logo

reklam

Kağıthaneli Hemşehrimiz Sultan Abdülhamid

Kağıthaneli Hemşehrimiz Sultan Abdülhamid

Son dönemde TRT1’de yayınlanan “Payitaht Abdülhamid” dizisi ile yeniden gündeme gelen Sultan Abdülhamid aslında Kağıthaneli olarak hemşehrimiz sayılır. Bu nereden çıktı sorusuna cevap verebilmek için 19. Asra dönmemiz gerekir.

II.Abdülhamid, şehzadeliğinin önemli bölümünü Kağıthane’de İkinci Mahmut’un, kızı Atiye Sultan için yaptırılan Atiye Sultan Sarayı’nda geçirmiş, Mithat Paşa ile tahta çıkma görüşmelerini bu sarayda yapmış ve tahta buradan çıkmıştır. Onun döneminde (1876-1909) Kağıthane Mesiresi her sınıf halkın rağbet gösterdiği bir konuma ulaşmıştır.

Kağıthane âlemleri eski halk takvimine göre Kasım günlerinin başına kadar sürerdi. O günlerin anlatımıyla; “Mart dokuzu fırtınası savulduktan sonra mesire kalabalıklaşmaya başlar, Nisan girince civcivlenir, Hıdrellezde mahşer gibi olurdu.” Bilhassa cuma günleri, Sadabad mesiresinde adım atılacak yer bulunmazdı. Kağıthane’de yapılacak eğlenceler ve Kağıthane’ye gitmek İstanbullular arasında “Kağıthaneli olmak” deyimiyle adlandırıldı. Kağıthane eğlencelerinde türlü yemişçiler, muhallebiciler, dondurmacılar, gezgin çalgıcılar burada dolaşırdı.

Elbette, Kağıthane’de böyle bir mazisi olan Sultan Abdülhamit, Kağıthane’ye çeşitli eserler kazandırmıştır. 1893 yılında Kağıthane çayırına, Atiye Sultan Sarayı’nın (Günümüzde Hükümet Konağı/Kaymakamlık) önüne yaptırdığı çeşmeye “Yeni Çeşme” ya da “II. Abdülhamid Çeşmesi” denir.

Bu dönemde Harbiye, Harbiye Zadegan, Kuleli İdadisi, Bahriye Mektebi, Tıbbiye-i Şahane, Mektebi Sultani öğrencilerine her yazın başında Sultan II.Abdülhamid tarafından kuzu ziyafeti verilmesi gelenekselleşmişti ve bu ziyafetler daha sonra dönemi anlatan bir çok makaleye konu olacaktır.

Abdülhamid döneminden günümüze kala(maya)n eserlerden biri de Poligon Sarayı’dır. 2. Abdülhamid tarafından Almanya’dan alınan mavzer tüfeklerinin denenmesi için Kağıthane’ye kurulan poligon sahasının başına atışları seyretmek üzere kurulan saray iki odalıdır. Tamamen ayakta iken 1956’da yerine Gazhane yaptırılmak üzere hiçbir izi kalmayacak biçimde yıktırılır. Halen yerinde İETT Poligon Otobüs Garajı vardır. Kağıthane’den Sütlüce’ye dere boyunca uzanan yolun sol tarafında bulunan kasrın hemen önündeki poligon 1917’de İttihatçı Yakub Cemil’in kurşuna dizilerek idam edildiği yer olması bakımından da tarihe geçmiştir.

Kağıthane’nin eskiden beri zenginliklerinden biri de su kaynakları idi. İstanbul’da hem yetersiz kalan su ihtiyacını karşılamak hem de yeni yapılan modern binalara basınçlı su vermek gayesiyle Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında Fransız şirketine imtiyaz verilerek “Dersaadet Anonim Su Şirketi” (Terkos Şirketi) kurulmuştu. Su sıkıntısı söz konusu olduğu zaman daima Kağıthane suları hatırlanır ve oradan istifade etmenin yolları aranırdı. Bu yüzden II. Abdülhamid’in henüz saltanatının ilk yıllarında, buradaki suların buhar makineleri vasıtasıyla yükseltilerek Taksim sularına ilave edilmesi gündeme getirilmişti. Sultan II. Abdülhamid kendi döneminden önce alınan su aktarma pompalarını Kağıthane deresinde oluşturulan su terfi ve aktarma merkezine yeniden koydurarak bu su makinesi ve kurulan pompa istasyonu sayesinde 1882 yılından itibaren Zincirlikuyu’daki Taksim galerisine su pompalanmaya başlanmıştı. Tesislerin yapımında bütün masraflar Padişah’ın şahsi hazinesinden karşılanmıştır.

Sadabad’ın güvenliği ise II. Abdülhamid’in yaptırdığı karakol tarafından sağlanıyordu. İstanbul İngilizler tarafından işgal edilince, SADABAD ya da eski adıyla 66. Süvari Karakolu’na İngiliz askerleri yerleşti ve adını İngiliz Karakolu olarak değiştirdiler. Cumhuriyet döneminde ise Jandarma Karakolu adı verildi.

Abdülhamid ve Kağıthane konusuna daha sonra devam etmek arzusu ile.

Abid Yaşaroğlu

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
567 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.