logo

reklam

Bu Ülke’den Cengiz’e

Bu Ülke’den Cengiz’e

-Ya Cengiz! Bugün derse girmesek de Beşiktaş’ın maçına mı gitsek öğleden sonra İnönü’de Sarıyer ile oynuyoruz?

-Ben Fenerbahçeliyim, ne işim olur Beşiktaş’ın maçında.

-Olsun be Cengiz takılırız, hem baksana Osman Yılmaz’ın (Allah rahmet eylesin) dersi var.

-O zaman gidelim.

Şimdinin Şehitler Tepesi, o zamanın Beleş Tepesi’nde maç izlemişliğimiz vardır. Hem futbolu sever hem de iyi oynar.

-Ya Serdar! Derse girmeyelim Kevser’de takılırız .(Kevser Çay Ocağı)

-Olur, birkaç kişi daha gelir.

Tevhit, Seyyit Kutup, Mevdudi, Kenan Evren, Özal, Erbakan Hoca muhabbetleriyle öğlene kadar takılırdık. Siyaset ve din hayatının vazgeçilmez iki unsuruydu.

-Cengiz, matematik sınavı var. Sen illaki yaparsın bir şeyler, kâğıtları değişiriz tamam mı?

-Olur, sıkıntı yok.

Analitik düşünür, sayısal bir zekâsı vardır.

-Serdar, okuma dersleri yapalım. Her hafta Sezai Karakoç, Ted Lapidus, İsmet Özel, Ortadoğu, Türkiye, İslam, Batı üzerine bir şeyler okuyalım.

-Olur Cengiz okuyalım.

-Fazla kalabalık olmasına gerek yok.

-Şimdiden söyleyeyim, sen okursun genelde, çünkü sen zaten hep okursun.

Çok iyi bir okuyucudur. Elinden kitap düşmez. Bizim hiç duymadığımız yazarlardan paylaşımlar yapar. Zihnimizi açar akşamlardan.

-Gazete çıkarıyoruz Serdar.

-Süper.

-İsim de belli ”Bu Ülke” ekip sağlam. Bizim imam-hatip ekibi.

-Yer tutacağız, bir iki gazetecilik okuyan genç alacağız, gazeteyi çıkaracağız.

-Vallahi, sen yaparsın Cengiz, biz sana yardımcı oluruz.

Gazeteciliği üniversite yıllarına dayanır, araştırmacı ve cesur bir gazetecidir aynı zamanda. Gazete denince heyecanı yüzüne yansır.

-Bu akşam arkadaşlarla toplanalım Serdar, oturur muhabbet ederiz.

-Olur Cengiz.

Mekân bellidir, muhabbet koyudur, saat sorunu yoktur.

-Neredesin Cengiz?

-Fas’tayım.

-Neredesin Cengiz?

-Bosna’dayım.

-Neredesin Cengiz?

-Malezya’dayım.

-Neredesin Cengiz?

-Sinop’tayım.

Yani kısa turlarla gezmeyi, dünyayı dolaşmayı sever, sonra da bize gelip çektiği fotoğraflarla güzelce bir sunum yapar.

-Serdar, Lider’de tefsir dersi yapalım. Sen anlat, biz de katkı veririz, hafta içi bir akşamımız böyle dolu dolu geçsin.

-Olur Cengiz, yapalım.

-Çarşamba iyi mi?

-Uyar.

Organize eder, bakmışsın haftaya çarşamba ilk ders başlamış bile.

Cengiz geçen hafta Malezya’ya gitti. Bu sefer uzun bir süreliğine. Uzun zamandır düşünüyordu zaten gitmeyi. İstanbul’dan buralardan biraz sıkılmıştı bize de söylüyordu bunu zaten. Düşündü, düşündü, yeniden okumaya karar verdi. Malezya da yüksek lisans yapacak kırkından sonra.

Otuz yıla varan dostluğumuz var. Sanayi Mahallesi dendiğinde aklıma ilk önce; okuduğum okul imam-hatip ve Cengiz gelir. Unutmadan ekleyeyim. Aliya İzzetbegoviç ve İsmet Özel’i çok sever. Oğluna Ali İzzet ismini vermesi de boşuna değildir.

Biraz daha anlatayım Cengiz’i, para ile hiç işi olmaz. İstanbul’un özel mekânlarını (yiyecek üzerine) çok iyi bilir. İran sineması üzerine doktora yapmış gibidir. Lisede gittiğimiz Cağaloğlu, Beyazıt arasından hiç kopmamıştır. Oralarda gezmeyi, kitapçılara girmeyi, enteresan kitaplar almayı çok iyi bilir.

İnşallah ailen ile orada mutlu, huzurlu ve sağlıklı zamanlar geçirip, bize de bol bol anlatırsın yine akşamları.

Allah’a emanet ol/un kardeşim.

Serdar Çil

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1294 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.