logo

reklam

DENGE TEORİSİ – YERLİ ve MİLLİ EĞİTİM – ÖDEME SİLAH OLARAK KULLANILMASIN

DENGE TEORİSİ – YERLİ ve MİLLİ EĞİTİM – ÖDEME SİLAH OLARAK KULLANILMASIN

Has; mahsus, hususi ve güzel manalarına gelen unutulmaya yüz tutan kelimelerimizdendir. Bahçe ise nice nimetlerin yetiştiği, toprak, üretim ve insan arasındaki bağların sağlıklı yürütüldüğü güzellikleri düşündürmektedir. Kağıthane ve HasBahçe denildiğinde mana dünyası daha bir zenginleşir. Değerli HasBahçe okuyucuları, bu yazımızda üç ayrı konuyu sizlerle paylaşacağım.

DENGE TEORİSİ

Denge, insan ve hayat için en önemli değerlerdendir. Dengesi bozulan ayakta bile duramaz. Ancak insan olarak dengemizi bozmaya çalışan birçok unsur etrafımızı sarmaktadır. Her şeye rağmen dengeyi sağlayabilmek de insanlık görevimizdir.

Kâinat ve dünya da denge üzere devam etmektedir. Flora ve faunadaki dengeyi bozanlar bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalırlar. Ekolojik denge, bu noktada en fazla duyduğunuz terkiplerdendir. GDO ürünlerin hücre ve atomik dengesinin bozulmasıyla ilgilidir. Kanser, hücrelerden bazılarının egoistlik yaparak diğerlerinin alanına taşma ve aşırı büyüme isteği sonucu oluşur.

İnsan da, dengesini bozup aşırı büyümek ve egoistlik peşinde koşarsa iç ve dış dengeleri bozulacağından huzursuzluk, yalnızlık ve yabancılaşma ile karşı karşıya kalır.

Aşırılıklardan (ifrat ve tefrit) sakınmak gerekir. İki uçta bulunmaktan ziyade merkez noktadaki yerimizi sağlamlaştırmak dengeyi kurmamıza yardımcı olacaktır.

Eşya zıddı ile bilinir. Bir kötülük ancak iyilikle bertaraf edilebilir. Hayatta ifrat/aşırılık ve tefrit/eksialtı durumlardan sakınmak gerekir. Denge sağlanabildiği ölçüde, huzur sürdürülebilir ve kalıcı olur.

YERLİ ve MİLLİ EĞİTİM

Küresel güçlerin; değer, üretim ve insanlığı tehdit ettiği zamanlarda yerli ve milli eğitim daha bir önem kazanmaktadır. Bu alanı ihmal edenler, tarihin çöplüğüne doğru sürüklenir. Kendi öz benliği ile çelişen, iç enerjisini gelişim ve iyiden yana dönüşüm için kullanamayanlar yerli ve milli eğitim değerlerini de hayata taşıyamıyor demektir.

Son Yüzyılımızda eğitimin başında hep milli kelimesi olmuştur. Ancak eğitim sistemimizin ne kadar mili olduğu hep tartışmaya açık kalmıştır. Yerli eğitim ise başlı başına bir alan çalışması ve uygulamasını gerektirmektedir. Zor dönemlerden geçen milletimiz, ayaklarına ve beynine vurulan prangalardan ancak yerli ve milli eğitim anlayışıyla kurtulabilecektir.

Sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için, uyanık ve basiretli olmak zorundayız. İyi eğitim veremediğimiz vatandaşlarımız arasından, gafil hatta hainler de çıkabilir ve hainleri birileri iyi kullanır. Hayatın her safhasında sahteler ile hakikiyi ayırmak gerekir. Sahteler var diye hakiki, değerinden bir şey yitirmez. Yerli ve milli eğitim için yapılacak her çaba makbuldür.

