logo

reklam

Mavera Çiçekleri Arasından Aşk-ı Şahane’ye Yolculuk

Mavera Çiçekleri Arasından Aşk-ı Şahane’ye Yolculuk…

 Aşk-ı Şahane Mavera Çiçekleri Mehmet Karadağ

Şair, bestekâr Mehmet Karadağ’ın ilk şiir kitabı “Aşk-ı Şahane” Akademi Yayınları’ndan çıktı. 

Ortaokul yıllarında başlayan tasavvufa olan ilgisi onu; hayatı, insanları, ezeli ve ebedi düşünmeye sevk etmiş ve kendi iç âleminde bir manevi yolculuk başlatmıştır. Hakikati ararken vuslata dair özünde oluşan ilham dizelerini, şiir halinde kaleme alıp “AŞK-I ŞAHANE” yi yirmi altı senede tamamlamıştır.

Mehmet Karadağ-Ayetullah Coşkun Röportaj

Şair ve bestekâr Mehmet Karadağ ile yeni kitabını, Aşkı ve Tasavvufu konuştuk…

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Mehmet Karadağ Kimdir?

1970 yılında Erzincan’ın Mercan kasabasında dünyaya geldim. Aslen Trabzon Sürmeneliyim. İlkokulu İstanbul Seyrantepe 50.Yıl İlköğretim, Orta ve Lise tahsilini Şişli İmam-Hatip Lisesinde (Kağıthane İmam-Hatip Lisesi) tamamladım. İstanbul Üniversitesi Adalet Yüksekokulunda eğitimine devam ederken yaşamış olduğum bazı maddi ve manevi sorunlar nedeniyle tahsil hayatımı yarıda bıraktım. Kağıthane İlçesi Sultan Selim Mahallesinde ikamet etmekteyim. Evli ve 2 çocuk babasıyım.

Aşkı Şahane Mehmet Karadağ

Neden Aşk-ı Şahane? Mavera Çiçekleri?

Derinden bir içerek cevap verdi…
Neden Aşk-ı Şahane olmasın? Neden o Aşk-ı Şahane’de Mavera Çiçekleri olmasın? Neden bu adı koydun diyorsun? Şahane olan iddian nedir diyorsun? Aşk zaten yeterince kutsal. O kutsal duygunun yanına ancak şahanelik yakışır. Şahsım adına çıkarmış olduğum eseri bu isimle sunuyor olmak aslında bir dua gibi düşünün… Ne olur şahane olsun her şey. Bir temenni gibi, bir dilek gibi… Ama belki maddeden manaya, belki insan aşkından yaradan aşkına gittiği yoldur anlatılanlar. Yaşadığım bu aşk çiçeklerini, mavera çiçeklerini böyle isimlendirmeyi uygun gördüm. Dilerim beğenirsiniz.

Hangi duygularla bu şiirleri yazdınız?
Bu şiirleri kaleme alırken içime sıcaklıkla gelen bu şahanelik hissi var. Yani taze taze kalbinize inen bir duygu ve o duyguyu o enerjiye o aktiviteye uygun bir kelime arıyorsunuz. İlk kelimeyi bulduktan sonra gönül kapısının anahtarını yakalamış gibi sessizce açıp içerdeki melodiye kulak veriyorsunuz. Yani gönül penceresine can kulağını koymak gibi bir şey. Bu gönlün sahibi, geliş noktası elbette ki bana ait ama inanın bu duygularda bazen en yakınımdaki arkadaşların bile kendi kelimeleri, o gönül kapımı açabildi. O yüzden Aşk-ı Şahane’ye tek benim kitabım, benim duygum diyemem. İnanın bütün İmam Hatipli, alnı Secde-i Rahmana giden, kalbinde Allah sevgisi, Allah korkusu taşıyan herkes dudaklarından, gözlerinden, ifadelerinden gönül kapımın anahtar kelimesi ile içeri girdiği zaman gelen ilhamlar, bu kitabı yazdırdı bana. Bu duygular, hakikatten şahane. Keşke hiç unutulmasa…

Kalplerin Aynası

Yağan yağmur gibi üstüme yağsan
Kim bilsin halini koca bir dağsan
Düşman belli olmaz dünyada sağsan
Alsan yüreğimi dağlara salsan

Görünen köylere canım kılavuz olmaz
En çok sevdiklerin toprağa katar

Kalplerin aynası canım Allah’a bakar
Yaradan aşk için yürekler yakar
Kimi hüzün alır gözyaşı satar
Kimi kimi yalnızlığı ekmeğe katar

Görünen köylere canım kılavuz olmaz
En çok sevdiklerin toprağa katar

Geceyi gündüzden ayıramazsın
İçin feryat eder sen hep susarsın
Sözlerin kar etmez zaman kar etmez
Gözler inkâr etmez sen hep susarsın

Mehmet Karadağ Aşk-ı Şahane Röportaj

Neden Roman değil de Şiir kitabı?
İnanır mısınız? Bunu bile yazmaya zor cesaret ettim. Bitmeyecek diye. 26 sene sonra artık bitsin dedim ya! Birde bunun roman olduğunu düşünsene! Belki de ömrümün sonuna kadar yazmak zorunda olduğum bir kitap olacaktı. Belki de ben ölmeden önce okuyamayacaktım.

