logo

reklam

Güzel İnsan, Büyük Bir Dava Adamı: Necmettin Erbakan

Güzel İnsan, büyük bir dava adamı: Necmettin Erbakan

necmettin-erbakan-hasbahce

Güzel İnsan, büyük bir dava adamı: Necmettin Erbakan

Türkiye Prof.Dr.Necmettin Erbakan’ı çalışkan ve üstün zekalı bir mühendis olarak tanıdı. Beyaz perdeye konu olan devrim arabaların mucidi. Devrimini sistemin çarkları vasıtasıyla yapmaya çalışırken, sistemin çarkları tarafından uzaklaştırılmaya çalışılan bir politikacı. 28 Şubat sürecinde başbakanlığı bırakmak zorunda kalan insan. Milli Görüşün Lideri. Meydanlara çıkınca mücahit Erbakan sloganlarıyla adeta yeri göğü inleten bir genel başkan. Rejimin tehdidi olarak görülüp eleştirileri üzerine çekmiş, yargılanmış, tutuklanmış bir dava adamı. Denizler kadar engin, gökyüzü kadar yüksek bir hoşgörü zenginiydi. Sabırlı, kuralcı ve başarılı bir kişiliğin, bir profesörün bir liderin Necmettin Erbakan’ın yaşam öyküsünü sayfalarımıza taşıyoruz…

Erbakan Hocayı anlatmak tabi ki uzun bir kitap çalışması konusu. Her açıdan inceleyip yazmak, gelecek nesiller açısından oldukça faydalı ve önemlidir. Burada bu makale çerçevesinde birkaç hususu ancak ana hatları ile ifade edebiliriz.

prof-dr-necmettin-erbakan

Öncelikle bir insan olarak Hocamız çok mülayim ve hoşgörülüydü. Hiç kimse hakkında olumsuz düşünmez, herkesin olumlu yönlerini ele alarak ya da öne çıkararak ondan istifade etme yollarını arardı. Bu şekilde o insanı da hayra yönlendirmiş olurdu. Gayet kibardı ve çevresine de kibar davranırdı. Örneğin, bir gün başbakanlık merkez binasındaki odasında, yuvarlak masada çok yoğun bir çalışma içerisinde iken hizmetinde olan arkadaşımız gelip “Hocam çayı yeni demledim, arzu eder misiniz?” diye sorduğunda verdiği cevap “lütfedersiniz” olmuştu. Bu cevabı hala gıpta ile hatırlarım.

Hocamız çok akıllı ve zeki bir insandı. Düşünme mantığı, problemi ortaya koyma şekli, çözüm kümesi oluşturma becerisi ve çözümlerini uygulama sistematiği istisnai kabiliyetleri arasındaydı. Onun problemlere yaklaşımında ve çözümünde hem analitik hem de kartezyen mantığın nasıl kullanıldığını keşfetmek müthiş heyecan vericiydi. Her olayın ya da problemin olumlu ve faydalı yönlerinden hareket ederek bir çözüme ulaşma gayreti içerisindeydi. Her türlü çözümü de şu dört ölçü ile test ederdi. İlim, akıl, tecrübe ve gerçekler. Bu dört zihin süzgecini paralel olarak kullanır ve sonunda herkesi ikna edebileceği bir çözüm haritası ortaya çıkarırdı. Onun için de Erbakan hocanın, eğer art niyetli ya da ön yargılı değil ise, ikna edemeyeceği insan yoktu.

“Hz.Muhammed (SAV)’in ümmeti olmak, bir insanın sahip olabileceği en büyük şereftir. Müslüman olma şerefi aynı oranda vebal ve sorumluluk gerektirir.”

necmettin_erbakan_namazda

Erbakan hocamız dini vecibelerini yerine getirmede de çok hassas ve samimi davranırdı. Besmelesiz ve fatihasız hiç bir işe başlamaz ve işlerini hayır duasız bitirmezdi. Her türlü sıkıntılı koşullarda dahi namazlarını aksatmaz, orucunu ikmal eder ve diğer vecibeleri sünneti seniyye üzerine yerine getirirdi. Mesela, ayakta desteksiz duramayacak hale gelinceye kadar namazda rükusunu ve secdesini kendisi yapar, namazın tadil-i erkanına uymak için şartları sonuna kadar zorlardı. İbadetleri konusunda hiç eringenlik göstermezdi.

erbakan-gaf

Bir dava adamı olarak zihni çok berraktı. Ne yapılacağını ve nasıl yapılacağını çok net bilir ve ifade ederdi. Zihninde davası ile ilgili olarak şüphelere veya tereddütlere yer yoktu. Davasında sabırlı, tavizsiz ve kararlıydı. Kendi şahsına karşı yapılan hiçbir şeyi uzun müddet zihninde taşımazdı. Affeder ya da unutur giderdi. Ancak davasına karşı yapılan her şeyi bir kenara not eder ve onlarla nasıl mücadele edeceğini düşünürdü. İşi gücü davasını bir adım ileriye nasıl götüreceğinin tespitini ve tecrübesini yapmaktı. Bu açıdan davasının delisiydi. Bunun için de teşkilatlarda sürekli “davanın delisi olmak” ifadesini kullanır ve onları yönlendirirdi. Yine bu çerçevede hiçbir mazeret kabul etmezdi. Diyelim ki görev vermek için bir arkadaşı aradık ve ulaşamadık. Gelip de kendisine “arkadaşa ulaşamadık” dediğimizde “ölmüş mü?” diye cevap verirdi. Diğer bir ifade ile, bir adam yeryüzünde ise “onu bulamadık” ya da “ona ulaşamadık” türünden mazeretleri asla kabul etmezdi. Yine bir teşkilat çalışması esnasında bir grup arkadaşa bir iş vermişti. İş biraz zordu. Arkadaşlar oturup kendi aralarında konuşmuşlar ve o işin neden yapılamayacağına ilişkin 17 maddelik bir yazı yazarak tekrar görüşmeye gelmişlerdi. Aralarından bir sözcü hem yazıyı takdim etti hem de madde madde izahlarda bulundu. Hocam sabırla hiç sözlerini kesmeden dinledikten sonra kendilerine, “siz bir gece çalışıp bu işin niçin yapılamayacağına dair 17 madde yazacağınıza, 17 gece çalışıp bir madde ile bu işin nasıl yapılacağını izah etmek için gelin bana” deyip kendilerini uğurladı. Hakikaten o iş, Hocamızın yönlendirmesi ve arkadaşların yüksek azmiyle başarılmıştı.

“Kendimizi kurtarmak yetmez. Bir Müslüman olarak bütün insanlığı kurtarmakla mükellefiz. Huzur, barış, refah ve adalet dolu bir saadet dünyasını kurmakla yükümlüyüz. Hayra motor şerre fren olmalıyız. Yanlışın yerine doğruyu, çirkinin yerine güzeli, kötünün yerine iyiyi, sömürünün yerine adaleti, kaosun yerine huzuru, kavganın yerine kardeşliği hakim kılmak için gece gündüz çalışmalıyız”

erbakan-genclige-hitabe-manset

Erbakan Hocamız, ideolojisini Milli Görüş ismiyle ifade eder ve bir matematik netlikte tarif edip uygulardı. Tarifleri arasında çelişki ve çelişkili ifadeler olmazdı. Bu ideoloji ile Osmanlı, Selçuklu ve İslam Tarihini çok güzel bir şekilde iç içe bütünleştirmişti. Milli Görüş’e has bu bütünleşik yapı, dünyadaki bütün Müslümanlara örnek olmuştur. Böylece müslümanlar, kendi inançlarıyla çelişmeyen yerel aidiyetlerini kaybetmeden, ümmet paydası altında birlik ve beraberliği düşünebilir hale gelmiştir. Hocamız, bu çalışmaları ve tanımlamalarıyla ülkemizde olası değişik dış mihraklı yapılandırmaların da önüne geçmiştir. Onları atıl bırakmıştır.

O aynı zamanda bir ıslah adamıydı. İşi gücü yeryüzündeki ifsada karşı çıkmak ve ıslah etmekti. Bu yaklaşım, fikirlere yönelik olduğu gibi kurumsal yapılara yönelik olarak da görünürdü. Bir insanın fikirlerini düzeltmek ya da onu ıslah etmek için saatlerce konuşmaktan çekinmez ve usanmazdı. Ülkemizin kurumsal yapısına bağlı ve saygılıydı. Bu çerçevede hiçbir tahrike kanmaz ve kapılmazdı. Kurumsal yapılar içerisindeki bazı insanların yaptıkları yanlışlar ile kurumsal yapıları ayrı değerlendirirdi. Örneğin TSK ile ilgili olarak kendisine birçok telkinler ve öneriler yapılmış olmasına rağmen, onu her zaman “Peygamber Ocağı” olarak görmüş ve ordumuz ifadesini özel sohbetlerinde dahi hiçbir zaman yalın olarak değil hep “Kahraman Ordumuz” diye niteleyerek kullanmıştır. Hiç unutamıyorum bir gün Altınoluk’da bahçede birlikte yemek yerken sohbet esnasında bazıları ordumuz ile ilgili olarak bir şeyler söyleyince; “… 1000 yıl İslam’ın bayraktarlığını yapmış bu kahraman ordumuzun…” dedi ancak gözleri doldu. Üzüntüden çenesi oynamaya başladı. İçin için ağlıyordu. Onun o halini görünce herkes sustu. Bir müddet kimse konuşamadı.

necmettin-erbakan

Hocam yanlış yapanları da ıslah etmek, eğitmek düzeltmek gerektiğine inanırdı. Bu milletin hiçbir evladının bilerek ve isteyerek yine bu milletin özü olan; hakkı üstün tutan, maneviyatçı, nefis terbiyesini esas alan, hidayet, feraset ve dirayet sahibi Milli Görüş’e karşı olabileceğine inanmazdı. Onun için de ülkemiz insanlarını ikiye ayırırdı; “Milli Görüşçü olanlar ve Milli Görüşçü olmak için sırasını bekleyenler”.

