logo

reklam

Öğretmen Strateji Belgesi Hayırlı Olsun mu?

ÖĞRETMEN STRATEJİ BELGESİ

HAYIRLI OLSUN MU?

Milli Eğitim Bakanlığı “Öğretmen Strateji Belgesi 2017-2023” belgesini açıkladı.

Kulağa oldukça hoş gelen bu başlığın altında, eğitim sistemini, öğretmenin çalışma koşullarını Bakanlığın yanlış uygulamaları sonucu ortaya çıkan öğretmenin itibar kaybı ve diğer sorun alanlarının neler olduğunu görmek isterdik. Kamuoyuna yansıyan haline bakılırsa her ne kadar eğitimin paydaşlarından da görüş alındığı söyleniyorsa da ortaya çıkan sonuca bakıldığına durumun hiç de öyle olmadığı görülmektedir.

Biz “eğitim, eğitimcilere bırakılamayacak kadar önemli bir meseledir!” sözünü şehir efsanesi sanıyorduk meğer yanılmışız bu belge bu tezi ne yazık ki doğrulamaktadır. Şaşırdığımı söyleyemem. Zira son 26 yıla baktığımızda Milli Eğitim Bakanı olan 15 kişiden ancak iki tanesinin sınıf tecrübesi yaşayan öğretmen kökenli olduğunu görüyoruz.

Daha önceleri tartışılan öğretmen odaklı çalışmalar da, bu yeni strateji belgesi de maalesef “öğretmene dair ortaya konan bir çalışma olmak yerine öğretmeni ortaya koyan bir çalışma” gibi bir hüviyet arz etmektedir. Oysa bu strateji belgesinden beklenen Türkiye’nin 2023 vizyonuna hizmet edecek yarınlarımızı emanet edeceğimiz gençliğin yetişmesinde asli unsur olan öğretmenlerin tüm boyutlarıyla sorunlarını ortaya koyması ve ortak akıl ile çözüm sunabilme derinliğine sahip olmasıydı. Ortaya konan strateji belgesi, her şeyden önce itibar erozyonuna uğratılan öğretmenliğin saygınlığını geri getirecek öneriler barındırmalıydı. Hiçbir meslekte rastlamadığımız ucuz işgücü yöntemi, modern kölelik anlamına gelebilecek ücretli öğretmenlik mevzusu hakkında bir şey söylemeliydi.

Bu belgede ne yazık ki asgari ücretin altında bir maaş ile çalışmak zorunda bırakılan öğretmenlere ilişkin bir kaygının izine rastlamak mümkün değil.

KPSS, Alan Bilgisi Sınavı, öğretmenlikten asıl öğretmenliğe geçiş yazılı ve sözlü sınavı, mülakat ve sözlü sınavı gibi zorlu süreçlerden geçerek hiçbir kamu görevi için öngörülmeyen türde ve sayıda sınava tabi tutulan öğretmenlerin stresini de ortadan kaldıracak bir adıma bu belgede rastlamadığımız gibi bir de nur topu gibi yeni bir sınavla daha karşılaşıyoruz.

Her 4 yılda bir sınava tabi tutularak meğer kalitemiz artırılacakmış! İçtenlikle kabul ediyoruz ki elbette içimizde işinin hakkını veremeyen öğretmen nosyonundan uzak arkadaşlarımız olabilir.

Her meslek grubunda aynı şeylerin olabileceği bu arızi durum, tümden öğretmenleri 4 yılda sınava sokunca ortadan kalkacak ve hepimiz dört dörtlük öğretmen mi olacağız?

Hizmet içi eğitim seminerleri, ekonomik bakımdan teşvik edilmek suretiyle yönlendirilen lisansüstü eğitimler ve kariyer planlaması, rehberlik ve danışma hizmetleri gibi daha birçok yöntemle öğretmenin güncel gelişimi sağlanabilecekken her 4 yılda bir sınav düşüncesinin hikmeti nedir?!

Mesela sanığın haksız yere ceza almasına neden olan kimi hâkimler yüzünden tüm hâkimleri, yanlış teşhis koyduğu için ölüme sebep olan doktorlar yüzünden bütün doktorları ya da başka meslek gruplarının arazi sorunlarından mütevellit tamamının sınava sokulmasını düşünmek ne kadar doğrudur? 

Kişilik testleri, bir öğretmende bulunması gereken -sözüm ona- yeterlilikleri geliştirmek adına öğrenci, diğer öğretmenler ve velilerin değerlendirmeleri benzeri çalışmalar bu strateji harikasını ortaya koyan bürokratları da değerlendirerek yeterliliklerini ölçecek bir mekanizma öneriyor mu? Yazboz tahtasına dönüştürülen eğitim politikaları, dün devrim niteliğinde değişiklik olarak ortaya konan ancak bugün pedagojik olmadığı gerekçesiyle terk edilen uygulamalara imza atan yöneticiler de bu durumdan nasibini alacak mı?   

Artık yorulduk; her uyandığımız sabah karşılaştığımız, akşamdan düşünülen yeni arayışlardan!

Biraz durun nefes alın beyler!

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1674 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.