logo

reklam

İlim, Ahlak ve Siyaset

İlim, Ahlak ve Siyaset

hasbahce manset

Siyaset Limanı Ahlaktır

Ahlâk mutlu olma, siyaset ise mutlu kılma çabasıdır. Ahlâk, siyaseti etkilemeli ve yönlendirmelidir. Ahlâkın insan hayatında yeniden merkez olacağı bir dünya ve siyaset düzeni inşa edilmelidir.

Siyaset, Ahlak ve İlim el ele vermeli

Siyasetin ahlâkını sadece siyasetçi tayin etmemeli; ahlâkın hayatın tüm alanlarıyla ilişkisi ilim ve fikir zemininde tartışmaya açılmalıdır. Ahlâkın siyasette izdüşümü üç şekilde ortaya çıkar: Şahsî idealler, toplumsal çıkarlar ve ilahî emirler. 

Siyasetin Limanı Ahlaktır

ismail kahraman

İlim, ahlak, siyaset nedir? Bunların ilişkileri nasıl olmalıdır?

İlim, Ahlak, Siyaset ayrı ayrı disiplinler bunlar. Siyaset, seyisten geliyor; İdare etmektir. Siyasetin içindeki yansımasına politika diyorlar ama politika siyasete karşılık değildir. Poli: Çok, Tika: Yüz. Çok yüzlülük manasına gelir. Ama siyaset başkadır. Bu yüzden aralarında fark vardır.

Ahlak, insanın sahip olduğu hasletler veya huylardır. Ahlak bir disiplindir ve herkes ahlaklıdır. Yerleşmiş bir laf var “ahlaksız adam”. Ahlaksız adam olmaz. Çünkü herkesin bir ahlakı var. Düşük ahlaklı adam, yüksek ahlaklı adam, iyi ahlaklı adam, kötü ahlaklı adam… Ahlak bir disiplindir ve insanın ahlaklı olması ve faziletli olması Yaradan’a karşı olan borcu, hesap gününe olan hazırlığıdır.

İlim, bilgili olmak. Bilgilerin toparlandığı, bir arada bulundurulduğu bir disiplindir. İlim, insanın insan olarak sahip olması gereken malumatların tümü, bilgilerin tümüdür. Tabi ilmin yine ahlak gibi müspeti var menfisi var. Olumlusu var, olumsuzu var. İlimde, müspet ilimlere sahip olmak, inanca dayalı ilme sahip olmak, bir Müslüman’ın görevidir. Mesela ilim, pozitivizmlere göre; ahiret yok, akıl var. Dünyeviliktir. Ama İslam’a göre dünya, bir imtihan yeri, bir fani âlem. Arkasından berzah âlemi, arkasından da beka âlemi, ebedi hayat geliyor. İşte Pozitivizmler; “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” derler, yanlış bir laftır. Zira en hakiki mürşit akla dayanan bilgilerin yekûnu olmaz. Mürşit; yol gösteren, Cenab-ı Hakk’ın beyanlarıdır, kelamıdır ve dinimizin esaslarıdır. İlmin, metafiziği reddetmeyen, maneviyatı inkâr etmeyen bir durumda, bir yerde, bir noktada durması lazım ki inançlı insanın görevi odur.

ilim-ahlak-siyaset

Dolayısıyla müspet ama maneviyata dayalı metafiziği kabul eden ilim, üstün ahlaklı insan ve bunların bu vasıflara sahip kişilerin yürüttüğü idare, siyaset böyle olduğu takdirde faydalıdır, böyle olduğu takdirde insanidir, İslami’dir ve idealdir. Böyle olması lazımdır. Yani bir siyaset adamının bilgi sahibi olması lazım, ahlaklı olması lazım, faziletli olması lazım ve tabi Allah’a inanması, bir hesap günü olduğuna inanması lazımdır. Seküler düşüncede olanlar, ahireti kabul etmeyenler, dolayısıyla gerçeğe aykırı düşenler, yanlış yolda olanlar Cenab-ı Hakk’ın elbette ki Rahmetine, Mağfiretine ulaşamayacaklardır. İnanç mühim hadisedir. İlimli, ahlaklı olanın ilmi seviyesi yüksek, müspet ahlaka sahip insanların siyaset yapmaları özlenen bir hadisedir. Böyle olduğu takdirde böyle bir insanların bulunduğu toplum pırıl pırıl bir toplum olur. Bunun tersi tam tersi olursa bir bataklıkta olur insanlık.

Önce Ahlak ve Maneviyat

1969’da Milli Nizam Partisini kurduk. İlk sloganımız “önce ahlak ve maneviyat” idi. Doğru bir hadisedir. Ve maneviyattan nasibini almış ona dayalı ilim. İstediğiniz kadar bilgili olun, istediğiniz kadar malumat sahibi olun, ilim sahasında, fizikte, kimyada, herhangi bir sahada ilerleyin eğer maneviyatınız yoksa bu hiçbir işe yaramaz. Havada kalan bir hadise olur. Yani İslam’ın emirleri çerçevesinde hareket edip, o istikamette ilim tahsil edip, müspet ahlaklı olarak devam etmek lazım. Böyle bir toplumda böyle insanların da idare edişi yani siyasettekilerin böyle olması toplumları geliştirir ve kalkındırır.

Türk siyasetinde önemli görevde bulundunuz. Siyaset ülkemizde İslami camia önünde ne gibi ufuklar açmıştır?

Siyaset, seyis, idare eden anlamına geliyor. Siyaset idareciliktir, idare etmektir. Siyasette bulunanlar devleti yönetirler, dolayısıyla devlet hayatında beşeri manada bir hâkimiyet kurarlar. Yanlış yönlendirirlerse Türkiye’deki geçmiş zamandaki farklılıklar gibi yanlışa girilir, batağa girilir. Müspet olurlarsa kalkınmaya bürünür. Dikkat edin, ahlaka, yüksek ahlaka ve maneviyata siyaset insanlarıdır. Türkiye’deki gelişmeleri yapanlar. Onun dışındakiler materyalisttir, maddecidir kendilerini düşünürler.

Türkiye’deki siyasette Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren maneviyat noktasında büyük bir zafiyet yaşanmıştır. Pozitivizm düşünceye sahip olanlar siyasetin başında bulunmuşlardır. Ve Dine yatkın olmayan, yakın olmayan, dini gelişmeye ilerlemeye mani gören bir kafa yapısına sahiptirler. Siyaset Tarihimize baktığımızda, Cumhuriyeti kuranlar yanlış temeller üzerine Cumhuriyeti kurdular.

siyaset-eski-tablo

Türkiye’deki hareketler, siyaseti ele geçirme hareketleri, siyaset kadrosunu değiştirme isteyenlerin hareketleri, darbedir.

Darbe ile ihtilalin farkı; biri idareciyi değiştirir. İhtilal ise; hukuki, siyasi, iktisadi, sosyal bütün bünyeyi ve yapıları değiştirir.1909’da böyle bir değişim yapılmıştır ve Osmanlı’nın meşruti idaresi devrilmiş yerine bir parti hâkimiyeti gelmiş ve dışarının İngiltere’nin Fransa’nın ve Locaların istediği bir yapı, bir siyasi kadro Türkiye’ye hâkim olmuştur. Ve 1918’de yani on sene içerisinde koca bir cihan devleti yok edilmiştir. Niye? Siyasetin başında bulunan insanların inanç noktasında zafiyet içinde bulunması, maneviyatlarının üstün olmaması ve bir dış muhalifliğin, dış hayranlığın, bir Fransız severliğin, Locaların mensubiyetinin verdiği bir hava ile sistemi değiştirdiler. 

“Güçlü bir Türkiye istemezler.

Çünkü büyük bir mirasa sahibiz.

Osmanlının varisiyiz.

Bizden çekinirler.

Biz büyük devletiz.”

Sayın Başbakanımızın ‘siyaset limanı ahlaktır’ sözünü nasıl yorumluyorsunuz?

Ahlak temeli, yani iyi ahlaklı olmak şarttır. Ahlakı bozuk olanın her işi bozuk olur. Siyasetinde çok yüzlü, riyakâr olmamasının sağlanmasının tek reçetesi; siyasetle uğraşanların ahlaklı olmalarıdır. Hesap gününe inanmalarıdır. Mesela ahlaklı ve siyasetçi İmam-Hatip Okullarını açan, Demokrat Partideki bütün müspet icraatın temelini yapan Tevfik İleri’dir. Samsun’da altı sene Karayolları Bölge Müdürlüğü, 1950-1960 arasında Mecliste Demokrat Parti iktidarında Ulaştırma Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, bir dönem Meclis Başkan Vekilliği ve Devlet Bakanlığı Yardımcılığı yaptı. O kadar üst seviyelerde bulunmuş adamın evi yoktu. Kiradaydı, odaları fazla yoktu. Oğlu Cahit’e bir gün; “Cahit yavrum çalışma yapacağım misafir içeride” deyip çocuğunun odasını, çalışma için kullanan çok faziletli bir insan, iyi ahlaklı bir insandı. Tevfik İleri’yi rahmetle anıyoruz.

Milli Türk Talebe Birliğinde 1932’de genel başkanlık yaptı. Tevfik İleri numune bir insandır. Rol model dedikleri, numune-i imtisal bir insandır. Ahlaklı insanın numunesidir. Ahlaklı ve faziletli olduğu için büyük hizmetler yapmıştır. Gençlere örnek bir insandır. Böyle örnek insanlar siyasette iyi neticeye götürür. ‘Ahlak siyasetin limanıdır’ sözü Tayyip Bey’e aitse güzel bir söz söylemiş. Ama o limana girmeyenler oradan nasibini almayanlar da tam tersini yapıyorlar. İyi ahlak, müspet ahlak, maneviyata değer veren ahlak; elbette ki siyasetin, insanın, devletin limanıdır. Doğru bir sözdür.

ilim-ahlak-ve-siyaset

17 Aralık operasyonuyla ilgili söylemek istedikleriniz nelerdir?

17 Aralık, 28 Şubat’ta Rahmetli Erbakan’ın başkanlığındaki REFAH-YOL yani Necmettin Erbakan, Tansu Çiller ortaklığının yıkılmasına ait olan darbenin benzerini yapmak isteme tarihidir. 17 Aralık bir hukuk skandalıdır. Birbirinden ayrı üç soruşturma var. 14 aya süren bir çalışmayı biriktirip, bir araya getirip, toplumun önüne bir şok gibi sundular. 17 Aralık’ta darbe yapmak isteği vardır. “Su uyur, düşman uyumaz” derler. Türkiye’nin büyümesi ve gelişmesi dışarının ve komşularımızın işine gelmez. Almanya’nın, İngiltere’nin, Rusya’nın, Suriye’nin, Bulgaristan’ın gelmez. Dünya’nın gelmez. Güçlü bir Türkiye istemezler. Çünkü büyük bir mirasa sahibiz. Osmanlı’nın varisiyiz. Bizden çekinirler. Biz büyük devletiz. Biz aşiret değiliz. Devlet öyle kolay olunmaz. Dolayısıyla bizi devirmek için denedikleri bir yoldu.

Türkiye on yılda sessiz devrim yaşadı. Sessiz devrim ile her sahada, hukukta, ekonomide iktisatta yani sosyal bünyede ve siyasette fevkalade büyük hamleler oluştu. Türkiye bu son on yılda güçlü bir hale gelip ilerlemiştir. Milli gelirini üçe katlamıştır. Dünyayla ilgisini hep devam ettirmiştir. Dünya ülkelerinde büyük otorite sahibi olmuştur. Tayyip Bey’in şahsiyetinde “one minute” hadisesi, İslam dünyasının önderliğinin Türkiye’de olduğunu göstermiştir.

Türkiye tek parti iktidarlarının olduğu dönemde kalkınmıştır. Koalisyonlar Türkiye’ye çok seneler kaybettirmiştir. Türkiye koalisyona gitmemelidir. Türkiye’de ilk defa Cumhurbaşkanını halk seçecektir. Ona giden yolda taş olmak, engel olmak, barikat kurmak inanmış bir kitleye asla yakıştırılmayacak bir hadisedir.

Türkiye Cumhuriyeti 100.yılında inşallah tarihteki o mazisine, misyonuna ve büyük devlet noktasına ulaşacaktır.

İsmail Kahraman Kimdir?

Rize, İkizdere’de 1940 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Karabük’te, liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyetinde başkanlık, MTTB’de 48.Dönemde Genel Başkanlık yaptı.

Çeşitli STK’lar da hizmetlerde bulundu. 29 Mayıs 1985’de kurulan Birlik Vakfında Kurucu üye ve Mütevelli Heyeti başkanı oldu ve halen devam etmektedir. 21 Aralık 1994’te kurulan TGTV kurucu üyesidir ve ilk dönemde Mütevelli Heyeti başkanlığı yapmıştır.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı kurucularından olup Mütevelli Heyeti başkanıdır. İlim Yayma Cemiyeti ve İş Dünyası Vakfı Yüksek İstişare üyesi ve İlim Yayma Vakfı kurucu ve Mütevelli Heyeti üyesidir. İş hayatında; Sanayi ve Ticaret kuruluşlarında İcra Kurulu ve İdare Meclisi Başkanlıkları yaptı. 1974 yılında Çalışma Bakanlığı, Bakan Müşaviri oldu. 1995-1999 milletvekili genel seçimlerinde 20. ve 21. dönemlerde TBMM’nde İstanbul Milletvekili olarak yer aldı. Her iki dönemde de Meclis Grup Başkan Vekilliği yaptı. TBMM Anayasa Komisyonu ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyeliklerinde bulundu. 1996-1997 yılları arasında 54. REFAH-YOL Hükümetinde Kültür Bakanı olarak görev yaptı.

Sosyal ve Siyasi sahada fikri ve vakfî faaliyetlere devam etmektedir. Evli, dört çocuk babasıdır. 

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1948 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.