Kısacası Erbakan Hocamız büyük bir önder, iyi bir öğretmen ve güzel bir insandı. Vatan ve millet sevgisi ile doluydu. Emrolunduğu gibi dosdoğruydu. Son nefesine kadar kısaca cihad diye tarif ettiği iyinin, güzelin, doğrunun, faydalının ve adil olanın hakim olması için çalıştı. Bu ilkeler çerçevesinde, Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya kurulması vasiyeti ile ahirete irtihal etti.

Hepimizin başı sağolsun. Allah (CC) kendisine rahmet, bizlere sabırlar versin.

Kaynak: Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN AGD Dergisi Sayı: 135 / 2011

Prof. Dr. Necmettin Erbakan kimdir?

necmettin erbakan

Prof.Dr.Necmettin Erbakan, Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım’ın oğlu olarak 29 Ekim 1926’da Sinop’ta doğdu. İlk öğrenimine Kayseri’de başlayıp Trabzon’da tamamladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni birinci olarak bitirdi. İTÜ Makine Fakültesi’nden 1948’de mezun oldu. Fakülte’ye 2. sınıftan başladı.

Üniversite tarafından 1951’de gönderildiği Alman Üniversiteleri’nde doktorasını tamamladı. 27 yaşında 1954’de İTÜ’de doçent oldu. 1954-55 arasında askerliğini yaptı. 1956-1963 arasında ilk yerli motoru Gümüş Motor’u kurdu. Motor üretimini gerçekleştirdi. 1965’te Profesör unvanlarını aldı. 1967’de TOBB Genel Sekreterliği’ne seçildi. 1943’de Nermin Erbakan ile evlendi.

1970’de Milli Nizam Partisi’ni kurdu. Partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. 11 Ekim 1973’de MSP’yi kurdu. 1974-1978 döneminde üç ayrı koalisyon hükümetinde başbakan yardımcılığı yaptı. Kıbrıs Harekatı’nın yapılmasını savundu. Ecevit, Erbakan’ın isteği üzerine harekata onay verdi. 15 Ekim 1980’de 21 MSP yöneticisiyle birlikte suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981’de serbest bırakıldı. 1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 19 Temmuz 1983’te kurulan Refah Partisi’ne genel başkan seçildi. 1991 seçimlerinde Konya’dan milletvekili oldu. Refah Partisi 1995 seçimlerinde 158 milletvekili ile birinci parti olarak Meclis’teki yerini aldı. DYP ile Refahyol hükümetini kurdu. 28 Haziran 1996’da başbakan olarak göreve başladı. 28 Şubat 1996 sürecinde istifa etmek zorunda bırakıldı. 21 Mayıs 1997’de Anayasa Mahkemesi RP’yi kapatılmasıyla Erbakan’a 5 yıl süreyle siyasi yasak getirildi. 17 Ekim 2010’da tekrar kendi kurduğu Saadet Partisi’nin genel başkanlığına geldi.

27 Şubat 2011’de kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü Ankara’da Güven Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

Erbakan Hoca, meydanlarda, salonlarda veya mahkeme salonlarında verdiği mücadelenin onca yoğunluğuna rağmen, yazılı kültürü de asla ihmal etmemiş ve onlarca kitaba imzasını atmıştır. Özellikle ilk dönemlerde hem kendi alanı ile alakalı yeni kitaplar yazarken, hem de çeşitli alanlarda birçok kitabı Türkçe’ye kazandırmıştır.

Eserleri:

-Diesel motorlarında tutuşma gecikmesi hakkında yeni araştırmalar,

-Motorlarda Tutuşma

-Motor maksatlarına göre yakıtların tutuşma özelliklerinin tayini hakkında alıv metodu

-Aehnlichkeitstheorie und dimensionlose Kenngrössen bei der: Aerothermochemie

-Isı yayılımı

-Mukaddesatçı Türk’e Beyanname,

-Müsbet İlim ve İslâm

-İslâm ve İlim

-Mecliste Ortak Pazar

– Türkiye ve Ortak Pazar

-Erbakan 1. Kongre’de

-Milli Görüş ve anayasa değişikliği

-Mecliste Milli Görüş açısından üçüncü beş yıllık planın tenkidi

-Muhammed’in İzinde

-Doğu’da Batıda ve İslâm’da kadın

-Sanayi davamız

-Milli Görüş Temel Görüş

-Milli Görüş

-Materyalizm ve Maneviyatçılık

-Türkiye’nin sanayileşmesi

-Erbakan diyor ki

-Ağır sanayi

-Başbakanlık bütçesi üzerindeki tenkitlere cevaplar

-4. Beş Yıllık Plan

-Körfez krizi emperyalizm ve petrol

-Türkiye’nin meseleleri ve çözümleri

-Kenan Evren’in anılarındaki yanılgılar

The just economic system

-Heovy industry in Turkey

-Ekonomik durumumuz

-Refah Partisi savunması

-Türkiye ve Ekonomi

-Türkiye’nin kurtuluş yolu

-Milli çözüm ve 40 proje

Etiketler: » » » » » » » » » » » » »
Share
8726 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...