logo

25 Mayıs 2014

Sınırımızdaki Savaş

Sınırımızdaki Savaş

Sınırımızdaki Savaş

Suriye’de, diktatörlüğe karşı ayaklanan sivillerle, tüm öldürücü araçlarını gözünü kırpmadan kullanan Esed tarafları arasında başlayan çatışmalar üçüncü yılını tamamladı. Dünyaya Arap baharı diye takdim edilen; ama sonuçları itibariyle gerçek bir Arap kışına dönüşen, -Tunus dışında- hiçbir yerde de ülke insanına somut bir netice getirmeyen ayaklanmalar serisi, geçtiği ülkelerin altını üstüne getirdi. 20. yüzyılda oyun kurucular tarafından maharetle çizilen sınırlar, ara ara kaynatılıp karıştırılarak yeni hamlelere uygun vaziyete dönüştürülüyor.

Ülkemiz sayıları üç yılda bir milyonu aşan Suriye mültecileriyle, hemen sınırımızın öte yanında kavrulan, herkesin can telaşına düştüğü bir dünyanın varlığını daha derinden fark ediyor.  İnsanlar evlerini, topraklarını, işlerini arkalarında bırakarak yalnızca hayatta kalabilmek için bir komşu ülkeye sığınmak zorunda kaldılar. Sebebi olmadığımız ama sonuçlarından mutlaka etkilendiğimiz bir dünya, hem yanı başımızda hem de içimizdedir artık. Başlarda bize çabuk bitecek bir savaş gibi gelen tablo, günler geçip Baas yapısının ne denli ülke kurumlarına egemen olduğu görüldükçe, ellerindeki otoriteyi yitirmemek için kimyasal silahlar dahil her şeyi kullanabilecekleri anlaşılınca, durumun vahameti daha iyi fark edilmeye başlandı.

Çatışmanın başında sivillerle Suriye askerleri arasındaki iç savaş, kısa zamanda, bölgede aktif rol almak isteyen devlet ve örgütlerin de katıldığı çok yapılı bir mücadele alanına döndü. Şiilik gayretiyle Hizbullah ve İran, Selefiler adına Ürdün’den Balkan bölgesine kadar geniş bir alandan gelen ve kendilerine mücahit diyen kesimler, birtakım Arap ve Müslüman devletlerce desteklenen Özgür Suriye Ordusu, çatışmada öne çıkan yapılar olarak gözükmekteler. Ülkenin içinde ayrıca kim tarafından koordine edildiği şüpheli IŞİD gibi örgütler de aylık, bazen haftalık olarak farklı saflarda görülmektedir.

Türkiye en başından beri, güney sınırında olup bitenlerle ilgili, pragmatik değil vicdanlı ve ilkeli bir tavır ortaya koydu. Herhangi bir mezhebi, fraksiyonu kollamayı düşünmeyen bu ahlaklı tutum, Suriye’de bir an önce kanın durması istikametindeydi. Yüz bin kişiyi aşan vatandaşının kanı hala elinde bulunan Esed yönetiminin, enkaza çevirdiği topraklarda meşru bir idare olarak kalamayacağı gerçeğine dikkati çekmek oldu Türkiye’nin tavrı. Birleşmiş Milletler’deki tüm etkinliğini kullanarak, halkına savaş suçu sayılan gazlarla müdahale eden rejime karşı insanlığı, dünya örgütü şemsiyesi altında müdahale etmeye çağırdı Türkiye. Müdahale artık an meselesi diye düşünülürken, birden Amerika’da rüzgâr tersine döndü, Avrupa’nın da isteksiz bir tavır takınması ve Rusya’nın karşı çıkışı da göz önüne alınarak, müdahaleden vazgeçildi. Gözlemciler, Suriye’de zehirli gazla ölümlerin vuku bulduğunu raporlarında anlatmalarına ve felaketin boyutlarını dikkatlere sunmalarına rağmen, bildiğimiz Batı hiçbirimizi şaşırtmayan refleksleriyle, olup bitenlere yine göz yumdu.

Yirmi sene önce Bosna’da olanları hatırlayanlar için Birleşmiş Milletler’in karar alamayan, yaptırım uygulamayan, geçiştiren ve görmezden gelen yapısı bize sürpriz değil elbette.  Yaşadığımız tablo gösteriyor ki bu örgüt, finansmanını sağlayan ülkelerin –başta Amerika- menfaatleri dışında bağımsız, hakkaniyetli ve insanlık adına hiçbir adım atacak çapta değildir. Dışişleri Bakanlığımız elbette bunları biliyordu fakat hissiz yüreklere de bir şeyler anlatacak kadar ağır bir fotoğraf ortadayken olması gerekenin asgarisinin yapılabileceğini de düşünüyorlardı. Asgari insanlığın bile, dünya milletlerini temsil ettiği sanılan örgütten fersah fersah uzak olduğu kısa zamanda anlaşıldı.

Gittikçe tam bir bataklık halini alan Suriye, her geçen gün yeni denklemlerin, menfaat çekişmelerinin, pozisyon kazanma çabalarının odağı haline geliyor. İran, bir taraftan Esed’i destekleyip arkasına Rusya’yı almışken, bölgede Amerika’nın en sadık müttefiki olan Suudi Arabistan, gelişmeleri kaygıyla izleyip kandırıldığını düşünüyor. İran’la olan husumeti çok öncelere varan Suudi’ler, göz göre göre bir Şii blokunun önce Irak’ta Maliki yönetimiyle kurulmuş olmasından tedirgin oldular. Müttefik Amerika’nın gittikçe büyüyen Şiir yapısına karşı pek sesini çıkarmaz tavrı, özellikle ülke topraklarında petrolün yoğun bulunduğu bazı bölgelerde var olan Şiir güçlerini cesaretlendirir endişesi duyuyor Suudi’ler. Mısır’da askeri güçlerin yönetimi devralmasında en önemli destekçi olan Suudi’ler, gittikçe kıstırıldıkları duygusundan kurtulmak için önümüzdeki süreçte her hamleyi yapacağa benziyorlar. Bu arayış dünyada yok sanılan Suudi Arabistan dış politikası denilen yeni bir kavramı da gündemimize sokuyor. Onları, artık geleceğini Amerika’nın tüm menfaatlerini bölgede koruyan ve kollayan bir ülke olmaktan vazgeçip, yeni ittifaklar peşinde, alternatif güçlerle strateji geliştirmeye çalışan bir Suudi ülkesi olarak görürsek hiç şaşırmamalıyız.

2014 yılı Orta Doğu’da hayli sancılı geçeceğe benziyor. Son 12 yılda ezber bozan, kronik sorunlarını aşmaya başladıkça özgüveni gelişen, istikrarı ve dinamik nüfusuyla hızla büyüyen ve tarihteki sorumluluklarını yeniden hatırlamaya başlayan Türkiye, dışişlerinde aşırı cesur hamleler yapıyor. Suriye halkının yanında olmak, Mısır’da askeri cuntaya karşı çıkmak gibi adımların yanlış olduğunu, vicdanı kararmamış hangi insan söyleyebilir?

Süper güçlerin arkasından gelen bölgesel bir güç olan Türkiye’nin elbette etkin bir dış politika takip etmesi, hem aklımızdan hem de gönlümüzden geçmektedir. Bunu yaparken siyaset ölçeğimizin Türkiye’yi doğru tartması fevkalade önemlidir. Mısır’la -velev ki sivil yönetimi devirmiş bir askeri idare iktidarda olsa bile- ipleri koparmaya, Suriye’de daha kaç yıl süreceğini kimsenin bilmediği bir savaşın içine çekilmeye karşı uyanık ve ihtiyatlı olmak zorundayız.   Çünkü iç kamuoyunda iktidarın dış siyaset denkleminde hata yapmasını bekleyen nice kokuşmuş ruhlular, çirkin seslerini çıkarmak için tam da böyle bir fırsat bekliyorlar.

                                                                            

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
959 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...