATO bu güçlere en güçlü oldukları dönemlerde imkân veriyorsa bunun bir sebebi vardır. Sömürgeci bu şer güçler (ABD-NATO) milli olabilecek hiçbir unsuru yaşatmayacak kadar gözü karadırlar. Şimdi geldiğimiz süreçte dünyanın en büyük ve çevik ordusu olmakla övündüğümüz TSK bir anlamda güçlü bir iç düşmanla karşı karşıyadır. Ve gücün kimde olduğunu tartışmaya açmış, maalesef halkından destek alarak sadece tam anlamıyla ona sığınmıştır.

TSK koca bir kaos görüntüsündedir. Bu ise bir devlet için acziyettir. Ergenekon yapılanması TSK içinde ABD’ci yapılanmaya karşı oluşturulmuş milli unsurlar iken TSK içindeki GLADYO tarafından deşifre edilerek onlarca muvazzaf subayla beraber derdest edilmek istenmiştir.

ABD ve NATO’nun 1980’den sonraki yeni GLADYO’su cemaat mensupları olmuş, güya kendinden olmayan her unsurun tasfiyesi konusunda hiçbir şekilde geri adım atmamıştır. 28 Şubat kararlarının arka planında cemaat vardır. Ve hiçbir cemaat mensubu o dönemde özellikle TSK içinde mağdur olmamıştır. Atılanların tamamı kendi dışında yeşermeye çalışan masum Anadolu insanıdır.

GLADYO’nun ağlayan figürü etkin ve kavgayı uzaktan seyretme bilinciyle ABD’de özel bir çiftliğe yerleştirilmiş ve hiçbir tutuklaması, giriş yasağı olmadığı halde mağdur ve mazlum süsüyle yıllarca yurt dışında kalmayı tercih etmiştir, neden? Armagedoncular, Anadolu topraklarında planladıkları son savaşın provasını yapmaktadırlar. Dünyanın en çevik ordusunun bir anda dünyanın en basit ordusu olarak gösterilmesi, onlarca kurumun bir gecede bombalanabilmesi, halkın özverili desteği, ordu halk çatışması ve onbinlerce insanın temizlik süreci gösteriyor ki oyun henüz bitmiş değil.

Kısaca bilinmelidir ki; 1980 sonrasından analiz edecek olursak; PKK’nın büyümesinde, Hizbullah’ın kurulup tasfiyesinde, Eşref Bitlis Paşa’nın; ABD ve NATO, PKK’ya yardım ediyor dosyasının akabinde uçağının düşürülmesinde, Özal’ın, Uğur Mumcu’nun öldürülmesinde, özel harekatın 94’de kadar PKK’ya verdiği darbe sonucu lav edilmesinde 28 Şubat kararlarında, 1980-1997 arası kayıtlı 17 bin faili meçhulün oluşmasında, Tuncay Güney gibi bir zatın vermiş olduğu bir dosya dikkate alınarak mili olduğunu düşündüğümüz Ergenekon yapılanmasının deşifre edilmesinde, balyoz davasında, 2007 e-muhtırasında, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünde, 2011 seçimlerinde MHP’li bir çok vekile, akabinde Deniz Baykal’a yapılan aşağılık komplonun yapılmasında, Mehmet Ağar’a yapılan operasyonların tamamında, Mit Müsteşarı operasyonunda, Bakanlara ve Bilal Erdoğan’a yapılan operasyonda ve en son darbe-iç savaş girişimi kalkışmasında bir çok farklı açı olmasına rağmen NATO-ABD güçlerinin ürettiği Türk “Ağlayan Gladyo” sunun parmağının olduğu açıktır. Ancak 80 sonrasındaki Gladyo, namaz kılan, abdestle işkenceyi sevap sayan bir Gladyo’dur. Unutmamalı ki bu ülkede halen son kurulanlar hariç 120’nin üzerinde ABD-NATO üssü bulunmakta ve bu güçler aslında ordudaki harekât manevramızı bitirmektedir.

Devletimiz, bu son kalkışmadan sonra NATO-ABD’ci güçlere karşı bir millilik ruhuyla karşısında yine dev gibi “milli benim” diyen bir yapıya karşı; halkıyla, Solcu-Ulusalcı, Cumhuriyetçi, Milliyetçi, İslamcı vs tüm güçlerle birlik olup özgürlük mücadelesi görüntüsü vermektedir.

Allah bu millete bir daha istiklal savaşı yaşatmasın.

Fatih Alim Daşpınar

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
691 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.