Son Dakika


Tarihsel Adalet Bilinci ve Günümüz Ekonomik Tehditleri
Avrupa’da İlki Başardık: Fenerbahçe arsaVev Adını Son 16’ya Yazdırdı!
Konya’daki Tarihi Maç 89. Dakikada “Filistin Özgür Olana Kadar” Ertelendi
Bursa’da Büyük Hayal Kırıklığı: İtalya’ya Boyun Eğdik
Çin ve Asya Medyasından Gündem Sarsan Analiz: Türkiye İki Satranç Tahtasında Aynı Anda Hamle Yapıyor
UEFA Uluslar Ligi Başladı: Millilerden Dirençli Başlangıç ve Tüm Maçların Analizi
“Feminist hareketin” ne getirip ne götürdüğünü anlayabilmek için önce bu hareketin geçmişine bir göz atmak gerekiyor.
Feminizm nedir?
Neden bu harekete ihtiyaç duyuldu?
Nerede ortaya çıktı?
Hangi süreçlerden geçti ve pratikte nasıl uygulanıyor?
Her şeyden önce feminizmin bir kadın hareketi olduğunu belirtmeliyiz. “Kadın-erkek eşitliği” ilkesinden yola çıkarak kadınların tüm haklarını savunan bir akım olarak savunuluyor. Fransız Devrimi’nden sonra 18. yüzyılda Batı’da ortaya çıkmış felsefi, aynı zamanda ideolojik ve sosyolojik bir harekettir. Fransız Devrimi’nin etkisiyle feminist düşünce İngiltere’ye sıçradı. Daha sonra ABD ve bütün Avrupa ülkelerine yayıldı.
Osmanlı’nın son dönemlerinde feminizmden bahsedilmekle birlikte Osmanlı’da hiçbir zaman feminizm kendine taraftar bulamamıştır. Cumhuriyet’ten sonra yavaş yavaş filizlenen feminist hareket 1950’den sonra iyice semeresini göstermeye başladı. Gerek dünyada ve gerekse bizde yayılan bu akımlarla kadın, siyasi ve ideolojik olayların içine sokulmuş oldu. Feminist düşüncenin ilk ortaya çıkışı da dikkat çekicidir. Fransa’da yönetime karşı olan muhalifler, kadınların uğradıkları haksızlıkları öne sürerek bir grup kadınla feminist hareketi başlatmışlardır. Bu hareketin öncüleri kadınlar olarak gözükmekle birlikte perde arkasında yine erkekler olmuştur.
Feminizmin kendine göre haklılık gerekçesi vardır. Batı dünyası kadına öyle haksızlıklar, öylesine zulümler yapmıştı ki ilk feminist hareket herkes tarafından benimsenip kabul görmüştü. En büyük desteği de kilise vermişti. Papazların desteği sonucunda feminizm kabul görmüştü. Aslında o günün Avrupa’sında böyle bir hareketin olması kaçınılmazdı. Kadınlara yapılan zulümler kadınları insanlıktan çıkarmıştı. “Bir kadının insan olup olmadığının” tartışıldığı bir toplumda gerçekten kadının mağduriyeti içler acısıydı.
Kilisenin ve halkın desteği ile büyük ilgi gören feminist hareket tüm dünyada büyük yankılar uyandırdı. Özellikle komünizm rejiminin ilgisini çekti. Feminist akım sayesinde en çok bu ülkelerde kadın kullanıldı. Amaçları kadının emeğinden yararlanıp onları üretimin içine sokabilmekti. Kadını önce komünizm, daha sonra ise faşizm malzeme yaptı. Her iki rejim de itibarını kaybedince bu sefer liberalizm devreye girdi. En tehlikeli, en sinsi rejim de liberalizm olduğundan kadını savunuyor görünümünde hem cinselliğini hem de iş gücünü kullanarak kadını istismar etti ve hâlâ da etmeye devam ediyor.
Dünya kurulduğundan bu yana insanlar devamlı eziliyor ve haksızlıklara maruz kalıyorlar. Tabii bu ezilenlerin içerisinde kadınlar da var. Meseleyi hangi açıdan ele alırsanız alın, sonuç itibarıyla kadını koruyacak olan yine erkeklerdir. Çünkü kadın talep eden, erkek de talep edilen konumundadır. Kadını erkeğin karşısına dikip çatışma durumuna düşürmek suretiyle kadının daha fazla haksızlığa düşmesine ve ezilmesine yol açılıyor. Haksızlık ve ezilme devamlı var olan bir eylem. Özellikle bizim ülkemizde son iki asırdan beri sürekli haksızlıklar ve zulümler sürüp gidiyor. Ülkemizde kadınlar eziliyor da erkekler ezilmiyor mu? Bunun mücadelesini kadın-erkek arasında değil de bu zulmü yapan sisteme karşı yapmak gerekiyor.
Günümüzde bu akım öylesine işleniyor, üzerinde öylesine duruluyor ki âdeta kadın-erkek düşmanlığı oluşturuluyor. Kadın-erkek düşmanlığı sebebiyle de nikâh, evlilik, aile, çocuk, anne ve ev kadını gibi kavramlar giderek önemlerini yitiriyor. Bu hareketin bir başka boyutu da ticari yönden kadının sırtından para kazanma şeklidir. Bir yığın sektör oluştu. Bunların başında kozmetik sektörü birinci sırada yer alıyor.
Netice itibarıyla feminist hareketin iddiaları ve savunmaları bizim kadınlarımızın kafalarını iyiden iyiye karıştırdı. Kadın hakları, özgürlük, eşitlik, cinsiyet ayrımcılığı gibi kavramlar kadınlarımıza cazip geliyor ama toplumun temelini oluşturan evlilik ve aile kurumuna da ciddi anlamda zarar veriyor.
Mustafa K. TOPALOĞLU
Araştırmacı – Eğitimci
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
06 Ekim 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Soru/Yorum, Tüm Manşetler
06 Ekim 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
04 Ekim 2026 Dünya, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
04 Ekim 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler