logo

22 Aralık 2013

Atanmış Olmak Öğretmen Olmak mıdır ?

Atanmış Olmak Öğretmen Olmak mıdır ?

ogretmen_atama_yerlestirme_sonuclari

Atanmış öğretmen olmak, atanamamış öğretmenlerin tartışıldığı yerde elbette önemli bir kazanımdır. Ancak öğretmen olmak için 657 DMK güvencesinde olmak tek başına yeterli midir? Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olmayı göze alınan bir makam için konuşurken bir mühendisten ya da konusu cansız varlıklar olan mesleklerden bahsettiğimiz gibi konuşabilir miyiz?

İdeal bir toplum için doğru ideallerle mücehhez bir öğretmen olmak atanamamış öğretmen sorunu kadar hatta daha da önemlidir. Bir eğitim yöneticisinden duyduğum “En iyi eğitim zilli eğitimdir” sözü tam da burada tartışılması gerekiyor belki. Atanmak için yıllarca bekleyen henüz atanmış bir öğretmen Zil’e endeksli bir eğitime rahat ayak uyduruyorsa bir şeylerin doğru gitmediğini kabul etmeliyiz. İronik  bir dille maarif dünyamızın hali pür melalini özetleyen bu arkadaşımız eğitimi asıl gündem olarak gören tüm STK’ların ve sendikaların bu soruna da eğilmeleri gerektiğini  ima ediyordu sanki.

Bugün bırakın öğrencinin ailevi sorunlarını ve ruh dünyasını bilmeyi adını bile öğrenemeden nice öğrenciyi mezun ettiğimizi inkar edebilir miyiz? Hiç unutmam  yıllar öncesiydi.Rahmetli babamı genç yaşında kaybetmiş,etrafımdaki akrabalarımın evin en büyük oğlu olmam nedeniyle okulu bırakmam ve çalışmam gerektiği yönündeki baskı ve telkinlere -Allah uzun ömür versin- annemin doğru yönlendirmesiyle okulu tercih ederek okula bir hafta aradan sonra dönmüştüm.Benim bir haftalık yokluğumu fark edemeyen öğretmenimin rutin kontrolüne takılarak defter getir-e-memiş olmam büyük sorun olmuştu. Niçin defter getirmediğimi soran öğretmenime ne diyeceğimi şaşırmış mahcubiyetle başımı öne eğmiştim. Allah’tan arkadaşlarım özel durumumu söyleyerek durumu idare etmişlerdi. Bugün hala O öğretmenimi unutamadıysam atanmak ve adanmak kavramları bir öğretmen özelinde çok daha anlamlıdır diye düşünüyorum.

Tecrübe her ne kadar hataların tekrarını önlemek adına önemliyse de çoğu kere yaşanmışlıklar bizim için ne yazık ki öğretici olmuyor. Kendi gençliğimde yaşadığım benzer hataları kim bilir kaç defa bir öğretmen olarak tekrar etmişimdir. Ders başlarken zili duymayan ama dersin bitmesi için gözü saatte olan öğretmenliğimi sorguluyorum ilkin. Kimseyi eleştirecek değilim ama kimse de masum değil bu konuda. Hepimiz defalarca “Bu çocuktan adam olmaz!” diye veliye telkin(!)de bulunduğumuz olmuştur. Yaramazlıklarına odaklanıp niçin yaramazlık yaptıklarını merak etmediğimiz, topluma kazandırmak ve bu coğrafyanın toprağına sirayet etmiş medeniyet değerlerimizi özümsetmek adına  ne yapabilirim sorusunu kendimize sorup da bir öğrencinin derdiyle dertlenmediğimizin örneklerini uzaklarda aramaya gerek aslında. Hepimizin hesabına bir şeylerin düştüğü kuşkusuz.

Edison’un hayatını anlatırken; bunda algılama sorunu var diyen öğretmene odaklanamazsak Edison’un bulduğu ışık bizi aydınlatamaz.

Çözüm nedir öyleyse?

Gerçekle yüzleşerek başlayabiliriz mesela.Hayatımızdan akıp giden zamanların kefareti olarak atanmış öğretmenler olarak , artık öğretmen kalmak için atanmanın yetmeyeceğini kabul ederek , “Adanmış Öğretmen Olmak” gerektiğini anlamalıyız artık.

İşte o zaman tarih isimlerimizi “Eğitime Adanmış  Hayatlar” olarak kaydedecektir.

Etiketler: » » » » » » »
Share
700 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...