logo

reklam
20 Mart 2014

İtibar Kaybettiren Numara(lar)dan Kurtulmak

İtibar Kaybettiren  Numara(lar)dan Kurtulmak

ogretmene itibar

İtibar, bir insanın parayla satın alamayacağı bir saygınlığı ifade etmekle beraber, kaybı karşılığında hiçbir kazancın ya da kazanımın kabul edilmeyeceği bir değerdir. İtibar öylesine bir saygınlığı ifade eder ki hayatla sınırlı olmayan hürmet ifade eden bir payeyi bünyesinde barındırır. Yıllar sonra da olsa hukuksuzluğa uğrayan kimsenin itibarının iadesi toplum nezdinde ki pozisyonunu bakımından önem arz eder.

Öğretmenlik mesleği bakımından itibar kavramı üzerinde konuştuğumuzda kuşkusuz hem maddi hem de manevi anlamda toplumsal statüsünü konuşuyoruz demektir. Geçmişte, ebeveynlerin çocuklarını öğretmene teslim ederken “eti senin kemiği benim”  diyerek öğretmene olan güven duygusunu kendi özgün Anadolu yaklaşımıyla ifade ediyorlardı. Ya şimdi öyle mi? Neredeyse çocukların veliler nezdinde aşırı korunan, kutsal obje mesabesinde bir konuma getirildiklerini hangimiz inkâr edebiliriz? Buradan dayağı tecviz ettiğimizi düşünmek ve öğrencinin nesnel bir varlık olduğunu düşündüğümüz zannedilmesin. Pek tabidir ki öğrenci önemlidir ve onsuz bir eğitimden söz edemeyiz. Ancak öğretmeni basit bir uygulayıcı veya öğretici olarak görmeye başladığımızı ironik bir dille izaha çalışmaktır bizimkisi.

Hayatı kolaylaştırmak ve çağın imkânlarını kullanmak, insanı merkeze almak bakımından önemlidir. Bugün birçok alanda, anında ulaşmak ve çözüm beklemek adına iletişimde gözle görülür mesafe aldığımızı söyleyebiliriz. Bir telefon ile itfaiyeyi yangın yerine, ambulansı ayağımıza, polisi evimize getirebiliriz. Alo hatları olarak dünyamıza giren pek çok numara, bu alanda yaşanan mağduriyet ve acil durum olduğunda ya da hizmet sorgulama anlamında ulaşımda kolaylığı sağlamaktadır. Bu hatların ortak vurgusu acil durum ve yaşanan mağduriyettir. Tüm bunların öğretmenin itibarıyla ne ilgisi vardı ne alaka seslerini duyar gibi olduğumu itiraf etmeliyim. Ancak Alo 147 hattı ile itibarı zedelenen bir çok öğretmenin olduğunu yakinen biliyor olmaktır bana bunları söyleten. Sanki bir yangın çıkartan ya da öğrencinin yaşamını tehlikeye atan bir riski taşıyormuş gibi öğretmeni her an tedirgin edebilecek tetiği çekilmiş bir silah konumuna dönüşen bir uygulamayı tartışmaya açmaktır niyetim.

Sayın Dinçer döneminde, öğretmenlik mesleği itibar anlamında tek taraflı irtifa kaybına uğratıldığında, benim de yöneticisi olduğum Eğitim Bir Sen, “toplumların medeniyet seviyesi öğretmene verdiği değerle ölçülür” sloganıyla  “Öğretmene Saygı” yürüyüşü düzenlemiş ve ne para ne de makam istiyoruz diyerek iade-i itibar arayışını dillendiriyordu. Bir doktor darp edildiğinde dünyayı ayağa kaldıranlar, uğradığı iftira ve toplum nezdinde kaybedilen itibarına isyan sebebiyle çareyi intiharda bulan öğretmene aynı tepkiyi veremiyordu ne yazık ki. Bu tespit, elbette ki doktor kardeşimizin uğradığı haksızlığa tepkiyi eleştirmek değil, öğretmenin sahipsizliğine bir serzeniştir.

Öğretmenin her an suç işleyebilir potansiyele sahip olduğu vehmi üzerinden kurgulanan 147 kılıcı ya yargısız infazlara ve haksız tahkikatlara zemin oluşturan formattan arındırılmalı ya da tamamen yürürlükten kaldırılmalıdır. Nasıl ki gereksiz yere 112 hattını aradığımızda bunun bir karşılığı oluyorsa ve müeyyide uygulanacaksa, aynı duyarlılıkla 147 hattı üzerinden şikayetçi olanların iddiası sübut bulmadığında da bunun bir karşılığının olması gerekmektedir.

MEB’in artık pansuman tedbirler üzerinden irtifa kaybeden eğitim meselemize artık, öğretmeni merkeze alan bir yaklaşımla somut çözümler üretmelidir. Toplumda öğretmenin itibarını artıracak farkındalığa vesile olacak hem özlük anlamında iyileştirmelere hem de ilme hürmeten öğretmenin huzurunda düğme ilikleten bir saygı iklimini oluşturmalıdır.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
795 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.