Son Dakika


Tarihsel Adalet Bilinci ve Günümüz Ekonomik Tehditleri
Avrupa’da İlki Başardık: Fenerbahçe arsaVev Adını Son 16’ya Yazdırdı!
Konya’daki Tarihi Maç 89. Dakikada “Filistin Özgür Olana Kadar” Ertelendi
Bursa’da Büyük Hayal Kırıklığı: İtalya’ya Boyun Eğdik
Çin ve Asya Medyasından Gündem Sarsan Analiz: Türkiye İki Satranç Tahtasında Aynı Anda Hamle Yapıyor
UEFA Uluslar Ligi Başladı: Millilerden Dirençli Başlangıç ve Tüm Maçların Analizi
Türk futbolu yıllardır pas kalitesi yüksek orta sahalar ve hücuma dönük kanat oyuncuları yetiştirmekle övünür. Ancak milli maç aralarında sahaya çıktığımızda, sahanın en kritik bölgesi olan merkez santrfor pozisyonunda her seferinde büyük bir çıkmazla karşılaşıyoruz. Maçları izlerken ellerimizi başımızın arasına alıp “Acaba bugün kim forvet oynayacak, kanat oyuncusunu mu uyduracağız yoksa sahte dokuzla mı idare edeceğiz?” diye sormaktan gerçekten yorulduk.
A Milli Takım sahada skoru üretmekte ve gol yollarında bu kadar büyük sıkıntılar yaşarken, bu tabloyu eleştirmek ve yetkilileri uyarmak en doğal hakkımızdır; çünkü mevcut ezberci düzenle kaybedecek başka hiçbir şeyimiz kalmadı!
Olayı sadece Süper Lig’in zirvesindeki üç büyük kulüp veya popüler isimler üzerinden okumak, tablonun tamamını görmemizi ve gerçeği fark etmemizi tamamen engelliyor. Türkiye’nin ve Avrupa’nın dört bir yanında ter döken, kulüplerinin ve takımlarının gol yükünü tek başına sırtlayan yerli forvetleri alt alta koyduğumuzda, aslında ellerimizin altında ne kadar zengin ve üretken bir havuz olduğunu çok net görebiliyoruz.
Fatih Karagümrük forması giyen Cenk Tosun uluslararası tecrübesi ve ceza sahası içindeki bitiriciliğiyle, Beşiktaş’ta top koşturan Semih Kılıçsoy genç dinamizmiyle bu havuzun en önemli parçalarıdır. Trabzonspor’da boy gösteren Enis Destan ve Umut Bozok, Konyaspor’un tecrübeli gol silahı Umut Nayır, Çaykur Rizespor formasıyla skora katkı veren Ahmed Kutucu, Erzurumspor FK formasıyla yıllarca alt liglerde ve de bu sene süper ligin tozunu yutan kıdemli golcü Eren Tozlu bu ülkenin potansiyelini her hafta gözler önüne sermektedir.
Sadece Süper Lig ile de sınırlı kalmayıp Şanlıurfaspor’da fileleri havalandıran Sinan Kurumuş ve Ümraniyespor formasıyla skora katkı veren genç yetenek Melih Bostan gibi isimler de bu topraklarda değerlendirilmeyi bekleyen gerçek cevherlerdir. Sınırlarımızın ötesinde ise Almanya’da Eintracht Frankfurt formasıyla büyüleyen Can Uzun ile Portekiz’in köklü ekibi Porto’da pişen Deniz Gül gibi pırıl pırıl genç yetenekler, geleceğin milli hattını sırtlamaya tamamen hazırdır.
Peki bu kadar geniş, alternatifli ve skorer bir yerli golcü havuzu varken teknik direktörler bu futbolcuları dört büyüklerin dışından neden milli takıma çağırmıyor? Sorusunun cevabı, Türk futbolundaki scout ve liyakat sisteminin ne kadar kısır olduğunun kanıtıdır.
İlk olarak, milli takım teknik kadrolarının scout gözlüğü maalesef Anadolu’ya, alt liglere ve dört büyüklerin dışındaki takımlara tamamen kapalı durumdadır. İstanbul merkezli kulüplerin dışındaki sahneler hocaların radarında neredeyse hiç yer bulamaz, alt liglerde atılan her gol ve akıtılan tüm emekler görmezden gelinir. İkinci olarak, günü kurtarma refleksi ve hazır oyuncu tembelliği milli takımı esir almıştır.
Dört büyüklerin dışındaki bir kulüpten ya da Anadolu’dan bir yerli golcüye yatırım yapmak, bugünkü skor odaklı ve sabırsız futbol ikliminde teknik adamlar için büyük bir risk olarak görülmektedir. Son olarak ise elinde Cenk Tosun gibi öz be öz santrforlar ve Anadolu’da golleri sıralayan alternatifler varken, sırf kariyerli bir ismi ya da popüler başka bir oyuncuyu kesmemek adına sistemi bozmamak için bu isimler yedek kulübesine bile alınmamakta, kendi mevkilerinin dışında oynatılarak potansiyelleri tamamen köreltilmektedir.
Ortada açıkça görünen bir gol yolları sorunu ve uzun süredir uzak kalınan başarı tablosu varken, bu futbolcuları milli takıma kazandırmak için bir an bile beklememeliyiz; bu isimler derhal A Milli Takıma çağrılmalıdır.
Elimizde Cenk Tosun’un (Fatih Karagümrük) birikiminden Erzurumspor FK’daki Eren Tozlu’ya, Beşiktaş’taki Semih Kılıçsoy’dan Şanlıurfaspor’daki Sinan Kurumuş’a, Ümraniyespor’daki Melih Bostan’a, Trabzonspor’daki Enis Destan ve Umut Bozok’a, Konyaspor’daki Umut Nayır’a, Rizespor’daki Ahmed Kutucu’ya, Avrupa’da Eintracht Frankfurt forması giyen Can Uzun ile Porto forması giyen Deniz Gül’e kadar çok ciddi ve güçlü bir potansiyel var. Daha da ne golcülerimiz var yeter ki araştırılsın yeter ki herkes işini düzgün yapsın!
Kendi sahalarımızda ve dışarıda yetişen bu evlatlarımıza asıl mevkilerinde ve milli platformda şans vermezsek, milli takım her maçta gol atma sıkıntısı çekmeye ve her turnuva öncesi aynı çaresizliği konuşmaya devam edecektir.
Türk futbolunun kaderi, dört büyüklerin dışındaki yetenekleri görmezden gelen ezberci düzene mahkûm olmamalıdır; bu saatten sonra bir şey kaybetmeyiz, aksine bu cesur adımı atarak kazanan Türk futbolu olacaktır.
Mehmet Ali ÇELEBİ
Etiketler: A Milli Takım » Anadolu futbolu » Cenk Tosun » forvet çağrılmıyor » futbol eleştirisi » golcü krizi » milli takım eleştiri » milli takım kadrosu » santrfor eksikliği » scout sistemi » Semih Kılıçsoy » spor yazısı » Türk Futbolu » ümit veren golcüler » yerli forvetYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
06 Ekim 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Soru/Yorum, Tüm Manşetler
06 Ekim 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
04 Ekim 2026 Dünya, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
04 Ekim 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler