logo

reklam

Edebiyatı hayata alet edelim

Edebiyatı hayata alet edelim

huseyin akın

Şair-Yazar Hüseyin Akın, bugünlerde iki güzel sürprizle okuyucunun karşısına çıktı: Toplu şiirlerinden oluşan “Sevmek, Karanfil ve Kiraz” ve otuz beş denemenin yer aldığı “Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli?” ismiyle yayımlanan deneme kitabı.

Sevmek, Karanfil ve Kiraz

Ülke Edebiyat dizisinden yayımlanan ve Hüseyin Akın’ın ilk şiir kitabının da adı olan “Sevmek, Karanfil ve Kiraz”, Akın şiirine dair toplu bir okumaya imkân veriyor. İlk kitabın ilk şiiri olan “Kırk Numara İstanbul”dan, dördüncü kitap Kumaştan Çalan Terzi’nin son şiiri “Uzun Şiir”e kadar kesintisiz bir okuma yapınca da Hüseyin Akın şiirindeki konular, temalar, imgeler, söyleyiş biçimleri; şiirinin zaman içinde farklılaşan ve sabit kalan unsurları daha net kavranıyor.

Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli

kaybolmak icin nereye gitmeli

 

Hüseyin Akın’ın Ülke Edebiyat dizisinden çıkan diğer kitabı “Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli?” ise denemelerden oluşuyor. Kimi şairler üvey evlat muamelesi yapıyor nesre, kimisi de şairliğinden tamamen soyunuyor yazarken. Her ikisi de okuyucu açısından tatmin edici sonuçlar doğurmuyor. Aslolan; şair duruşunu koruyarak düz yazının hakkını vermek. Kitaptaki denemelere bu açıdan baktığımızda, Hüseyin Akın’ın şairliği elden bırakmadan ve fakat düz yazı disiplininden de ayrılmadan tam bir kalem hâkimiyetiyle yazdığını görebiliyoruz.

Otuz beş denemenin yer aldığı kitapta, ağırlıklı olarak hayata ve insanlık hallerine dair, okuduğunuzda “bu açıdan bakmak hiç aklıma gelmemişti” diyeceğiniz yazılar yer alıyor. Korkunun ecele faydası vardır, Beden dili ve edebiyatı, Edebiyatı hayata alet edelim… Seni yazmaya kıyamıyorum gibi ilgi çekici başlıklarla, şiire ve bizatihi yazma eylemine dair de denemelerin bulunduğu “Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli?”deki metinler, edebî lezzetleri yanında akademik bilginin karşısına daha sahih ve muteber olarak irfanî bilgiyi koyan yönleriyle öğretici ve ufuk açıcı bir yapıya da sahip.

Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli

Modern insanın gözden çıkardığı iki “yüz” var: Birincisi kendi yüzü, ikincisi gökyüzü… Her iki yüz de insanın baktığı derinlikte kaybolmasına yarıyor. Şayet geri çekilmiş bir göğe mahkûm edilmeyip yeryüzüne “göğe bakma durakları” inşa etmiş olsaydık, kendimizi ikinci kez kontrol ettiğimizde, ayaklarımızı koyduğumuz yerde bulamayabilirdik. Ama heyhat! Şimdi herkesin ayakları fazlasıyla yere basıyor.

Sevmek, Karanfil ve Kiraz

sevmek karanfil ve kiraz

KUMAŞTAN ÇALAN TERZİ

Bütün yataklarını yitirmiş ilk geceden
Üstüne kös dövülmüş bir şehirden geçmek zor
Ayazdan kıran girmiş bin dallı basmalara
Benim dilim varmıyor “şehir düştü” demeye
Kumaştan çalan terzi çalıları eğiyor

Eğninde eski bir yaz düşmüş kör bir makastan
Bir kere tutuştu mu bu şiirden geçmek zor
Eğilip de geçiyor biçtiği her kumaştan
Benim dilim varmıyor “şiir düştü!” demeye
Terzi kumaştan çalmış ellerini seviyor

Ağzını bıçak açmaz bir elleri var onun
Issız ve yazısız bu nehirden geçmek zor
Bir ırmağı düşlerdi gök hiç hesapta yokken
Benim dilim varmıyor “nehir düştü!” demeye
Çalınmış kumaşlardan terzi bir dağ dikiyor

Birikmiş urbaların o vakitsiz uykusu
Dağılınca git gide, düşü birden geçmek zor
İpliğini sürüyen bir iğnenin gözüyle
Benim dilim varmıyor “bu bir düştü!” demeye
Kumaştan çalan terzi o her şeyi biliyor

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1343 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.