Son Dakika


Yazın son demleri. Ağustos Ayı, hüzünle umudu bir arada taşıyor; geçmişten bugüne ders almayı hatırlatıyor…
Ağustos. Yazın son demleri. Kimileri tatilden dönüş telaşında, kimileri bahçesinde, köyünde kış hazırlığında. Tarhana, salça, reçel, konserve. Şimdi her şey her mevsim var, ama ne tadı kaldı ne de bereketi. Hormonlu gıdalarla önce bedenlerimiz, sonra ruhlarımız yorgun düştü. Her ailede bir hastalık, bir eksiklik ama biz hâlâ “bize bir şey olmaz” diyoruz.
Eskiden başkaydı. Bahçeli evlerin önünde kazanlar kaynar, komşu komşuya yardım ederdi. Gece yarılarına kadar süren imeceler, kahve eşliğinde edilen sohbetler. Ne güzeldi o günler. Şimdi o samimiyetin yerini betonun soğukluğu aldı. Belki de biz, kendimizi o betonların içine gömdük.
Toprağımızı, havamızı, ormanımızı hoyratça tükettik. Böcekleri yok ettik, anızları yaktık, ormanları kestik, betona boğduk hayatı. “Teknoloji ilerliyor” diyerek görmezden geldik; fabrika bacaları, egzoz dumanları… Sonra da “bize bir şey olmaz” dedik. Oysa Peygamber Efendimiz buyurmuş: “Yarın öleceğinizi bilseniz bile bugün bir ağaç dikiniz.”
Rahmetli nenem hep söylerdi: “Kızım, ileride en büyük savaşlar su yüzünden çıkacak. İsraf etmeyin.” Bugün o sözlerin ne kadar gerçek olduğunu daha iyi anlıyorum.
Ve 17 Ağustos. O kara geceyi unutmak mümkün değil. Binlerce ev, binlerce hayat enkaza döndü. Biz ise fay hattına bile bile ev yaptık, denizi doldurup üzerine bina diktik, malzemeden çaldık. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalıydı.
Ağustos hüzün ayı belki ama umut da var içinde. Yakamozlar, mehtap, Ağustos böceklerinin sesi hâlâ hayata tutunmamız için bir sebep fısıldıyor.
Bir dahaki “Gönül Sohbetleri”nde, daha umutlu günlerde buluşmak dileğiyle.
Recebiye ÇATAKSEZER
Etiketler: AĞUSTOS’UN HÜZÜNLÜ TADI » GÖNÜL SOHBETLERİ » Recebiye Çataksezer » Recebiye ÇATAKSEZER kimdirYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER