logo

22 Aralık 2013

Eşraf Saati

Eşraf Saati

esraf saati

Eskiden bir beldeye girildiği vakit evvela o beldenin önde gelenleri ziyaret edilir onlarla hasbihal edilirdi. Uzak diyarlardan o beldeye gelen insanlar geldikleri şehir yada beldelerin eşrafından saygın insanlara uğrar; ‘falanca yere gidiyorum selam göndereceğiniz birisi varsa uğrayıp selamınızı ileteyim’ derdi. Selamı bir sorumluluk bilinciyle üzerine alır onu sahibine iletmek için özveri gösterirdi. Eskiden falancanın selamıyla filancaya uğrayan insanlar bir sıkıntısı varsa arz eder ve eşrafın imkanı varsa onu giderirdi. Kimse kimseye senet sormaz, kimlik sormaz hesap sormazdı. Eskiden eşraf ona selam getiren misafiri mutlak surette misafir eder evine götürürdü. Ev efradından hiç kimse bu adamı nerden buldun, niye getirdin kimin nesi diye sormazdı. Eskiden insanlar eşraf olma özelliğine doğal olarak ulaştıkları vakit sorumluluklarından bir nebze olsun ödün vermezlerdi. Onların ev sorumluğu mutlak surette toplumsal sorumluluklarının arkasında kalırdı. Halk ile ilgilenmek, gelen misafirleri ya misafir evlerinde yada evlerinde ağırlarlardı. Doğabilecek kavga gürültü ve anarşi onların bilgeliğiyle bastırılır ilk caydırıcı cezayı onlar verirdi. Edep, saygı, sorumluluk, sosyal dayanışma bu günün insanıyla kıyaslayanmayacak kadar yüksekti onlarda. Cenaze, düğün, kız isteme, yardımlaşma onların öncülüğüyle hal yoluna koyulurdu. Onlar aslında farkında olmadan nübüvvetin yüklediği sosyal sorumluluğun bir benzerini yansıtırlardı.

Günümüz dünyasına bu gözle baktığımız vakit karşımıza çok garip insanlar topluluğu çıkıyor. Bilginin, iletişimin, ulaşımın, ekonomik imkanların, yaşam şartlarının, binek araçlarının çok daha öne çıktığı günümüz dünyasında ‘eşraf’ aramak istediğinizde ciddi manada sükutu hayale uğramanız kaçınılmaz oluyor. Bilgili insanlar bilgelik yerine kibri, iletişimin her türlüsüne sahip olmasına rağmen kaçmayı, ekonomik güce rağmen cimriliği ve bu günü hakkıyla yaşamak yerine sürekli tul-i emel arzularına yatırım yapmayı, meydanlara çıkıp halk ile vakit geçirmek yerine evine kapanıp bir karısı ve ortalama iki çocuğuyla anne babasından bile uzak tecrit edilmiş bir hayatın içinde mutluluk oyunları oynamayı tercih etmektedir. Bilgili insanlar etrafında antenlerini hidayete açmış insanlara ulaşarak yakın dostluklar geliştirmek yerine sanal dünyalarda varlık ve boy gösterisi enaniyetine kapılıp üç beş dergide kibirli yazılar yazmayı ‘bilgelik’ olarak nitelemekte üç beş şakşakçının sanal dünyasında gezinip durmaktadır. Hasbel kader karşılaştıkları yakın dostlarına bile mesafe koyup üç beş kelimeyle hasbihalden sonra yaptıkları ilk iş kaçmaktır. Cenazelere bile sadece cenaze yakının onu göre bileceği namaza iştirak etmeyi becerebildiyse ilk işi cenaze yakınına göz ucuyla taziyede bulunup oradan uzaklaşmayı yakın dostunu bile bu aşamada yalnız bırakmayı tercih edebilir. taziyede bile bulunma, destek verme, yanında olma toplumsal dayanışma içinde eşraf olmanın sorumluluğunu yerine getirme nezaketinde bile bulunmaktan uzaktır. “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.” (Al-i İmran Suresi, 103) dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir çok ayet ve hadiste bulabiliriz. Günümüz insanı, özellikle eşraf çizgisine yakın duranlar çok acil kaybettiği değerleri mutlak surette gözden geçirmeli hayatın zaman zaman dışına çıkıp evinden çoluk çocuğundan uzaklaşarak kendine vakit ayırmalıdır. Halkın içinde normal yaşayan insanlara söyleyecek fazla sözümüz yok. Ancak kendini doğal olarak eşraf olma konumunda bulmuş insanların toplumsal sorumlulukları çok fazladır. Onların evlerine ayıracak vakitleri bir saatse dışarıdaki sosyal örgü içerisinde mahallenin sakinlerine ayıracağı vakit iki saattir. Aksi takdirde çok ciddi bir sorumluluk içerisinde olduklarını onlardan kaçmanın ‘cahillerden uzak durma’ mantığından çok farklı bir şey olduğunu hatırlatmak gerekir. Eşraf olmak şerefli olmaktır, şerefli olmak Allah’a hakkıyla kul olmak tıpkı peygamberler gibi halkı için yaşamaktır. Tecrit edilmiş bir hayat insanı hızla yanlızlaştırır ve maalesef ciddi manada mutsuzlaştırır.

Fatih Alim Daşpınar

Etiketler: » » » » » » » »
Share
1036 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...