logo

27 Şubat 2014

Yakın Tarihteki Soykırım Hocalı Katliamı

Tarihini unutanın geleceği olamaz!

Hocalı-Katliamı

Hocalı Katliamı, 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki  Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır.

Her savaş önce kadınları vurur ama etnik temizlikte kadınlar bizzat asıl hedeftir. Tarih, 25 Şubat 1992, karlı bir kış gecesi. Yer, Ermeni-Azeri savaşının geçtiği Dağlık Karabağ’da Hocalı Kasabası. Ani bir baskın karşısında gece yarısı daha kıyafetlerini bile üzerlerine giyemeden evlerini terk eden onlarca kadın. Kucaklarında bebekleri, ellerinde çocukları. Kaçmak zorundaydılar. Ve kaçmaya çalıştılar. Tarihin bu çok konuşulan kanlı soykırımına bu defa kadınların penceresinden bakacak ve irkileceksiniz. Okuduklarınızın büyük kısmı sizi şoke edecek ve inanamayacaksınız. Ve kendisi de bir kadın olan yazar size hep haykıracak; inanamadın mı? Kar o gece kan rengindeydi ve kadınlar yapayalnızdılar…

hocali-katliami

Azerbaycan uyruklu 1967 doğumlu kadın Yazar-Gazeteci-Eleştirmen Kebuter Hakverdi ile Hocalı Katliamını ve kitabını konuştuk…

kar kan rengiydi o gece

Kitaplarınızda hangi karakterlere yer verdiniz?

Kadın, milletinin özelliklerini taşıyan tarihi belge gibidir. O yüzden benim karakterlerim kadınlar oldu; Hocalı katliamında, namusu kirlenmesin diye kendini öldüren, ağlayıp gizlendikleri yeri Ermeni’ye belli etmesin diye bebeğini kendi elleri ile boğup katil olan Azerbaycan kadınları oldu.

Türkiye’ye gelişinizden birkaç ay sonra ilk kitabınız ne oldu?

Gerçek öyküler ve hayatta olan karakterlerden oluşan Kar kan rengiydi o gece” adlı ilk kitabımız oldu. 6 Kadının 26 Şubat 1992 tarihinde, katliam yapılan gece rehin alınması ve onların yaşadıkları anlatılmaktadır. Bu yaşananlara inanmak gerçekten imkânsız. Kitapta 6 kadının fotoğrafları da var. Okuyucunun yaşananların uydurma olmadığını görmesi için belgesel türünde yazdım ilk kitabımı. Sonra 2012 yılının Şubat ayında Ulusal Partinin projesi ile o 6 kadın Türkiye’ye getirildi. İstanbul, Adana, Ankara ve İzmir’deki toplantılarda kitapta anlatılanları kendi ağızlarından anlattılar.

Niye salt Hocalı?

