logo

Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

Ayetullah Coşkun

Ayetullah Coşkun
ayetullahcoskun@hasbahcegazetesi.com
Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

Ramazan ayı, şeytanların zincire vurulduğu, başının rahmet, ortasının mağfiret, sonunun da cehennemden kurtuluş olduğu Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından haber verilen bir aydır. On bir ayın sultanıdır. Diğer aylarda yapılan işlere bir sevap veriliyorsa, bu ayda bin, hatta otuz bin sevap verilir. Ümitsizlerin ümitli hale geldiği, ümitlilerin ümidinin arttığı, affın, rahmetin sağanak yağmurlar gibi üzerimize yağdığı bir aydır.

Allah Ramazan’ın dışındaki gecelerde bile semadan rahmet kapılarını açıp yeryüzü halkına (insanlara, cinlere) nida ederek; yok mu af dileyen affedeyim diyorsa Ramazan gecelerinde kim bilir ne nidalar oluyor ve ne af şölenleri yaşanıyordur!.. Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edilen bir hadisi şerifte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: “kim inanarak ve sevabını umarak Ramazan gecelerini ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır”( Buhârî, Teravih 1) Allah, gecesiyle gündüzüyle, bütün Ramazan Ayını hakkıyla değerlendirmeyi nasip etsin.

Ramazan ayı içindeki oruç, Hicret’in ikinci yılı farz kılınmıştır. Sağlıklı, gücü takati yerinde ve mukim olan herkese farzdır. Orucun, insan hayatı, toplum hayatı, insanın terbiyesi, Kur’an’ın inmesi ve Allah’ın Rab sıfatının tecellisi açısından pek çok hikmet ve faydaları vardır.

Ramazan Ayı, Mağfiret ve Bereket Ayı, On bir Ayın Sultanı, Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

Ramazan’da, bütün mü’minler oruç tutarak, Allah’ın vermiş olduğu nimetlere karşı toplu bir şükür eda ederler. Toplu yapılan dualar, şükürler, ibadetler Allah katında daha makbuldür. Oruç da böyle kabule layık bir ibadettir. Oruç ibadetiyle beraber yapılan dualar, ibadetler ve çalışmalar Allah katında daha makbul hale gelecektir. Hayırlar artacak, rızıklar bereketlenecektir.

Şahsi olarak, insan nefsi Allah’ı unutmaya pek meyillidir. Oruç tutan kişi anlar ki, her zaman yediği halde şimdi kendini tutan biri var. Birisi için yemesini içmesini kesiyor. İşte burada sürekli Allah hatırda tutulur. Bu da bir ay boyunca Allah’ı anmak demektir.

Mide, büyük bir fabrika gibi her zaman çalışır. O çalışırken, diğer azalar ona itaat eder, onu dinler. Mide biraz istirahat etse, diğer azalar, mideye bağlı olmadıklarını, kendilerine has vazifelerinin olduğunu anlayıp, hepsi kendi lisanıyla Allah’ı zikre başlar. Bu da insan bedeninin hep birden Allah’ı zikretmesi demektir.

İnsan nefsi her zaman terbiyeye muhtaçtır. Rivayet edilir ki, nefsin komutanı olan şeytana Allah sorar: sen kimsin ben kimim? Şeytan, sen sensin ben de benim der. Allah türlü türlü azaplardan sonra tekrar sorar: sen kimsin, ben kimim? Şeytan aynı cevabı verir: ben benim, sen de sensin. Sonra onu aç bırakır ve aynı soruyu sorar. Şeytan bu kez şu cevabı verir. Sen benim Rahmet sahibi Rabbimsin, ben de senin aciz bir kulunum. İşte insan nefsi, ancak oruçla kendi acizliğini, kusurunu, küçüklüğünü idrak eder. Bundan dolayı da nefsinin hâkimiyetinden kurtulmak isteyen büyük insanlar, veliler, hep oruç tutarak nefislerini terbiye etmişlerdir. Tecrübelerle sabittir ki, nefislerin terbiye edildiği Ramazan ayında suç işleme oranları daha da düşer.

Toplum içinde insanların hepsi bir yaratılmamıştır. Kimisi fakir, kimisi zengindir. Çoğu zaman zenginler fakirlerin halinden anlamazlar. Çünkü tok olan, aç olanın halinden anlamaz. Sürekli yiyen insanın merhamet hisleri zayıflar veya ölür. Oruç insana, aç olan fakirlerin halini anlatır. Onlara karşı içindeki merhamet hislerini coşturur. Böylece zenginler, ekmeği aşı bol olan insanlar, fakirleri düşünerek, onlara merhamet eder ve zekat vermeye yönelirler. Fakirler de kendilerini düşünen zenginlere karşı hürmetli olurlar. Bu durum toplum içinde büyük bir denge meydana getirir.

