logo

reklam

Sınırımız Temizleninceye Kadar

Sınırımız Temizleninceye Kadar

sinirimiz-temizleninceye-kadar

Seçim ortamı ABD’yi iyice sarmış vaziyette. Clinton, Cumhuriyetçilerin adayı olacağına hiç ihtimal verilmeyen Trump’tan bir adım önde görülüyor. Ama kamuoyu şirketleri arada büyük fark olmadığını, seçimlerin çekişmeli geçeceğini söylüyor. Tüm dünya, ırkçı ve yabancı düşmanlığı anlamına gelebilecek sözler sarf eden, Müslümanları peşinen suçlu ilan eden böyle bir adaydan “nasıl Amerika başkanı olabilir”, herkes merakla bekliyor.  ABD -şayet seçilirse- Trump gibi bir meczubun idaresinde nereye doğru savrulur, bunu henüz kimse bilmiyor. Avrupa’da yükselen milliyetçi ve faşist eğilimlerin okyanusun öbür yakasında da dirilmesi dünya barışı adına herkesi korkutuyor.

ABD kendi gündemine gömülmüş ve Obama yetkileri budanmış topal ördek durumuna düşmüştü. Yeni 15-16 Temmuz kalkışmasını savuşturan Türk ordusu aylardan beri konuşulan ama yapılıp yapılamayacağı şüpheli gibi gözüken müdahale için Suriye topraklarına girdi. DAEŞ’in şiddetini her gün arttıran saldırılarına karşı ülkemiz, topraklarına düşen bombaların, mermilerin önüne geçmek için sınır ötesi müdahaleyi son çare sayarak sınırının güneyinden başlayarak süpürme harekâtına girişti.

Sekiz ayı bulan Rusya gerginliği nedeniyle, Rusya’nın misilleme yapma ihtimaline karşılık güney hattımızda, sınırın öte yanına geçiş yapamamıştık. Fırsatı ganimet sayan PYD güçleri de Batı Fırat’a neredeyse yerleşmiş, güney yönümüzden sınırımızı kapatmıştı. Rus uzlaşmasıyla Türkiye’nin eli güçlendi ve PYD’nin otonomi ilan edişinin ABD’de rahatsızlık yaratmasını takiben aradığımız fırsat artık avucumuzda. Hem PYD’yi hem DAEŞ’i hedef alan bu harekâtla, adı darbeye karışmış ve bunun mahcubiyetini yaşayan ordumuzun kendine gelmesi için iyi bir fırsat ortaya çıktı.  

İran, önceki dönemlerdeki etkinliğinden uzak ve Rusya’yla sıklıkla farklı noktalarda siyaset güder oldu bölgede. Artık bitmiş sayılan Esed’i yeniden canlandıran Rusya bölgede bir an evvel suların durulmasını arzuluyor. Esed’i ve Suriye’deki üslerini-menfaatlerini korumanın bedeli artık onlara da ağır geliyor. Düşük enerji fiyatlarının maliyesini alt üst ettiği, halkın alım gücüne bir hayli darbe vurduğu artık daha açık görülüyor. Onlar da ciddi ciddi, ABD’nin bölge kontrolünü kasten kendilerine bırakır gibi yapıp Suriye’de olmanın ağır masrafıyla yüzleşmeleri tezgâhını hazırladıklarına inanmış görünüyorlar.

Ordumuz Cerablus ve Münbiç üzerinden El-Bab’a doğru yönlenmiş bulunuyor. İlk defa karşılarında düzenli bir ordu gören hem DAEŞ hem de PYD unsurlarının hattın kuzey bölgelerinden püskürtülmeleri çok zor olmadı. Fakat harekâtın sahadaki yöneticileri de Ankara’daki karar alıcılar da iyi biliyorlar ki güneye doğru gidildikçe işler daha zorlaşacak. Direnişin daha sertleşeceği bölgelere ordumuz yeni ulaşmaya başladı. ÖSO birliklerinin içinde kopmalar olduğu gibi söylentiler yetkili makamlar tarafından teyit edilmese bile harekâtın psikolojisiyle birilerinin oynama niyetinde olduğunun işaretlerini veriyor.

PYD’nin bir oldubitti yapmasına müsaade etmeyeceğimizi, güney sınırımızda yerleşik hale gelmesine izin vermeyeceğimizi bu vesileyle herkes görmüş oldu. Milletimiz zorbaların ülkeyi kana boyama girişimlerini ters yüz ettikten sonra büyük bir uzlaşı içinde ordumuzun ilerleyişini destekliyor. Tarihimizde nadiren görülen büyük bir dayanışma ruhu, elbette cephede mücadele eden askerlerimize de moral olacaktır. Eğer yapılabilirse PYD birliklerini DAEŞ unsurlarının bulundukları yöne doğru süpürmek ve bu iki orduyu karşı karşıya getirmek işimizi çok kolaylaştıracaktır.

İçeride büyük ve tarihi bir fırsatı aç gözlü bir yaklaşımla harcayan HDP’nin işi artık çok daha zor olacak. ABD’nin gümüş tepsi içinde Kuzey Suriye’yi kendilerine vereceklerinden çok emin olarak çıktıkları yolda hızla yalnızlaşmaya başladılar. Bugünlerde gerek kendi ağızlarından gerekse İmralı’dan yükselen yeniden barış masasına dönülsün çağrıları artık pabucun daha da pahalı olduğunu açıkça gösteriyor. Yazık oldu, aylar ve yıllar boyunca iç huzurumuzu kendimiz temin etmek yolunda gösterilen bütün gayretleri meçhul beklentiler uğruna heba ettiler. Bin yıllık kardeşliği yeniden ve esaslı biçimde sağlamak yolunda kendi adları da olacak, bu şeref payesini onlar da iftiharla taşıyacaklardı.

Ferasetleri bu kadarını görmeye kâfi gelmedi. Kendilerini gölgelerinden büyük sanmanın bedelini artık yok farz edilmek şeklinde ödüyorlar. Bu dakikadan sonra muhatap yalnızca halktır. Kürt halkının en azından bir bölümünü layığıyla temsil etmeye HDP’lilerin çapları yetmedi.

Ahmet Çağan

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
683 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.