logo

reklam

Allah’ın Dilediği Başkanlık Sistemi: ALLAH’A SIĞINMAK

Allah’ın Dilediği Başkanlık Sistemi: ALLAH’A SIĞINMAK


Türk devleti önümüzdeki Nisan ayında kendi kaderini yakından ilgilendiren ciddi bir sınavın eşiğindedir. Yöneticilerimiz ülkemizin içinde bulunduğu açmazları aşabilmek ve tarihin derinliklerinden gelen sese kulak vererek olması gerektiği yerlere sıçrayabilmek için bu değişimi vazgeçilmez görüyor.

Türkiye’de anayasa oylaması ve Türk tipi başkanlık seçimi önümüzdeki sürecin ne kadar çetin geçeceğini daha şimdiden hepimize fazlasıyla hissettirdi. Türkiye bu büyük sınavın eşiğinde dururken dünyada demokrasi denilen şey halklara ne verdi ve ne aldı? Sandık başına giden gelişmiş ülkelerde dâhil gerçekten seçime giderken içlerinden birini mi seçtiler yoksa içlerinden alınan ve tekrar içlerine salınan birini mi? Bu soruların çok net cevabı yok. Başkanlık Sistemi de aynı sorularla ele alınmalı. Dünyada başkanı seçenler halk mı? Gerçekten seçilen adamlar halkın oyuyla mı seçiliyor? Derin yapıların yöneticilerin seçilmelerindeki rolü ne? Bu bağlamda seçme ve seçilme biçimlerinin tamamının bu yüzyılda çok daha detaylıca ele alınması gerekiyor. Kısaca dünyanın hiçbir yerinde adı ne olursa olsun bağımsız bir seçim yok. Demokrasi denilen şey halkın kendi kendini yönetmesinden daha çok halkın kendi kendini kandırmasından başka bir şey değil. Başkanlık sistemi içinde aynı şeyleri söylemek mümkün.

Dünya’da yüzyıldır halkların önüne konulan demokratik sistem belli ölçüde tartışma konusu olarak karşımıza çıkıyor. Çoğulcu demokrasi sistemi seçim sonrası kendi içindeki açmazlarıyla beraber yürütülemez ve bürokratik engellemelerin kurbanı olarak hükmettiği halkların büyük çoğunluğunca özü itibariyle kabul edilemeyen bir sistemdir. Koalisyonlar ve parçalanmış azınlık partilerinin sistemin önünü tıkadığı kesindir. Bu bağlamda ülkemiz fazlasıyla tecrübe sahibidir. Çoğunluğun azınlıkları yönettiği değil azınlıklar içindeki en büyük partinin çoğunluğu yönettiği bir sistemin adıdır demokrasi. Hattı zatında demokrasiyi halkın önüne seçmek için değil de seçileni oylamak için konulan bir sandık olarak da çoğu zaman görmek mümkün.

Türkiye bu süreçte hiç şüphesiz büyük ve terletici bir sınava girmeye hazırlanıyor. On beş yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yönetilen ülkemiz yine aynı yöneticilerce büyük bir değişim dönüşüm sürecinin eşiğinde. Burada her iki tarafında ortaya koyduğu argümanları yabana atmamak gerekiyor. Ve her ne olursa olsun insanların tercihlerine saygı duymak olmazsa olmazımız olmalı. Aksi takdirde sandığa gitmenin hiç bir anlamı olamaz. Halk neyi seçerse buna saygı duyup; Allah böyle diledi diyebilmekte büyük erdemlilik olsa gerek. Mülkün sahibi Allah’tır. Evet diyeninde Hayır diyeninde şahidi Allah’tır. Sinelerin özündekini bilende Allah’tır. Sineleri değiştirip hakka tebdil edende Allah’tır. Dolayısıyla korkuya mahal yok. Hezeyanlara kapılıp karşıt görüşlere karşı acımasız olmaya gerek yok. Çünkü unutmamalı ki plan kuranların tuzak kuranların ve tuzakları düşmanın başına geçirenlerin en hayırlısı Allah’tır. Allah sinelerin özünde olanı en iyi bilendir. Mümin kişiye düşen her anlamda Allah’a sığınmaktan başka ne olabilir ki?

Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır. Siz bilmezsiniz Allah bilir. Siz atmadınız muhakkak ki onu atan Allah’tır. Onların elleri üzerinde Allah’ın eli vardır. Bu kesin hayırlıdır ey halkım mutlaka hayır verin demekte, bu kesin haktır ey halkım mutlaka evet verin demekte anlamsızdır. Kur’an-ı ve Allah’ın malikül mülk olduğunu iyi bilmemek ve yüce kitabın öğüdünü hakkıyla anlamamış olmak beşeri dayatmaların insan ruhunu kabzedemeyeceğini çok kolay anlaşılır kılmaz. Oysaki Allah’a hakkıyla sığınmak meselenin tamamını çözecektir. Allah fasığın eliyle de kâfirin eliyle de münafığın eliyle de düşmanın eliyle de mülküne hizmet ettirebilir. Musa’nın sarayda Firavun’un himayesinde büyümesi buna en büyük delil değil midir?  Siz ne verirseniz verin mülkün sahibi sonucu belirleyendir. Siz siz olun kalbinizde kötü duygular beslemeyin gerisi nafile. 

Türkiye bu sınavdan Allah’ın izniyle sonuç ne olursa olsun zalimlerin ve ülkemizi bölmek isteyenlerin istediği sonuçla çıkmayacaktır. Allah; tarih boyunca mazlumun yanında olmuş gözünü karartıp ölmeyi bilen bu asil halkı birilerine yem etmeyecektir.

Bin ölüp bin dirildiğimiz bu topraklarda bize toplu kefen giydirmeyi düşünenler iyi bilmeli ki bu topraklar altında şühedanın, üstünde Allah’ın elinin olduğu topraklardır. Nereye sürüklenirsek sürüklenelim ister evet diyelim ister hayır varacağımız yeri ve öleceğimiz anı belirleyecek olan sadece ALLAH’tır.

Allah var gam keder yok!

Fatih Alim Daşpınar

Etiketler: »
Share
1218 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...