logo

reklam

Osmanlı’da Tebdil-i Kıyafet

Osmanlı’da Tebdil-i Kıyafet

Osmanlı Devletinde Padişahlar umumi tahkik ve teftiş için tebdil-i kıyafetle gezerlerdi. Saray erkânınca verilen emirlerin ne şekilde ve nasıl yerine getirildiğinin iyi tatbik edilip edilmediği bilahare kendileri de şahit olmak suretiyle icra ederlerdi.

Padişahlar halkın ilgisini çekmeyen çeşitli kıyafetler giyerek halkın arasına karışıp esnaflardan alış veriş eder, kahvehanelere girip ahalinin dedikodularını dinlerlerdi.

Kanuni Sultan Süleyman ile Vezir-i Azam İbrahim Paşa haremden çıkma sipahi elbisesi giyerek tebdil gezerlermiş. İkinci Osman bostancı kıyafetinde, İkinci Ahmed Mehlevi Şeyhi kıyafetinde, Üçüncü Mustafa Kahvecibaşı Kastamonulu Hasan Bey Zade Mustafa Nakşi Efendi ile beraber tebdil hasekisi elbisesiyle, Birinci Abdülhamid şeriflere mahsus kıyafetle, Üçüncü Selim Delibaşı, Kalyoncu, Zaim kıyafeti ve Paşalı Kovuğu ile tebdil-i kıyafetle İstanbul’da dolaşırmış.

Hatta ki zamane Diyarbekir Valisi olup Sadaret’e tayin edilen Hacı Ali Paşa, Edirne’ye geldiği zaman İkinci Ahmed, Mevlevi Şeyhi kıyafetinde; başında sikke ve üzerinde kafesi destar, elinde asa ile tesbih ve boynunda şalı ve arkasında hırkasıyla Sadr-ı Azam’ın şehre gireceği Solak çeşmesi tarafına gitmişti. Maiyetindeki silahdar, çuhadar, rikabdar ağalarıda Hacı Bektaş Köçekleri kıyafetinde idiler. Padişahın tedbil-i kıyafetle Sadr-ı Azam’ın alayını seyre geldiği gizlice Sadr-ı Azam’a bildirilmişti. Bunu bilmemezlikten gelen Ali Paşa padişahın hizasına gelince selam verip “Dede Sultan hu, bizi duadan unutma” diye zarifane bir imadan sonra bir avuç altın göndermişti. Dede Sultan yani padişah ayağa kalkarak kendisine selam veren Ali Paşa’nın selamını alıp “ihtiyacımız yok, özünün yokla aşık” diye mukabele ederek parayı iade etmiştir.

Dördüncü Murad’ın Ocaklı’yı ve İstanbul’daki serserileri düzene getirmek için durmadan tebdil gezdiği bilinir. Vezir-i Azam Tabanı Yassı Mehmed Paşa ordu ile İran seferine giderken Padişah tebdil-i kıyafetle orduyu gezer ve hatta ki Maltepe’de dolaşırken vezirlerden Çağalazade Mahmud ve Yusuf, Sultanzade Mehmed ve Vezir Mustafa Paşaları yerlerinde göremeyince gazap edip derhal Kıbrıs adasına sürgün ettirmiştir.

Üçüncü Mustafa hususiyetle Ayasofya camisine gidip sabah namazını orada kılar, ahalinin arasına karışırdı. Bir zaman tebdil kıyafetle gezerken gördüğü sefaret tercümanlarından birinin, hüviyetini tahkik ile kibar konaklarına gidip devlet esrarını öğrenip sefarethanelere haber verdiğini anlayınca, hemen kellesini vurdurtur. Üçüncü Osman tebdil gezerken esnaflardan satın aldığı yiyecekleri, içecekleri yolda beygirinin üstünde yiyerek giderdi.

Osmanlı tarihçisi meşhur Peçuylu İbrahim Efendi (İbrahim Peçevi) nakleder ki; “Rahmetli Şehzade Sultan Süleyman, Dördüncü Murad’ı tebdil ile gezerken görmüş, bir müddet kendileriyle sohbet etmişti. Dördüncü Murad’ı bazı zamanlar değişik kıyafetle gezerken görmüş olup; mübarek vücutları zayıf ve yorgun düşmüştü” diyerek konuştu.

Padişahlar tebdil-i kıyafetle gezerken kendilerini tanıyıp arcıhal vermek adet değilmiş. Hatta 1171 senesinde Üçüncü Mustafa tebdilde iken Çorum Alaybeyi Feyzullah şahsiyeti usul hilafına arzıhal takdim eylemesi, kellesinin vurulmasına sebep olmuştu. Birinci Abdülhamid tebdil-i kıyafetle çokça gezerek Sadr-ı Azam’ına direkt bildirirlerdi.

Kaynaklarda Birinci Abdülhamid’in çok sevdiği ve saygı duyduğu Galatasaray hocası meşhur Geredeli Hacı Halil Efendiye muhabbetinden dolayı bu zatın vefatında tebdil-i kıyafetle Fatih camisine giderek cenaze namazında bulunmuştur.

Osmanlı büyüklerimizin tebdil-i kıyafet giyinerek bilahare teftiş edenlerinin âdetini idame ettirebilme temennisiyle.

Volkan Yaşar Berber

Etiketler: » » » » » » » » » »
Share
806 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.