logo

reklam

Yeni Dindarlık İkamesi

Yeni Dindarlık İkamesi

Yeni Dindarlık İkamesi

Din, insan hayatına biçim veren Allah tarafından Levh-i Mahfuz’dan indirilmiş ilahi buyruklardır. Tarih boyunca indirilen Nebi ve Resullerin tamamı bu ilahi buyrukların uygulayıcısı olmuştur. Kâh sürgün edilmişler, kâh horlanmışlar, kâh öldürülmüşlerdir.

Tüm Resullere yapılan yakıştırma neredeyse aynıdır; “Muhakkak ki sen yalancılardansın”, “Sen atalarımızı üzerinde bulduğumuz dini yalanlamamızı mı istiyorsun”, “Ey halkımız muhakkak ki o yalancılardandır” şeklinde tecelli etmiştir.

Allah’ın ilahi yasalarını, insanlığın refahı için getirdiği buyruklarını tebliğ eden Nebi, Resul ve Resuller Kuran’ın ışık tutmasıyla anlaşılıyor ki istisnasız çileye ve zorluğa maruz bırakılmış ve mevcut düzenin düşmanları olmuşlardır. Ve neredeyse Kuran’da zikredilen Resullerin tamamı dinsiz insanlara değil aksine dindar olan ama zaman içinde dinini bozan insanlara indirilmiştir.

Son Resul, “Resullerin ve Nebilerin ahiri Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir”. O yüce şahsiyetin tebliğ ettiği din hiç şüphe yok ki muttakiler için mutlak rehber olan Hz. Kuran’dır. “Biz o Kuran’ı rahmet olsun diye indirdik”, “Muhakkak ki o Kuran muttakiler için mutlak rehberdir”. “Bir harfini değiştirmeye bile güçleri yetmez”, “Ne kadar gücünüz yetiyorsa toplayın bir benzerini yazın” ve daha nice ayetler bize gösteriyor ki Kuran mutlak ve tartışmasız rehberdir. Buna rağmen nasıl oluyor da tamamlanmış bir dinin müntesipleri muhkem ayetler konusunda bile mutabakat sağlamakta zorluk çekiyor. Hatta neredeyse tamamı birbirini tekfir edecek boyutlara ulaşıyor. Kuran’da “Muhakkak ki anlaşılsın diye biz bu kuranı kolaylaştırdıkça kolaylaştırdık” denmesine rağmen anlaşılması çok zor bir kitap gibi lanse edilmektedir. “Biz bu kitapta irili ufaklı her şeyi zikrettik” hükmüne rağmen ısrarlı bir şekilde dinin bütünlüğünü bozan başka bir algı biçimi oluşturulmaktadır.

En’am Suresi 159.Ayette; “Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir” buyrulur.

Bugün Kuran aramızda hüküm veren yasalarıyla bireysel sosyal ve iktisadi hayatımızı şekillendiren kitap olmaktan maalesef çok uzak bırakılmıştır. Günümüz dünyasında “kutsal metinler” başucu kitabı gibi herkesin elinin altında dururken nasıl oluyor da taban tabana zıt Müslümanlık ikamesi oluşabiliyor? Hz. Resul üzerinden Kuran’a asla uymayan; iftira zan ve hurafelerle dolu yüzlerce bilgiyi kabul edip sorgulanmasını dahi sapıklık olarak izafe eden milyonlarca Müslüman oluşturulabiliyor.

Elbette ki bu “hak, batıl ve hurafelerin” birbirinden ayrıştırılması işi dinde derinleşenler tarafından yapılmalıdır. Sadece Allah’tan korkan ve yaptığı işi Allah rızası için yapan âlimler cesur olmalıdır her şeyden önce. Bugün İsrailiyat eksenli yüzlerce hadis irili ufaklı “sahihlik” kavramı içerisinde hayatımızın asla sorgulanamaz kutsal metinleri haline getirilmiştir.

İman noktasında ciddi sorunları olan insanların dinin muamelat yasalarıyla alakalı tutturmuş olduğu yol ya da henüz iman amel ve muhlislik ilişkisini tam anlamıyla oturtamadığı halde boyundan büyük işlere kalkışması nereye götürebilir. Kuran sünnet ilişkisini sağlıklı zemine oturtmadan bir yere varabilmemiz çokta mümkün görünmüyor. Zanneden, tekfir eden, iftira atan, zulmeden, kul hakkından korkmayan, Kuran okumayan, kâinatı, ayı, yıldızı, güneşi böceği, karıncayı, sivrisineği aklı nazar etmeyen insanlar ilahi eksenden kaymaya mahkûmdur.

Her birey kendi imanını kurtarmak için dayatılan kırık dökük dindarlık alışkanlıklarından ziyade emredilen vahiy kurallarını öğrenmeli ve tatbike koyulmalıdır. Kim ki Kuran’ı anlaşılmaz görür hüsrandadır ve itikadi bir sorunla karşı karşıyadır. Aynı şekilde Resulullah’ı anlamaya çalışmayanda hüsrandadır. “Resul’de sizin için güzel örnekler vardır”. Allah’ın Resulü hiç şüphesiz Allah’ın emir ve buyruklarıyla Kur’an-ı Azimüşşanı tatbik etmekle mükellefti ve onu ifa etti. “De ki: “Size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam”, “De ki: “Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?” En’am Suresi 50.Ayet

Rabbim düşünenlerden eylesin. Vesselam.

Fatih Alim Daşpınar

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
761 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.