logo

MHP ve Ülkücülük

MHP ve Ülkücülük

MHP ve Ülkücülük

Türkiye’de siyasi her kesim MHP ile ülkücülüğü birbiriyle tam anlamıyla temayüz eden bir akım olarak telakki eder. Biri diğerinin sahibi-arka bahçesi gibi algılanır. Oysaki bu yaklaşım ülkücülük tabirinin içindeki köklü ve kadim derinliğe karşı bir haksızlıktır. Çünkü MHP ülkücülere değil eğer illede böyle bakılacaksa ülkücüler MHP’ye hükmeden üst yapı olarak algılanmalıdır. MHP siyasi birlikteliğin olduğu bir parti iken ülkücülük hareketi bir milletin yüzyıllardır biriken değerlerinin manifestosudur.

Türkiye’deki birçok hareketin evirilip devrildiği, siyasal ve ekonomik değişimlerden olumsuz etkilendiği gerçeği karşısında ülkücü hareket ülküsünü değiştirmemiş her zaman ülke adına haksızlık karşısında; “Ya Allah Bismillah” naralarıyla sokağa inmeyi sürdürmüştür. Bu istikrar ve üçlü sabite (vatan-millet-mukaddesat) takdiri hak eder konumdadır kanaatindeyim. Bu ülkü temelde vatan sevgisidir. Sevgi hamurunu milletine sadakatten, mayasını ilahi kudretten alıyor, vatanını bu karışımların hamur teknesi görüyorsa bu hareket saygıyı hak eden ve kolayca kenara konacak bir hareket gibi düşünülemez. Çanakkale’ye giden 17 yaşındaki Mehmetçiğin duygu ve düşüncesi neyse ülkücü hareketin her zaman diri olan içindeki reflekste aynıdır. Birçok insan İslami yaşantı biçiminden ülkücüleri eksik bulur ve eleştirir. Oysaki onlardaki başkaldırı; biçim ve içerik bakımından zulme, haksızlığa ve esarete isyanın yansımasıdır. Bu ise aslında içinde değer taşıyan her insanın muteber saydığı değerlerden biridir. İslamcıların pek çoğunun ne halde olduklarını gördükçe ülkücülere yapılan eleştirilerin yersiz olduğunu söylemek mümkün. İdeolojik söylem bakımından değişmeyen ender hareketlerden biridir ülkücülük. Böyle kocaman bir camiaya dinsel bir motifle bakıp yok saymak anlaşılır gibi değil. Din kimsenin tekelinde olmadığı gibi kimin iman bakımında muteber olduğunu da yalnızca Allah bilir. Bütün radikallerin, siyasal-cemaatsel İslami hareketlerin bugünlerde gizli milliyetçilik ruhlarını gördükçe ülkücülerin sevgi üçgeninin eleştiri almasının haksızlık olduğu kanaatindeyim. Bu ülkede birçok İslami kesim askere gitmenin küfür olduğunu sayarlarken bugünlere geldiğimizde PKK’ya karşı başarı için askerlerimize nasıl dualar okuduklarına hep beraber şahit oluyoruz. Yeni bir Osmanlıcılık ifade biçimiyle kendi içlerindeki aslında var olan milliyetçiliğe meşrutiyet kazandırmanın peşinde olanlar aslında çok komik bir görüntü içindeler. Ülkücüleri kafatasçılıkla itham edenler şimdilerde Osmanlı Milliyetçiliğiyle acaba neci oluyorlar?

O sebepledir ki sabitesi Ergenekon efsanelerine kadar giden ülkücü hareket kendi içindeki tutarlılığını muhafaza eden ender hareketlerden biridir. Yerinden çok fazla oynamadan ideolojik söylemlerine -beğenirsiniz beğenmezsiniz- bağlı, uç beyi olarak görev yapmaya hazır bekleyen dinamik ve oldukça önemsenmesi gereken köklü bir akımdır. Ülkücü hareket kendi içindeki sancıya rağmen üslubunu, düsturunu, töresini, örf ve adetlerini bozmadan siyasal sıkıntılara rağmen ketum sırdaşlığını muhafaza etmenin gayretindedir. Ülkücülerin önünde set oluşturmaya çalışanlar bu hareketin yerlilik damarlarını bilenler ve bu damarın gelişmesine müsaade etmek istemeyenlerdir.

Türkiye’de kadim ülkücülük hareketi MHP’yi aşan derinliğe sahiptir. MHP bu hareketin son elli yılda siyasal yansıması gibi görünse de tam anlamıyla ülkücü hareketin karşılığı değildir. Anadolu topraklarındaki bin yıllık Türk Medeniyeti ülkücülüğü hattı zatında MHP’nin parti tüzel kişiliğinde toplanamayacak kadar büyük ve derindir. Ülkücülük, kadim Türk tarihinin coşkun akan boz bulanık ırmağında her zaman coşkunun kavganın ve ölümün adı olmuştur. Ülkücü hareket her türlü siyasi hamlede devlet lehine olumlu hareket yapan her iktidara gerektiğinde dost eli uzatarak herkesin oynak olduğu bir dönemde durduğu yeri iyi seçen kendi içinde tutarlı bir harekettir. Ki aslında en temel değer, bu ülkede yaşayan her düşünce akımının Solcu-Sağcı-Liberal-Alevi-Sünni’nin ruhunda doğal olarak taşıdığı “Devlet-i Ebed” tezahürünün her kesim tarafından aynı şekilde nasıl algılanabildiğinin göstergesidir.

Bu bağlamda ülkemizde yaşayan ekseri çoğunluk aslında gizli bir ülkücüdür-devletçidir.  

Önümüzdeki mayıs ayında kongre sürecinde olan Ülkücü Hareket-MHP üzerinde yapılmaya çalışılan her türlü operasyonu bertaraf ederek harekete istikamet vermeye çalışanlara gerekli cevabı vermelidir. Çünkü bu hareketin birilerinin eline geçmesi yeni bir siyasal çöküntünün ve kaosun habercisi olacaktır. 

Fatih Alim Daşpınar

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1526 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...