Kur’an’ın inmiş olduğu ay olan Ramazan’da oruç tutan insanlar, dinlenen azalarıyla Kur’an’a kendilerini daha iyi verip, onu daha gönülden okuyup dinleyebilirler. Çünkü tok olarak Kur’an okumakla aç olarak okumak arasında çok büyük fark vardır. Daha içten ve adeta bütün azalarla okunan Kur’an, sanki yeniden iniyormuş gibi okunur. Bu durum, Ramazan’ın manasını daha iyi idrak etmemizi sağlar.

Başka zamanlarda okunan Kur’an harflerine bir sevap verilirken, Ramazan’da on sevaptan bin sevaba kadar verilir. Hatta Kadir gecesinde okunan her bir Kur’an harfine otuz bin sevap verileceği Hadislerde rivayet edilir. Sadece Kur’an okumak bu kadar bereketli ise, diğer ibadetler ne kadar bereketli olur düşünmek gerekir. Bin aydan daha hayırlı olan bu ayda insan, okuyacağı Kur’an’la, yapacağı ibadetlerle seksen senelik bir ömür yaşamış gibi sevap kazanabilir.

Allah, oruç tutanların sevabı bana aittir diyor. Demek ki, oruca Allah büyük sevaplar takdir etmiş ki onu hemen söylemiyor, kuluna sürpriz yapmak istiyor. Bu sürprizle kim karşılaşmak istemez ki!

Bu vesileyle, herkesin Ramazan ayını tebrik eder, hidayete muhtaçların hidayetine, günahkârların affına, derecelerinin yükselmesine vesile olmasını Rahmeti sonsuz Rabbimiz’den niyaz ederiz.

Dünyada yaşanan savaşların, kavgaların, Ramazan hürmetine bitmesini, insanların huzura, barışa ermelerini Yüce Mevlamız’dan bekleriz.

Ayetullah COŞKUN

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » »
1700 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bizim de Suçumuz Var

    19 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Suçu olmadığı halde dünya denen illetin cezasını bir ömür çekmekten yoruldu bıktı bu gönül sahipleri... Ne diyordu şair: "Dünya, hassas insanlar için bir cehennemdir." Bir de imtihan denen sır etrafını sararsa insanın, o zaman hayatın çilesine daha çok vâkıf oluyor, daha çok acı çekiyorsun... Yazık ki; hiç ayılmamışız, hep bir telaş, hep bir üzüntü, hep bir koşuşturma... Somut olan ne varsa hepsi ile cebelleşmiş, soyut birçok değeri görmemiş gözümüz, gönlümüz... Ya hiç güvenmemiş, boşluğa düşmüşüz... Ya çok güvenmiş, hayal kırık...
  • AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE  İNANÇ HÜRRİYETİNİN EVRENSEL SINAVI

    19 Ekim 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler

    Empati, karşımızdakini anlamak için onun yerine kendimizi koyarak düşünebilmektir. Komşusu açken tok yatmamak da böyledir, kendi yaşadıklarımızı başkaları yaşadığında geçmişin bakiyesi ile hissetmek de öyledir. Öteden beri dost meclislerinde söylediğim bir hususu tekrar etmeden önce, son günlerde “İki devlet, tek millet!” diyerek diğer devletlerden ayrı tuttuğumuz Azerbaycan'da gündem olan başörtüsü yasağı tartışmaları üzerinden yasakçı zihniyete odaklanmanızı istiyorum. 28 Şubat süreci ile tavan yapan, dönemin devletlüsü tarafından başö...
  • Bir Başörtüsünden Fazlası Var, Bilesin Azerbaycan

    17 Ekim 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler

    Bir milletin başına örtülen kumaştan korkulmaya başlanmışsa, orada artık kıyafet değil, medeniyet tartışılıyordur. Azerbaycan'dan son günlerde gelen haberler, insanı ister istemez geçmişin acı hatıralarına götürüyor. Okullarda başörtüsü üzerinden başlayan tartışmalar, öğretmenlerin kıyafetlerine kadar uzanmış durumda. Eylül ayında öğrencilerin, ekim ayında ise öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin getirilen düzenlemelerde başörtüsü açıkça yasaklanmasa da uygulamada kimi öğrencilerin ve öğretmenlerin okul kapılarından çevrildiğine ilişkin habe...
  • Yeşil Bir Gelecek İmkânsız Değil

    16 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler

    Orman Genel Müdürlüğü’nün sıklıkla vurguladığı üzere; ormanlaştırma çalışmaları ezbere değil; iklim, toprak yapısı, rakım ve ekolojik bilim ilkelerine göre yürütülür. Çam türleri coğrafyamızın ana karakteri olup kuraklığa ve zorlu iklim koşullarına dayanıklılığıyla öne çıkarken; zeytin, badem veya ceviz gibi gelir getirici ağaçlar ise tarım bitkisi niteliğindedir ve yoğun bakım ister. Bu bilimsel gerçekler ışığında Erzurum ve çevresinin iklimine uygun, planlı bir ormanlaştırma hamlesiyle çorak görünen dağlarımızın yeşermesi ve bölge ekonomisin...