logo

reklam

Osmanlıların İlk Devlet Teşkilatı

Osmanlıların İlk Devlet Teşkilatı

Osmanlıların İlk Devlet Teşkilatı

Divan, devlet işlerinin birinci derecede görüldüğü merciidir. Padişahın, bulunmadığı takdirde vezirin başkanlığı altında devlet başşehrinde veya padişahın bulunduğu yerde kurulan bakanlar kuruludur.

Divan her gün sabah erkenden namazdan sonra padişahın huzuruyla toplanıp askeri, örfi, hukuki, idari, mali v.b umumi kararlar verirdi. Divanda, padişah, vezir-i azam ve diğer vezirler, kazaskerler, defterdar ve nişancı aza bulunurdu. Vezir-i azamlar askeri ve örfi işlerden, kazasker hukuki ve şer’i işlerden, defterdar mali işlerinden, nişancı divan kaleminin arazi işlerinden, has, zeamet, tımar tercihlerinden, tapu defteri kayıtları v.s tertibi işlerinden sorumlular idi ki; tetkik ve görüşlerini iletirlerdi.

1.yz. ortalarından sonra divan, padişah neredeyse haftada dört gün cumartesiden salı gününe kadar toplanırdı. Ve lakin ikindi divanları da kurulurdu mahiyetiyle Divan-ı Hümayun’daki mutad ve muayyen müzakerelerden başka vezir-i azamlar kendi saraylarında hatta da birkaç defa divan kurup divan-ı hümayun da görülmesine lüzum kalmayan ve yahut fazla olan işleri orada görürlerdi. Aslen divanlar sabah vakti namaz sonrası hemen düzenlenirdi.

Osmanlılarda vezir artınca ilk vezire, vezir-i azam denildi. Vezirlerin, vezirlik alameti olan üç tuğları vardı. Tuğları padişah verir idi. Tuğ, Türkçedir. Osmanlılarda bir araya toplanmış at kuyruklarının tepesi toparlak veya hilal şeklinde, sırığın ucuna takılmasıyla tuğ vücuda gelirdi. Kıllar kırmızıya boyanırdı, tepesinde beyaz ve siyah kıllardan oluşan ince başlık vardı. Vezirlerin üç, beylerbeyinin iki ve sancak beylerinin bir tuğu vardı…

Osmanlıların idarelerindeki yerler köy, kaza, sancak ve beylerbeyi şeklinde idari, askeri, bir taksimata tabii tutulmuştur…

İlk devirlerde İslam, Hıristiyan bütün köyler halkına kanunnamelerde reaya denilip bu tabir sonradan bütün gayrimüslimler hakkında kullanılmıştır. Reaya veya köylünün asker olmayan şer’i ve hukuki davalarına mahalli kadılar bakarlardı. Mutlakıyetle idare olunan beldelerde toprak ve reaya Emir’in yani hükümdarın addedilmiş olup bundan dolayı şimdiki tabirle devlete ait yerlere “Araz-i Emiriyye” denilmiştir.

Toprağın terk ederek rızkını başka sanatta arayan bir köylü sınıfı vardı ki çift bozan denirdi. Topraklarını terk ettikleri için bunlardan ağır vergi alınırdı. Eğer çift bozan şahıs başka sanata girmeyerek diğer birinin toprağında ziraat yapıyorsa tarlasına dönmesi emrolunur, dinlemezse daha ağır ceza olarak iki öşür alınırdı. İzmir ve Ege beldelerindeki çift bozanların çoğu garb ocaklarına gidip gemicilik ederlerdi.

Osmanlı devleti kendisinden evvelki Anadolu Selçukileri gibi elindeki yerleri hizmet mukabili olarak muhtelif kısımlara taksim etmiş ve bir kısmını da havass-ı hümayün ismiyle Maliye hazinesine tahsis etmiştir. Bu devlette toprağın taksimatı diğer İslam devletlerinde olduğu tarzda yani İslamiyet’in kaidelerine göre yapılmıştır.

Adaletli yarınlar temennisiyle.

Volkan Yaşar Berber

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
880 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...