Ne demişler; tarihini unutanın geleceği olamaz. Bakü’de ikamet ederken otobüste 8, 9 yaşlarında bir erkek çocuğa rastladım. Saçları bembeyazdı. Kimsesiz olduğu her halinden belliydi. Gel benimle dedim. Kendim bakamasaydım bile çocuk esirgeme kurumlarına verecektim. O zamanlar Azerbaycan’da açlık vardı. Sabah ezanından geceye kadar kuyrukta ekmek arabalarını beklerdik. Köylerde insanlar açlıktan ölür, kentlerde veliler çocuklarına ekmek bulamadıklarından intihar ederlerdi. Yok dedi, abla ben dört duvar arasında yaşayamam. Benim derdim dört duvar arasına sığmaz. Ben sokaklarda yaşamakla hayata tutunurum dedi. Çocuğun anne- babasını, abi ve ablalarını öldürmüşlerdi. Ve tarih 1999… Benim milletimin tarihi dünyanın tarihinden farklı yazılırdı. Benim düşünceme göre kitap hem de konserveleştirilmiş zamandır. Kadir Aydemir derki Hayatımızı değiştiren ya da değiştirme gücüne sahip bir şeydir “kitap”… Hiç küçümsememeli onu… Bir kitabın üzerine düşen görevi yerine getirdiği zaman “okunup paylaşıldığı zaman’’dır’. Ben yeni katıldığım toplumu kendi tarihimle tanıştırmak istedim. Dünyanın en büyük devletlerinden birine sahip, hep gurur duyduğumuz, ama gözler önünde biz katledilirken sesimize ses vermeyen, Osmanlı Türklerine başımıza gelenleri anlatmak istedim. Bunun için çok nedenim vardı. Türkiye toplumu dilimiz, dinimiz, kanımız bir olsa da Azerbaycan’ı iyi tanımıyor. Bir millet iki devlettik ama aramızda gözle görünmez bir uçurum var. Bu uçurumu gizli düşmanlarımız kazıyor, derinleştiriyor. Dikkat edin, Hrant Dinkin ölümü yüzlerce Türk gencini ‘’hepimiz Ermeni’yiz’ pankartları ile sokaklara çıkarttı. Ankara Tarih ve Coğrafya Fakültesinde Hocalı’dan gelen rehinlik yaşamış kadınları görmeye gelen Azerbaycanlı öğrencilere hücum ettiler. Çevik polis kuvvetleri olaya müdahele etti. Tarih 2012. Yine Ankara’da Kızıl Ay caddesinde ‘’Hocalı’ya Adalet’’ sloganları atan Azerbaycanlı öğrencilere hücum ettiler. 8 öğrenci hastanelik oldu. İstanbul Üniversitesinde Hocalı gecesi düzenleyen Azerbaycanlı öğrencilere ve milletvekillerine hücum teşkil olundu. Karşı durma yaşanmasın diye toplantı iptal edildi. Tarih 2013.

hocalı katliamı

26 Şubat yaklaşıyor, Yazar olarak ne planlarınız var?

Bu defe okuyuculara kendi öykümü anlatacağım. ‘’Yalnız Kurt’’ romanı ile.

Yine tarih mi?

Evet. Ben, anne-baba, dede ve nineleri Rus sömürgesinde katliamlara maruz kalmış, kendi memleketinde yasaklara tabi tutularak yaşamış bir kavimden gelmişim. Çocukluğumu yaşadığım köyün ihtiyarları, Akpürçek’leri, sınır tellerinin arkasında kalmış evlerine hasretle bakardılar. Ecel döşeğinde orada ki pınarlardan bir yudum su olurdu son arzuları. Gençliğim Rus’ların yaptığı 20 Ocak Bakü, Ermeni’lerin yaptığı 26 Şubat Hocalı katliamları, hala son bulmayan Karabağ savaşları ile berbat oldu. 1989 yılında açlık, savaş, kan, ağrı… Hala devam ediyor bunlar. Hala topraklarımız işgal altında. Hala 5 bin insanımız rehin ve itkin. Hala kendi ev eşeğinden kovulan 1 milyon insanımız var. Ve onlar ölürken vasiyetleri ‘’beni toprağa emanet koyun’’ olur. Onlar inanırlar ki topraklarımız azat olunacak ve kemikleri de olsa doğuldukları yerlere geri dönecek. Benim ananem de o hasretle göçtü bu dünyadan, şimdi arkadaşlarım da. Artık ergen olmuş çocuklarım neler yaşayacak bilmiyorum ki. Bildiğimiz odur ki kanla yazılmış tarihimizin yeni sayfaları da kanla yazılır. Ve bu yaşananları sizlere anlatmak istedim.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Hasbahçe Gazetesi okuyucularına geçmişlerini, tarihlerini hiçbir zaman unutmamalarını tavsiye ederim. Şehitlerimize de Allah’tan Rahmet dilerim.

Etiketler: » » » » » » » » »
Share
1856 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...