Hayatı kim ile niçin ve nasıl yaşadığımıza dikkat edelim. Eğitim, kabiliyetlerimizi geliştirme fırsatlarıdır ve ömür boyu devam eder. Her insan keşfedilmeyi bekleyen gizemler ile doludur. Eğitimciler, insanların kabiliyetlerini keşfedip hayata taşıyabildiği ölçüde başarılı olabilirler.

ÖDEME SİLAH OLARAK KULLANILMASIN

Su, elektrik, doğalgaz, telefon gibi hizmetler, günlük hayatın devamı için temel ihtiyaçlar olarak kabul edilmektedir. Bu hizmetlerin, basit ve kısa süreli borçlar sebebiyle KAPATILMASI kabul edilemez. Kapatmayı bir yana bırakalım, mağduriyet sonrası açma bedeli vs. de farklı şeyleri düşündürmektedir.

Yol, Su, Doğalgaz ve Elektrik hizmetleri; Belediye, hükümet ve yönetimin vatandaşça görülen yüzünü gösterir. Bunların özelleştirilmesi ve ödemenin banka vs. uygulamaları sonucu aksamasına karşı basit borçlar sebebiyle kesilmesinin bir silah olarak kullanılması kabul edilemez. Seyahatim esnasında dinlediğim birçok örnek bu durumu kamuoyu ile paylaşmamı gerektirdi.

Sözgelimi Ordu Perşembe TOKİ’de 12 liralık borç ödenmedi diye elektrik kesiliyor ve Derin Dondurucu’daki bir yıllık tedarik israf ediliyor. Bilhassa tatil için kullanılan evlerde, şehir veya köyde ikinci mekânlardaki su, elektrik ve doğalgaz kesilmesinin bedeli ve mağduriyetleri Vatandaş’ı ciddi sıkıntıya sokmaktadır. Vatandaş bir yıllık çalışma sonucu tatile geliyor… Basit aksaklıklar sebebiyle suyu kesilmiş, elektriği yok, bu hizmeti tekrar alabilmek için bir sürü prosedür ve mağduriyet. Sapla saman karıştırılmamalı,  sağlıklı hizmet vermenin yolları açılmalıdır.

Bu konuyu sosyal medyada da paylaşmıştım, ciddi ilgi gördü. Bazı yorumları naklediyorum.

Muharrem Aydın’ın yorumu “Çok üzücü bir durum, devlet ve yetkililer her fırsatta oy devşirdiği milletin sırtına biniyor, doğuda kaçak elektrik kullanımına halen çözüm bulabilmiş değiller. Dağıtım ve kayıp bedellerini de bize ödetiyorlar.

Ordu deyince de aklıma hemen radar mafyası geliyor, yasal mafya… Milletin canını yaktılar sonra uygulamadan vazgeçtiler, aldıkları haksız ve kabarık ceza rakamları yanlarına kâr kaldı.

Elektrik dağıtım firması da aynı zihniyetle çalışıyor herhâlde, 12 TL borcunu ödemedin, kes elektriği, sonra da şu kadar açma bedeli öde bakayım, yarasın tosunuma garpuzun gapçuğu… Zihniyet değişmeli, halk olarak da bilinçlenmeliyiz, başka söze lüzum yok…”

Aynı şekilde Abdülkerim Kılıç beyin yorumu “ Hocam çok isabetli tespitler sürekli düzenli ödeme yapan ve küçük bir ihmal sonrası çok sıkıntılar yaşayan oldu ben de dâhil olmak üzere bu hususlarda kesinlikle düzenleme gerekiyor.”

Selahattin Yalnız’ın değerlendirmesi “Bu işler böyle hocam, ülkenin bir tarafı hiç ödemez ve kesemezler, bir tarafta da 12 TL fatura için kesilir, ne diyelim”

Not: ÖDEME SİLAH OLARAK KULLANILMASIN şeklinde CHANGE dostları, bir kampanya başlatabilirler.

Dr.Hüseyin Emin Sert

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
558 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.