logo

Var mısın Yok musun?

Var mısın Yok musun?

var-mısın-yok-musun 

Hayatımız hep bir oyunların içerisinde geçip gitmekte ve bu oyunlarda bir takım imtihandan geçmekteyiz.

Küçük yaşlarda yaşadığımız sıkıntıları, oyunun içinden sayardık, çoğu zaman görmezdik bile. Çünkü biz çocukken sadece kendi sorumluluğumuzu üstlenmiştik. Farkında olmadan çok güzel bir duyguya sahiptik. Kendi duygularımızın kontrolünü sahiplendiğimiz için de diğer dışsal sorunlara takılıp kalmaz aksine oyunun bir parçası olarak görürdük. Hatta sorun nedir onu bile bilmezdik.

Büyüdük, büyüdük ve o hayat, bize farklı bir hayat gibi gelmeye başladı. İçinden çıkamadığımız sıkıntılar edindik. Bu sıkıntıların yaşamımıza girmesine çocukken izin vermeyen bizler, büyüyünce ne olduysa gereksiz her şeyin aklımızda yer etmesine izin verdik. İstemediğiniz sürece kendimizi üzemeyeceğimizi çocukken biliyorken, büyüdüğümüzde isteyerek her sıkıntının zihnimizde yer etmesine müsaade eder olduk.

Hayatımızı, önümüze sunulan tercihlerle, sorulara verilen cevaplarla sürekli yönlendirdik…

İnsanoğlunun doğumundan ölümüne kadar olan o güzel ömründe, aile hayatında, iş hayatında, sosyal hayatında yaşam kalitesini arttırmak, keyif almak, huzur ve mutlu olmak, refaha ulaşmak, adaletli ve takva sahibi olmak için hayatımızı şekillendirmeye var mısın, yok musun?

Büyüklere karşı gelmektense, saygı duymaya,

Boşa geçireceğin vakitlerin yerine kitap okumaya,

Eşine karşı somurtkan olmaktansa, neşeli güler yüzlü olmaya,

Evlatlarına karşı asabi olmaktansa, merhametli ve şefkatli olmaya,

Yolda yürürken sağa sola bakmaktansa, önüne bakıp yürümeye,

Karşı cinsten biri ile konuşurken gözlerinin içine bakmaktansa gözlerini kaçırarak konuşmaya,

Ağzından çıkan kötü sözler yerine, hayırlı sözler söylemeye,

Facebook’ta paylaştığımız o güzel sözleri hayatımızda da uygulamaya,

Toplu ulaşım araçlarında yolculuk ederken boşa oturacağına, kitap okumaya,

İşveren olarak işçinin sosyal imkânlarına olanak sağlamaya,

İşçi olarak çalıştığın işyerinde kul hakkını yemeden çalışmaya,

Anne-babayı ayda bir kere arayacağına, her zaman arayıp dualarını almaya,

Hayatında değişiklik arayıp yanlış yapacağına, hayatını düzene sokup mutlu olmaya,

Mutluluğu dışarıda arayacağına, evinde aramaya,

Namazsız geçen günlerine son verip, günde 5 vakit namaz kılmaya,

Yönetici isen yandaşlık yapacağına, adaletli ve adil olmaya,

Eğitimci isen öğretmenden ziyade eğitici olmaya,

Her yaptığın işe besmele ile başlamaya,

Cemaate bağlı isen cemaat içindeki yanlışların eleştirilmesine açık olmaya,

Cami altlarını ve çevresini ticarethane yerine getirmektense, sosyal etkinliklerin, kütüphanelerin külliyelerin olduğu bir hale getirmeye,

Başkalarını çekiştiren dile gem vurmaya, yalnızca temiz düşünceleri barındırmaya, kederlinin duygularını paylaşmaya affedici olmaya, her şeye karşı sevecen ve saygılı olmaya var mısın, yok musun ?

Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, imtihan ve şahit olmaya gelmişiz.

Ah bunu bir anlayabilsek…

Son Söz: Söz, yürekten çıktığı zaman ancak yüreğe gider. Sen de sözlerini yürekten söyle. Sana söyleneni iyi dinle. Yürekten geleni al, keder vereni bırak. Güzele çağıranı al, boş olanı bırak. Ruhunun istediğini al, istemediğini bırak.

Ayetullah Coşkun
Hasbahçe Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni

Etiketler: » » » » » » » » » » » » »
Share
903 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...