logo

reklam

Engelli kime denir?

Engelli kime denir?

engelli kime denir

Engellilerimizin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek; toplumsal hayata, diğer bireylerle eşit koşullarda, tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamak amacıyla 2005 yılında bir kanun çıkmıştı. Kanun, esas itibariyle engellilerimizin hizmetlere erişebilirliğini kolaylaştırmak adına kamu kurum ve kuruluşlarına birtakım yükümlülükler de getiriyordu. Bu yükümlülükler, 2012 yılına kadar yerine getirilemediği için; süre, 3 yıl daha uzatılmıştı. 2015 yılında her kurum ve kuruluşun yöneticisini hukuki ve mali sorumluluk altına sokacak olan bu düzenlemelerin neticesini görmek bakımından ciddi bir denetim gereklidir. Zira engelliye hizmeti lütuf olarak gören; fakat bunun aslında bir zorunluluk ve insan hakkı olduğundan habersiz ve vurdumduymaz yöneticilerimizin sayısı hiç de az değildir. Kanun koyucu ne kadar mükemmel bir düzenleme yaparsa yapsın; onu hayata geçirecek olan irade, yöneticilerdir. Atatürk’ün dediği gibi;”icra eden, karar verenden daima daha kuvvetlidir”. Bu konuda duyarsız davranan ve yasanın gereğini yerine getirmede ihmalkârlık gösteren yöneticilerimizin, vatandaş tarafından ihbar edilmesi ve haklarında cesaretle şikâyetçi olunması iyi olur. Medeniyet yürüyüşümüzde yol alırken, en arkada yürüyen vatandaşımızın hızını ve yürüme güçlüğünü göz önüne alarak yürümeli; onlar olmadan asla hedefe varmayı düşünmemelidir. Aslında topyekûn bir millet olmak, medeni bir millet olmak böyle bir şeydir. Bunun için, bu ülkenin her bir ferdinin, bir diğerinin ihtiyaç ve sorunlarını dışlamaması ve en azından anlamaya, empati kurmaya çalışması gerekir.

Göğsü kınalı bir serçe varmış. Gök gürlediği zamanlarda, tir tir titreyerek yere yatar, gök yıkılmasın diye de ayaklarını havaya dikermiş. Bir yandan da; “korkumdan kırk kantar yağım eriyor” dermiş. Bir gün birisi demiş ki ,”sen kendin beş dirhem gelmezsin, nereden oluyor da kırk kantar yağın eriyor! “ Bunun üzerine serçe şöyle cevap vermiş; “herkesin kendine göre dirhemi, kantarı var; siz ne anlarsınız!” Kendimizi, karşımızdakinin yerine koyup, onun gözüyle bakabilirsek; yani, serçenin yürek çarpıntısını duyabilirsek; ancak o zaman gerçek anlamda yol arkadaşı olabilir, çözümün bir parçası haline gelebiliriz. Engelli vatandaşlarımıza karşı sadece kamuda yönetici olanların değil; vatandaş olarak, işveren olarak, esnaf olarak,  komşu olarak, sivil toplum kuruluşları olarak herkesin sorumluluk bilinci içerisinde hareket etmesi ve bu konunun aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir yönünün de olduğunun asla göz ardı edilmemesi gerekir. Unutmamalıdır ki, asıl engelli olan; aklını, mantığını ve kalp gözünü; doğruluğa, doğru bilgiye, şefkate, merhamete, hikmete ve ilahi gerçeklere kapatıp, hayatı yalnızca kendi ekseninde görenlerdir. Doğuştan veya sonradan ortaya çıkan engellilik hali; çalışmaya, üretmeye, başarılı işler yapmaya ve nihai hedefe ulaşmaya asla ama asla mani değildir. Engelli olduğu halde azimle, inançla kararlılıkla çabalayan ve tarihe adını altın harflerle yazdıran nice insan vardır. Yeter ki bu insanların önüne engeller konulmasın. Yeter ki gönüller engelli olmasın, gönüller engel tanımasın.

Özellikle; komşusu engelli olan vatandaşlarımızı önemli bir sorumluluk bekliyor. Lütfen engelli komşuyla iletişim kursunlar; ihtiyaçlarını gidermede, sosyal hayatın içine dâhil olmada yardımcı olsunlar. Kendi çocuklarına da, engelli arkadaşı ile ilgilenmeyi, oynamayı, paylaşmayı öğütlesinler. Çocukları büyürken, bu sayede hayata bakışlarının da değiştiğini, daha paylaşımcı, haline şükreden, daha sevecen ve sevgi dolu yetiştiklerini fark edeceklerdir. İnsanlar arasında doğrudan ve insani iletişim yolları açık olduğunda; yapay ilişkiler ve ihtiyaçlar devre dışı kalacağından, çocuklarımızın ve gençlerimizin bağımsızlıklarını tehdit eden birtakım sinsi ve kronik riskler de onların hayatından birer birer uzaklaşacaklardır.

Allah’ın lütfu olarak sapasağlam doğmuş olabiliriz, ancak yarınlar için bir garantimiz olabilir mi? Empati kurmayı başarabildiğimiz ölçüde, toplumun bir parçası olduğumuzu fark edecek ve hayatımızın anlamını daha iyi kavrayabileceğiz.

Herkes için engelsiz bir dünya dileğiyle…

Ahmed Akın Varıcıer
Eski Kağıthane Kaymakamı
Ordu Vali Yardımcısı

Etiketler: » » » » » » »
Share
1084 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.