Son Dakika


Yeni Güç Mücadelesinde Hibrit Anlatı ve Hibrit Diplomasi
Erdoğan’dan BM Kürsüsünde Tarihi Çıkış: 190 Ülkenin Kaderi 5 Ülkenin İki Dudağına Bırakılamaz!
Mevsimlerin Döngüsünde İlahi Ölçü: 23 Eylül Sonbahar Ekinoksu ve Allah’ın Kusursuz Sanatı
Türk Dostluğu mu, Beyhude Düşmanlık mı? | El Atıyla Yola Çıkan Yolda Kalır!
Beşiktaş’tan UEFA Avrupa Ligi’ne Muhteşem Başlangıç | Beşiktaş Marsilya’yı Dörtledi!
FED, Temmuz 2023’ten Bu Yana İlk Kez Faiz Artırdı
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 30 Ekim 1923 sabahında nüfusu 13 milyon, 11 milyon insan köylerde yaşıyor. 40 bin köy var, 37 bininde okul yok, postane yok, dükkan yok. 30 bin köyde, yani her 4 köyün 3’ünde cami yok. Traktör sayısı 0, biçerdöver sayısı 0. Ayçiçeği üretimi yok, şeker üretimi yok. Ekmeklik un ithal, pirinç ithal… Bütün memlekette sadece 5000 hektar alan sulanıyor. 5000 köyde sığır vebası var. Hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyor.
Sağlık ve Salgın Hastalıklar
1 milyon kişi frengili, 2 milyon kişi sıtmalı, 3 milyon kişi trahomlu. Verem, tifo, tifüs salgını var. Bitle başa çıkılamıyor. 13 milyon nüfus, 6 milyon hasta. Bebek ölüm oranı yüzde 40, anne ölüm oranı yüzde 18. Her doğum yapan 5 anneden biri, her doğan 3 bebekten biri ölüyor. Ortalama ömür 40-41. 41 yaşını görene maşallah deniliyor. Memlekette sadece 337 doktor var, sadece 60 eczacı var, 8’i Türk. Hemşire sayısı sadece 4. Diş hekimi sayısı 0. 40 bin köy var, ebe sayısı sadece 136.
Yanmış bina sayısı 115 bin. Hasarlı bina sayısı 12 bin. Komple kül edilmiş bina sayısı binin üstünde. Ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyor, kiremit bile yok. Limanlar, madenler yabancıya ait. Demiryollarının 1 metresi bile bizim değil. Toplam sermayenin sadece yüzde 15’i Türk. Osmanlı torunları… Osmanlı’dan kala kala 4 fabrika kalmış: Hereke ipek, Feshane yün, Bakırköy bez, Beykoz deri. Sanayi denilen işletmelerin yüzde 96’sında motor yok. 10 kişiden fazla işçi çalıştıran 280 işyeri var, bunların da 250’si yabancıya ait. Kişi başı milli gelir 45 dolar. Elektrik sadece İstanbul, İzmir ve Tarsus’ta var. 4 mevsim kullanılabilen karayolu yok. Sadece 4 ilde özel otomobil var.
Bunun yanında zaten dökülüyoruz. Mübadele ile 400 bin insan geliyor. Gelen her iki çocuktan biri yollarda at arabalarında hayatını kaybediyor. Mübadele ile gelip mağarada kalanlar var. Kadın insan değil. Cumhuriyetten önce eşit eğitim hakkı yok, meslek edinme hakkı yok, boşanma hakkı yok, velayet hakkı yok, seçme hakkı yok, seçilme hakkı yok, gebeliği önleme hakkı yok, doğum izni yok, kızlık soyadını kullanma hakkı yok, kadın kendisine miras kalan mallar üzerinde tasarruf hakkı yok.
Memlekette spor yok, resim yok, sanat yok, heykel yok. Olmadığı gibi sanat ve arkeolojik eserler padişahlar tarafından yurt dışına kaçırılmış. Kimi alaturka saat kullanıyor, güneşin battığı anı saat 12 olarak kabul ediyor. Kimisi zevalli saati kullanıyor. Güneşin en tepede olduğu anı 12 olarak kabul ediyor. Kimisi güneş batarken gurubi saati esas alıyor. Kimisi güneşin tamamen batarken ezani saati esas alıyor. Saat kaç birader diyorsun, bilen yok! Kimisi Hicri takvim, kimisi Rumi takvim kullanıyor. Kimisi Şubat’a kimisi Aralık’a denk geliyor. Herkes aynı zaman diliminde, fakat farklı ayları yaşıyor. Dirhem, okka, çeki var. Arşın, kulaç, fersah var. Ne ağırlığımız dünyaya ayak uyduruyor, ne uzunluğumuz.
Cumhuriyetten önce ölçülerimiz bile orta çağdan kalma bir yapıdaydı. 600 yıl boyunca Türkçenin öz yapısından uzaklaşılmış, Arapça ve Farsçanın kuralsızca harmanlandığı ağır bir Osmanlıca dili ortaya çıkarılmıştı. Şimdi çıkıp “Harf devrimi yapıldı, bir gecede cahil kaldık” diyorlar, değil mi?
İbrahim Müteferrika’dan beri 150 yılda basılan kitap sayısı 417, bunların çoğu da gayrimüslim matbaasında basılıyor. Voltaire bir kitabında diyor ki; “İstanbul’da bir yılda yazılanlar, Paris’te bir günde yazılanlardan azdır.” Gazete sadece İstanbul ve İzmir’de var. Erkeklerin sadece yüzde 7’si, kadınların sadece binde 4’ü okuma yazma biliyor. Okur yazar erkeklerin ezici çoğunluğu subaylar ve gayrimüslimden oluşuyor. Okul çağına gelen her 4 çocuğumuzdan 3’ü okula gitmiyor. Toplam 4894 ilkokul. Sadece 72 ortaokul ve 23 lise var. Başkent Ankara’da mesela lise sayısı sadece 2. Türkiye’nin bütün liselerinde sadece 230 kayıtlı kız öğrenci var. Öğretmenlerin 3’te 1’inin öğretmenlik diploması yok. Ülkede sadece 1 tane üniversite var. O da Darülfünun. Medreseden hallice. Türkçe öğrenmek yasak, memleket bilimden çok uzak, din diye hurafe öğretiliyor.
Atatürk’ün Kaleminden 30 Ekim 1923
Mustafa Kemal Atatürk, kendi el yazısıyla 30 Ekim 1923 sabahı İsmet Paşa’ya mektup yazıyor: “Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği bir görev var. Özgür bir toplum oluşturmak, çağdaşlaşmak, bu ideali gerçekleştirmek zorundayız. Bu görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun…”
Necati YÜZÜAK
Not: Bu Türkiye Cumhuriyeti fotoğrafı. Sonrası nasıl ayağa kalktık?
Etiketler: 30 Ekim 1923 » Atatürk mektubu » Cumhuriyet tarihi » Cumhuriyetin kuruluşu » eğitim tarihi » Harf Devrimi » Kurtuluş savaşı sonrası » Milli Mücadele » Mustafa Kemal » Osmanlı dönemi » Osmanlıca tartışmaları » sağlık tarihi » tarih gerçekleri » Türkiye Nüfusu » Yakın TarihYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
25 Eylül 2026 Dünya, Genel, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler
23 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
23 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
21 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler