logo

reklam

Büyük Selçuklu Devleti

Büyük Selçuklu Devleti

Selçuklu tarihi sadece Türk tarihinin değil İslam tarihinin de en önemli dönemlerinden birisidir. Bununla birlikte ülkemizde Selçuklu tarihinin hem siyasi hem de kültürel ve medeni cephelerine ışık tutmak üzere kaleme alınan eser sayısı, Türk tarihinin diğer dönemleri ile kıyaslandığında son derece azdır.

Bu durum Türk kültür ve medeniyetinin Selçuklular döneminde ulaştığı seviyenin layıkıyla anlaşılmasına mani olduğu gibi bu dönemde yetişen büyük sultanların, devlet adamı ve âlimler kadar onların imzasını taşıyan siyasi, kültürel ve medeni müesseselerin çığır acıcı ilmi ve fikri faaliyetlerinde genç nesillere tanıtılmasında büyük bir eksiklik yaşanmasına sebep olmaktadır.

Böylesi büyük bir devletin inşa sürecinde çok büyük izler bırakan. Selçuk Bey. Tuğrul ve Çağrı Beyler, Sultan Alpaslan, Sultan Melikşah ve büyük vezir Nizamülmülk gibi şahsiyetler Türk devlet nizamının kurulmasında, kurumların oluşmasında istihbarat teşkilatı kurulmasında, hülasa Türk devlet nizamının 320 yılda büyük başarılar elde etmesi ne yazık ki göz ardı edilmiştir. Ve sonrası Anadolu Selçuklu Devleti ile Osmanlı bu aklın ve nizamın eseridir. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti de Selçuklunun eseridir.

Sanki bir el bizi Selçukludan uzak eyledi. Bugünkü Irak ve Suriye bölgesine Sultan Alpaslan hangi gözle bakıyor lütfen okuyun. Bundan bin yıl önceki öngörüsü ile bugün nasılda örtüşüyor. İnşallah devlet yönetiminde olan arkadaşlar bunları okur ve kendilerine ders çıkarırlar.

Bize Anadolu’yu yurt yapan aklın birisi Hoca Ahmed Yesevi’dir. Bir diğeri Sultan Alparslan’dır. Malazgirt Savaşından iki yıl sonra bölgedeki bütün beylerine ve kumandanlarına şu emri vermiştir: “Anadolu’da fethettiğiniz her kale ve toprak sizin şahsi malınızdır ve evlatlarınızındır” Bu emirden sonra birçok bey bölge bölge Anadolu’yu fetheder. Bu aklın sonucunda Osmanlı Devleti hayat bulur.

Sultan Alparslan bir gün Türk emirlerinden olan Erdem’in Kâtibinin batini mezhepten olan ve Iraklı olan Hurdabe’nin olduğunu öğrenince şu tarihi konuşmayı yapar: “Ben defalarca sizlere söylemiştim ki sizler Horasanlı ve Maveraünnehirli Türklersiniz. Bu diyara yabancısınız, Irak halkı çoğunlukla kötü mezhepli, kötü dinli ve deylem taraftarı olurlar. Türk ile Deylem arasındaki düşmanlık ve ihtilaf bugüne ait değildir. Aziz ve Celil olan Allah (c.c.) Deylemlilere musallat oldukları için Türkleri yüceltmiştir. Aziz ve Celil olan Allah’ın (c.c.) lütfu ile Türkler temiz dinlidir. Deylemliler ise heva, bidat ve kötü mezheplidir. Türkler karşısında aciz kaldıklarında itaat ederler. Türkler zayıf kalırsa onlar kuvvet kazanır. Türkleri helak etmeye çalışır. Sen Türksün ve Horasan Ordusundansın, senin Kethüdaların ve hizmetkârların hep Horasanlı olması gerekir” dedi.

Bugün Suriye’den ve Irak’tan gelen mülteci ve göçmenlere bakar iken bunun dikkate alınması gerekmektedir. İslami ve insani boyutunun çok üstünde gelen bu göç dalgası gelecekte bu ülkeye sıkıntı getirebilir. İzzet ve ahlakı olan bir insan ülkesini terk etmek zorunda kalır ise. Gittiği ülkede ard arda 4 ila 5 çocuğu nasıl yapar. Nasıl olurda böylesi bir işe cüret eder.

Başkaca birçok konu daha var. Sadece bölge insanı hakkında devletimizin bakış açısını anlattım. Bugün ki durumu ise ne ile izah ederiz. Bunu da sizlerin takdirine bırakıyorum.

Yüz yıl önce Osmanlı Devleti yıkılırken askerimize bölge idarecilerine yapılan ihanet ve zulüm hatıralarımızda canlılığını halen korur iken yakın tarihte PKK’lı teröristlerin yaşam alanı ve üslerinin Irak ve Suriye’de olması sadece bir tesadüf değildir.

Bugün ülkemiz için var olma, yok olma süreci canlı ve dehşet içinde ise bu iki ülkenin bize karşı hasmane tutumundandır. İsrail’e, ABD’ye, İngiltere ye, Fransa’ya karşı ise son derece dostane tavırlarını ne ile açıklayabiliriz.

Ülkeyi yönetenlere buradan bir çağrım var. Lütfen “Türk Devletinin Aklının” gereğini yapın. Ait olduğunuz siyasi aidiyetler sadece bireysel olarak sizin olmalı. Bunu devletin işleyişine soktuğunuz zaman içinden çıkılmaz bir sürecin sebebi olacağınızı sakın unutmayın. Tarih ise sizi asla affetmeyecektir. Allah (c.c.) sizden nasıl bir hesap sorar. Onu bilemem…

Bildiğim bu akıl ile gidilirse çıkmaz bir sokak olduğudur. Sonucunda oluşacak kaosun ve canların kaybının yegâne sorumlusu siz olacaksınız.

Bin yıl öncesinden bizi uyaran Sultan Alparslan’ın ikazını dikkate almanızı ve ona göre hareket edilmesini tüm devlet adamlarımızdan bekliyoruz.

Necati YÜZÜAK

Etiketler: » »
Share
446 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...