logo

reklam

Tarihin Sunduğu Fırsat

Tarihin Sunduğu Fırsat

Tarihin Sunduğu Fırsat

Beş aya yaklaşan belirsizlik döneminden sonra, yeniden güçlü bir iktidarla 2019’a kadar ülkemiz yoluna devam ediyor. Kaos bekleyenlerin birçoğu, sınırlarımız ötesinde cereyan eden, uluslararası güçlerin rekabet sahası halini almış olayların da hesabını hükümete keserek, 13 yılda memleketin toptan ayağa kalkışını yok saymaya ve manzarayı bir çöküş ve tükenme olarak sunmaya uğraştılar. Tüm bu nafile çabalar insanımızın derin irfan denizinde küçük kabarcıklar yapmaktan öteye geçemedi.

AK Parti, hükümet oluşundan bu yana, kendisini dönüştürdüğü gibi aynı zamanda onu iktidara getirenleri de değiştirdi. Halkın önemli bir kesiminin tabusu olan alanların iktidarın yaptıklarına duyulan güvenle insanımız için de yavaş yavaş tabu olmaktan çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kürt meselesinde çok değil 15 sene önce hemen her konu yasaklı vaziyetteyken günümüzde bu dilin üniversite düzeyinde eğitim ve edebiyatını veren filoloji bölümleri açıldı, devlet televizyonunda 24 saat Kürtçe yayın yapılan bir aşamaya geldik. Diğer taraftan azınlıklar meselesiyle ilgili vakıflar konusu başta olmak üzere, kendilerini ülkemizin diğer mensupları gibi birinci sınıf vatandaşı saymaları için gayret gösteriliyor. Birçok azınlık okulu, uzun yıllar önce kapattığı kapılarını birer birer eğitime açmaya başladı. Yaş haddinden emekli oluncaya kadar Başbakanın siyasi danışmanlarından biri Ermeni kökenli bir vatandaşımızdı. Azınlıkların bu memlekette yegâne hakkı kul köle olmaktır denilen zihniyetten onların da bilgi ve enerjisinden yararlanılan noktalara gelindi. Bu gelişmeler, muhafazakâr iktidar döneminde gerçekleşiyor ve sözde ilericilerin de fena halde canını sıkıyor esen değişim rüzgârı.

Türkiye’ye gerçek manada sınıf atlatacak olan yeni anayasa meselesi, bütün uğraşlara rağmen aşılamayan bir mevzu olarak son dönemde yine kenara itildi. Bulunduğu yerden alınıp ülkemizde en geniş özgürlük alanlarını garanti eden, herkesin teşebbüs ve ifade hürriyetini teminat altına alan bir içerikle tüm toplumu kucaklayacak görünüme kavuşturulmaya ihtiyacı var. Aksi takdirde kazanılmış tüm ekonomik ve bilimsel başarılar boynu bükük görünecek. Hükümet ne kadar kararlı ve iyi niyetli olursa olsun, meclisin kalan kısmı en azından ana fikrin sağlanması konusunda işbirliği yapmadıkça bu dönemde de anayasa konusu yıllardır olduğu gibi temel bir çekişme ve birbirini suçlama alanı olmaya devam edecek.

Adalet konusu da ülkenin son yüzyılına damgasını vurmuş, kimsenin memnun olmadığı, her devirde siyaset yükünün altında ezilip kalmış, hele askeri dönemlerde, adeta cuntanın etrafa korku salmak için oyuncağı halini almış bir yapı olarak sorunlu halini sürdürüyor. AK Parti hükümetinin büyük sorumluluklarından biri fiziki imkân ve kalitesine sınıf atlattığı yargı kurumunu, ülkenin ihtiyaçlarını karşılayacak, vicdanları tatmin edecek ve iç tutarlılığı sağlam olacak şekilde yerli yerine koymaktır. Çelişkili kararlar istisna değil genel bir yapı olmaya başladığı anda insanların zaten zedelenmiş olan adalete güven duyguları büsbütün ortadan kalkmaktadır. Zaman aşımı gibi sonuçlar kurumlarımızın ciddiyetinin sorgulanmasına sebep olabiliyor. Büyük Türkiye idealinin gerçekleşmesinde adalet kurumunun yasa önünde istisna kabul etmeden herkesin eşit olduğunu göstermesi bu yolda hakkaniyetten ayrılmayacak bir yol tutturması hayati derecede önem taşıyor.

Türkiye uzun yıllardır siyasi açıdan, açık bir kamplaşma alanı olarak yürümeye çalışıyor. Seçime iştirak oranlarının yüzde 90’lara varması demokratik katılım, insanların ülke geleceğinde söz sahibi olması açısından ne kadar olumluysa bireyleri yüksek dozda siyasallaşmış ve cepheleşmiş insanlar olarak sandığa gitmeleri de o denli sıkıntılar taşıyor. İnsanlar liderini, programını beğendiği partiye oy kullanmaya değil rakip partiye hayatı dar etmeye gidiyor sandık başına. Acilen her geçen gün daha da keskinleşen ve düşmanlık algısı halini almış yapının kabul edilebilir bir noktaya getirilmesi gerekiyor. İnsanlar elbette aynı düşünmeyecekler fakat ortada milletin tamamının menfaati olan mevzularda sağduyulu bir noktada bir araya gelinemez mi? Seçim kararı alındığı bundan 3 ay önceki gelişmeleri hatırlayalım. İktidara koltuk değneği olmamak gibi hırçın, suçlayıcı gerekçelerle, AK Parti’yi daha serbest eleştirmek ve hatasını kovalamak için, bu yönetim kimseyle uzlaşamaz demek için kısaca her nedenle, muhalefet partileri ortak bir kabine kurmaktan geri durdu. Hangi partiye oy verdiğimizin bir kıymeti olmadan kriz zamanlarında bizi etrafında toplayacak ve siyasi elbiselerimizi bir kenara koyup birlikte çalışacağımız bir ülke fikri üretmek zorundayız. Bu birlikteliği sağlayacak ve ülke genelinin tansiyonunu düşürecek hamleyi aldığı % 50 oy oranıyla AK Parti’nin yapması bugün daha mümkün görünüyor.

İktidar bu altın fırsatı iyi değerlendirerek diğer sahalardaki başarısını taçlandırmalı. Geniş kesimlerinin itidalli olabildiği, gerginleşmeden ülke meselelerini tartışabildiği bir Türkiye asıl büyük sıçramasını o zaman gerçekleştirecektir.

Ahmet Çağan 

Etiketler: » » » » » » » » » » »
Share
659 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...