Neden 26 sene beklediniz?
Demlenmesini istedim yüreğimdeki duyguların. Aşkın çınarının yaşlanmasını bekledim. Zaman geçsin istedim. Mazi kelimesinin hakikatten hak etmesini istedim şiirlerimin kendi gözümde. Bir şiir ortaya koymak için; çilehane gibi bir yere kapanan bir şair, ayda 10 tane şiir yazabilir. Bu şiirlerin toplamına da 4 senede 5 senede ulaşabilir. Dedim ya ben o anahtarı, kalbimi açtığı her yerde aradım. Ondan bu kadar zaman geçti… Dostlarım aslında o kadar kıymetli ki onlar o kapıyı açacakları zamanı çok iyi biliyorlar. 26 sene sürdü bende 26 tane anahtar sahibiyim işte.

Şiirle vermek istediğiniz mesaj nedir?
Şiirin içindeki başlıklar, kompoze bir mesaj içeriği taşıyor. Kelimelerle ulaşacağım insanların, şiir dostlarımın, arkadaşlarımın, kardeşlerimin hepsinin mutlu olduğum o heyecanlı dakikaları yaşamasını istiyorum. Her şeye rağmen aşk ve aşka giden yolla beraber, yoldakiler o kadar kıymetli ve değerli ki. Bir pusula gibi olsun istedim aslında bu mavera çiçekleri… Aşka giden yolculara eşlik etsinler istedim aynı işaret lambaları gibi; bazen mavi, bazen kırmızı yanan küçük küçük ışıklar gibi…

Mehmet Karadağ Aşk-ı Şahane Kağıthane

Bestelerinizden hiç müzisyenlere verdiğiniz oldu mu?
Müzisyen Necmettin Aslan beyin bütün emek ve gayreti, münahazası, yeteneği, hayreti ve çalışmasıyla ortaya çıkan “Asar-ı Aşk” albüm çalışmasını Truva Müzik’ten geçtiğimiz yıllarda çıkarmıştık. Bu tasavvuf albümünde; “Cennete Giden Harita”, “Kalplerin Aynası”, “Ben Her Bahar”, “Tatmayanlar Bilmez”, “Azadedir Bugün Gönlüm”, “Derdim Çoktur Sana Geldim”, “Gel Efendim Gel Bu Cana”, “Dost Görmedim Senden Gayrı”, “Methiye”, “Diller Seni Yad Etmezse” isimli besteler bana aittir. Bu albümü biz iyi tanıtamadık, gündeme getiremedik, taşıyamadık ama inanın bu albüm ve bu kitap birbirini çok tamamlıyor. Keşke Necmettin’de burada olsaydı…

Asar-ı Aşk Albümünü dinlemek için https://www.ttnetmuzik.com.tr/album/Asar_i_Ask/247492 tıklayınız…

Sizce Aşk nedir?
Yine seni soruyorlar dostum aşk. Seni soranlara ne cevap vereceğim aşk? Aşk, ne öyle ne böyle, ne enteresan ne de fevkalade, ne sıfır ne tanımsız, ne eksi ne artı, ne alt ne üst, ne bütün, ne nokta ne virgül nede üç nokta… Aşk sonsuzluktur. Ebediyet telakkisine açılan kapının sırlı adıdır aşk. O kapıdan geçebilmek için aşkı bulmak zorundadır insan. Buna Nirvana demişler, buna başka bir erişim noktasında pozitife edilmiş realist düşünce demişler. Ama aşkın gerçeğini hiiiiç kimse değiştiremez. Aşk, gönüllü yanmaktır, ağlamayı özlemektir. Kurumayı, kurak topraklara dönüp çöldeki kum taneleri gibi olmayı istemektir. Aşk vahdeti bulmaktır. Kaybolmak için fenaya ermektir Aşk. Aşk her şeyin ötesinde hakikatin gölgesinde yatan bir bir “BİR” dir. 

Tasavvuf nedir?
Kur’an ayetlerini okursun, idrak edersin ve anlarsın ama sonunda bir “gıf” vardır. Yani ayetin çiçeği; o ayet orda biter. Orda her hattat o bitiş noktasına nokta koymayı hayâ etmiş. O noktayı çiçek gibi süslemiş ayetler arasında. Bu bizim, pak ecdadımızın sanatıdır. Tasavvuf, o noktayı süslemek ve güzel görmektir ayetlerin ışığında. Ne kadar ayet varsa o kadar tasavvuf vardır. Ama tasavvufunda ermediği ayetler vardır “Yasin” gibi, “Elif Lam Mim” gibi, “Nun Vav He Ye” gibi “Ha Mim” gibi. İşte tasavvuf, bu bilinmezi bilmeye çalışmak, ararken bulmak, bulurken yeniden unutmak, unuttuğunu unutmak, unutulduğunu unutmak ama unutanı, unutturanı yani O’nu hiç unutmamaktır.

Son olarak Hasbahçe Gazetesi okurlarımız için neler söylemek istersiniz?

Hasbahçe Gazetesi okurlarına canı gönülden selam ediyor, canı gönülden hepsini kucaklıyorum. Cenab-ı Allah bulundukları, gittikleri, yürüdükleri ve var oldukları her yerde onlara selameti, rahmet ve bereketi, saadet ve mutluluğu nakşeylesin.

Şair, bestekâr Mehmet Karadağ’ın “Aşk-ı Şahane” Şiir Kitabını LİDER Kağıthane İmam Hatip Okulları ve Mezunları Derneğinden temin edebilirsiniz.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1063 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...