Son Dakika


Son günlerde kamuoyunu meşgul eden “fon krizi” tartışmalarına ilişkin İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) tarafından yazılı bir açıklama yapıldı. Yaşanan sürecin kişilerden bağımsız olarak haksız kazanç, aldatma ve güvenin istismarı boyutlarıyla ele alınması gerektiği vurgulanan açıklamada, meselenin toplumsal bir muhasebe vesilesi kabul edilmesi çağrısında bulunuldu.
“Helal Kazanç Vazgeçilmez Bir İlkedir”
Açıklamada, İslam’ın alın teriyle kazanmayı teşvik ettiğine ve kolay yoldan haksız kazanç elde etme arzularından uzak durulması gerektiğine dikkat çekildi. Gerçek zenginliğin berekette ve kanaatte olduğu belirtilirken, ticari ve hukuki geçerliliği olan her kazancın dinen ve ahlaken adil sayılamayacağı ifade edildi. Dini söylemlerin veya kişisel itibarların şeffaflık ile denetimin yerine geçemeyeceğine işaret edilerek mağduriyetlerin giderilmesi istendi.
“Müslüman Kimliği Tutarlılık Gerektirir”
İslam’ın itibarının bu tür olaylarla zedelenmemesi gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, Müslüman kimliği taşıyan kişilerin sergilediği olumsuz davranışların vebalinin ağır olduğu kaydedildi. Dürüstlüğün ve kul hakkına riayetin temel ilke olması gerektiği hatırlatılarak tüm kesimler kazançlarını helal ve haram ölçüleriyle gözden geçirmeye davet edildi.
İnsan ve Medeniyet Hareketi tarafından yayımlanan basın açıklamasının tam metni şu şekildedir:
KAMUOYUNA AÇIKLAMA!
Son günlerde kamuoyuna yansıyan “Fon krizi” kazançla imtihanımızı ve ekonomik hayatın ahlaki temellerini yeniden düşünmemizi gerektirmektedir. İnsan ve Medeniyet Hareketi olarak meseleyi şahıslar üzerinden değil; haksız kazanç, aldatma, güvenin istismarı ve giderek yaygınlaşan ahlaki duyarsızlık/yozlaşma üzerinden ele alıyor, yaşananları hepimiz için ciddi bir muhasebe vesilesi olarak görüyoruz.
İslam, çalışmayı, üretmeyi ve alın teriyle kazanmayı teşvik ederken helal kazancı vazgeçilmez bir ilke olarak ortaya koyar. Müslümanca duruş; kolay ve haksız kazancın cazibesine kapılmadan emek vermeyi, sabretmeyi ve gerektiğinde daha azıyla yetinmeyi bilmektir. Zira asıl zenginlik, başkasının hakkına göz dikerek servet biriktirmekte değil; helal kazancın bereketinde, kanaatin huzurunda ve adaletin gözetilmesindedir.
Kur’an-ı Kerim’in ölçü ve tartıda hile yapanlara yönelik ağır uyarısı, yalnızca alışverişe değil, hak ve menfaatin söz konusu olduğu bütün ilişkilere yöneliktir. Kendi hakkını eksiksiz alırken başkasının hakkını gözetmemek, kazancı kendine ayırıp zararı başkasına yüklemek, gerçeği gizleyerek güveni istismar etmek bu ilkenin açıkça ihlalidir. Peygamber Efendimizin (sav) “Bizi aldatan, bizden değildir.” ikazı, Müslüman için dürüstlüğün bir tercih değil, imanla bağlantılı ahlaki bir sorumluluk olduğunu hatırlatır.
Bir kazancın hukuken mümkün ya da piyasa şartları bakımından geçerli olması, onun mutlaka helal ve adil olduğu anlamına gelmez. Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar; şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin yerini tutamaz. Mağduriyetlerin giderilmesi, hakların iadesi ve sorumlulukların hukuk içinde belirlenmesi ortak ve en güçlü talebimizdir.
Müslüman kimliğiyle tanınan kişilerin hakka, hukuka ve ahlaka aykırı davranışları, yalnızca kendi itibarlarını değil, İslam’ın toplum nezdindeki itibarını da zedeler. Dinimizin kesinlikle reddettiği haksızlıkların İslam’a mal edilmesine yol açmak, yapılan kötülüğün sorumluluğunu ve vebalini daha da ağırlaştırır. Unutulmamalıdır ki Müslüman kimliği yalnızca bir aidiyet değil, sözümüzle davranışımız arasında tutarlılık gerektiren büyük bir emanettir.
Takva Ekseninde Toplumsal Değişim, Allah’a karşı sorumluluk bilincinin çarşıda, iş yerinde ve kurumlarda hayat bulmasıdır. Takva; emaneti korumakla, adil paylaşmakla ve kimsenin görmediği yerde de hakkı gözetmekle görünür olur.
İnsan ve Medeniyet Hareketi olarak başta kendimiz olmak üzere bütün Müslümanları kazançlarını, ticari ilişkilerini ve hayat tarzlarını helal ve haram ölçüleriyle yeniden muhasebe etmeye; açgözlülüğün yerine kanaati, istismarın yerine dürüstlüğü, haksızlığın yerine adaleti hâkim kılmaya çağırıyoruz. Herkesi kul hakkından sakınmaya, alın terinin karşılığını eksiksiz vermeye, haksız kazançtan vazgeçmeye, ihlal ettiği hakları sahiplerine iade etmeye ve hata ve günahlarından samimiyetle tövbe etmeye davet ediyoruz.
Müslümanca duruş, yalnızca doğruyu söylemek değil, doğru olanı yapmaktır. Helali savunurken haramdan sakınmak, adaleti talep ederken adil olmak, hakkı gözetirken kendi menfaatinden de vazgeçebilmektir.
İnsan ve Medeniyet Hareketi
Hasbahçe Gazetesi / Haber Merkezi
Etiketler: fon krizi ahlaki muhasebe » fon krizi haberleri » fon krizi toplumsal muhasebe » güvenin istismarı fon krizi » haksız kazanç ve aldatma » helal kazanç açıklaması » İMH basın açıklaması » İMH duyuruları » İMH fon krizi tepkisi » İMH helal kazanç bildirisi » İnsan ve Medeniyet Hareketi fon krizi » İnsan ve Medeniyet Hareketi güncel » İnsan ve Medeniyet Hareketi haberleri » İslami iktisat ahlakı » takva ve iktisadi ahlakYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER