logo

reklam

İş Güvenliği Yasası ile Geç Tanıştık

Ömer Çelepçıkay: 6331 Sayılı Yasayla Geç Tanıştık

Ömer Çelepçıkay İş Güvenliği Yasası ile Geç Tanıştık-Ahmet Albayrak
İş Güvenliği Uzmanı Ömer Çelepçıkay ile İş Sağlığı ve Güvenliğini ve 6331 Sayılı Yasayı konuştuk…

Öncelikle kendinizi okuyucularımıza tanıtır mısınız?

1985 Siirt doğumluyum ilk, orta ve lise tahsilimi Siirt’te tamamladım. Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliği İngilizce Bölümünü bitirdim. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde yüksek lisans yaptım ve Hava Harp Okulunda doktora eğitimime devam etmekteyim. Şuan Doğuş Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde öğretim görevlisiyim ve ayrıca iş güvenliği uzmanı olarak gerekli çalışmaları yapmaktayım.

İş kazası ve iş güvenliği nedir?

İşin yürütümü yönünde ve çalışma saatlerinde olan her kaza iş kazasıdır. İş güvenliği ise; çalışanın daha güvenli koşullarda olmasını sağlayan bilim dalıdır.

Türkiye iş kazalarında 27 AB ülkesi arasında 1. sırada, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu duruma şaşırmıyorum biz AB standartlarının çok gerisindeyiz. Bu standartları AB uyum çalışmalarıyla 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı kanunla yakalamaya çalışıyoruz. Bu kanun bütün işyerlerinde o işyerinin tehlike sınıfına göre iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurmasını ve bu iş güvenliği uzmanı tarafından tüm personele iş güvenliği eğitimi verilmesini, kanun kapsamında zorunlu tutuyor. Kanun güzel, kapsamı geniş, herkese sorumluluklar yüklüyor, iyileştirmeyi hedefliyor. Ama bizim kültürümüz, geçmişimiz ve bilincimiz bu kanunu benimsemede yetersiz kaldığı için iş kazaları da kaçınılmaz oluyor. Bu nedenle iş kazalarında lider durumdayız.

Bahsettiğiniz işyeri tehlike sınıfları nedir ve personel eğitim almamışsa ne olur?

İşyerleri 3 tehlikeli sınıfa ayrılıyor; az tehlikeli işyeri, tehlikeli işyeri ve çok tehlikeli işyeri. Bir işyerinin tehlike durumunun sınıflandırılması SGK’nın nace kodlarında bellidir. İşyerinizin tehlike sınıfına göre sizin orada çalıştıracağınız iş güvenliği uzmanının sınıfı belirleniyor. İş güvenliği uzmanları da 3 sınıfa ayrılıyor; A sınıfı uzman, B sınıfı uzmanı ve C sınıfı uzmanı olarak. A sınıfı uzmanı çok tehlikeli işyerlerine ve diğerlerine bakabiliyor, B sınıfı uzmanı tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerine, C sınıfı uzmanı ise sadece az tehlikeli işyerlerine bakabiliyor. Kanunla bu tehlike sınıflarına göre çalışacak iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin sınıfları ve çalışma saatleri belirleniyor. Bütün iş yerlerinde personelin iş güvenliği eğitimi alması kanunen zorunludur. İş yerlerine SGK tarafından gelecek denetlemelerde ilk soru şudur; personel iş güvenliği uzmanı tarafından iş güvenliği eğitimi aldı mı? Eğer almamışsa ilk seferde maddi cezalar uygulanıyor.

Disk tarafından hazırlanan rapora göre Türkiye’de her saat 80 işçi iş kazası gerçeği ile yüzleşiyor sadece %10’u SGK kayıtlarına alınıyor nasıl yorumluyorsunuz?

İş kazasının kayıt altına alınmaması kaza karşısında nasıl davranacağımız ile ilgili bilincin bizde yerleşmemiş olmasından kaynaklanıyor. Çalışanın iş kazası karşısında ben iş kazası geçirdim diyemiyor. Bunun birinci sebebi; bilgisi yok böyle bir şeyi söyleyeceği zaman bunun kayda alınacağını, belki kurumuna yaptırım uygulanacağı, belki kendisine maddi bir kazancı olacağı ücretli izin, rapor hakkı v.s olacağını bilmiyor. İkinci durumda; bilgisi var ama çalışansınız. Ben biliyorum başıma bir kaza geldi bunu kime söyleyeceğim işverenime. İşveren bu kazayı bildirdiği zaman bu işyerinde bu kaza oluyor gibi işveren maddi ve manevi sıkıntıya girebilir. Bu nedenle işveren beni kale almayabilir. Örneğin; ayağı kırıldı, tamam gitsin izin yapsın, maaşından izin kesilmeyecek. Çalışanda işini kaybetmemek adına izin aldım, maaşımda kesilmeyecek, kayıt altına alınmasına gerek yok gibi durumlar yaşanabiliyor.

Bu gibi yaşanan olaylar sizce nasıl engellenebilir?

Aslında 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile devlet bu gibi olayları engellemeye yönelik yaptırımlar getirdi. Her işyeri kapasitesine göre iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurmak zorunda. Ama kontrol mekanizmasında eksiklik var. Devlet ne yaptı, kanun koydu, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurma zorunluluğu getirdi. İş güvenliği uzmanının görevi kazayı rapor edip SGK’ya bildirmektir. Ben bunu kurumumda yapıyorum ama her iş yerinde her kaza kayıt altına alınıp SGK’ya bildirilmiyor. Bunun nedeni; iş güvenliği uzmanının ve işyeri hekiminin maaşını işverenin vermesidir. Sonuçta bunlar patrona ne kadar ters düşebilir ki? Buda bazı iş kazalarının yaşanmasına ve kayıt altına alınmamasına sebep olan bir durumdur. Bu olayların engellemesi için çözüm iş yerlerine devletin yerleştirdiği iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi olabilir. Gerekirse maaşı işverenden kesilip devlet tarafından verilmesi yani iş güvenlik uzmanlarının devlet memuru statüsünde olması iş kazalarında alınacak tedbirin artmasına ve iş kazalarının büyük ölçüde azalmasına katkı sağlayacaktır.

Yaşanan iş kazalarının %90’ı taşeron firmalarda gerçekleşiyor sizce sebebi nedir?

Bir işveren işyerinde iş güvenliği ve eğitiminde kanun hükümlerini uygulamak zorundadır. Bu kanunen birincil görevidir. Siz işi taşeron firmaya veriyorsanız, taşeron firmada aynı iş güvenliği uygulamalarını kanunen yapmak zorundadır. Türkiye’de taşeron sistemi bir işi daha uygun maliyetle daha hızlı zamanda yapmak demektir. Mesela yaz sezonu 5 aylık bir inşaat işi diyelim, zaman kısıtlı maliyetin düşmesi gerek. Taşeronun aklına iş güvenliği eğitimi ve uzmanı gelmiyor belki çalışanların SGK’sı bile yok. Bir kaza durumunda bu gerçek ortaya çıkıyor. İşveren önceden benim haberim yok taşeron firma bu işi yaptı diyebiliyordu. 6331 Sayılı Kanunla artık her işveren çalıştırdığı alt kurum ve şirketlerin buna taşeron firmalarda dâhil personelin iş güvenlik tedbir ve eğitiminden kanunen sorumludur.

Röportaj: Ahmet Albayrak

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1902 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...