Son Dakika


Saadet Partisi Kağıthane İlçe Kadın Kolları Başkanı Zeynep Aygün, ilçe binasında gerçekleştirdiği basın açıklamasında toplumsal ve siyasal yozlaşmaya karşı adeta savaş açtı. Aygün, “Ahlaklı siyaset mümkündür ve bu ülkenin geleceği yeniden maneviyatla inşa edilebilir” dedi.
Saadet Partisi Kağıthane İlçe Başkanlığı, toplumsal ve siyasal yozlaşmaya karşı çözüm reçetesini açıkladı. İlçe binasında basın mensuplarıyla bir araya gelen Kağıthane İlçe Kadın Kolları Başkanı Zeynep Aygün, hazırlanan kapsamlı metni bizzat okuyarak kamuoyuna duyurdu.
Başkan Zeynep Aygün’ün gerçekleştirdiği basın açıklamasının tam metni şu şekildedir:

TOPLUMSAL VE SİYASAL ÇÜRÜMEYE KARŞI AHLAK, ADALET VE MANEVİYAT ÇAĞRISI
Saygıdeğer Halkımız, Kıymetli Basın mensuplarımız.
Türkiye bugün birçok sorunla karşı karşıyadır. Ekonomi konuşuluyor, güvenlik konuşuluyor, siyaset konuşuluyor. Ancak şunu açıkça ifade etmek zorundayız: Bu sorunların kalıcı hâle gelmesinin sebebi, insanın, toplumun, siyasetin ve kurumların birlikte aşındığı derin bir çürüme sürecidir. Bu çürüme bir günde ortaya çıkmamıştır. Geçici bir kriz de değildir. Zamanla biriken, derinleşen ve hayatın her alanına yayılan yapısal bir çözülmeden söz ediyoruz.
Bu çözülme, önce bireyin içinde başlar. İnsan hayatını bir anlamla ilişkilendiremediğinde, sorumluluk duygusu zayıflar. Hayat; emanet olarak değil, “ne kadar kazanırım, ne kadar tüketirim” sorusu üzerinden yaşanmaya başlar. Bugün birçok alanda “Doğru mu?” sorusunun geri planda kaldığını, “Bana ne kazandırır?” anlayışının öne çıktığını görüyoruz. Bu anlayış; iş hayatında hakkın yenmesini, kamuda torpilin normalleşmesini, günlük hayatta yalanın sıradanlaşmasını beraberinde getirmektedir.
Bireysel düzeyde başlayan bu çözülme, kısa sürede toplumsal bağları zayıflatmaktadır. Bunun en açık sonucu ailede görülmektedir. Aile, değerlerin öğrenildiği ilk yerdir. Ancak bugün aile; ekonomik baskılar, iletişimsizlik ve güvensizlik altında ayakta kalmaya çalışmaktadır. Hükümet 2025 yılını aile yılı olarak ilan etmiş lakin toplumun temel taşı olarak nitelendirilen aile; ekonomik ve sosylal haklar bakımından büyük kayıpların yaşandığı bir yıla dönüşmüştür. Toplumu oluşturan aile kendi başının çaresine bak politikasına kurban edilmiştir.
Toplumsal çözülme derinleştikçe, bu durum kurumlara da yansımaktadır. Liyakat geri plana itilmekte, kayırmacılık yaygınlaşmakta, adalete olan güven her geçen gün daha da zedelenmektedir. Bu tabloyu derinleştiren en önemli unsurlardan biri de siyasal çürümedir. Siyaset ahlaki zeminini kaybettiğinde, hizmet yarışı yerini çıkar mücadelesine bırakmaktadır. Devletin imkânları emanet olmaktan çıkıp rant ve menfaat aracına dönüştüğünde, toplumun tamamı zarar görmektedir.
Dünyada son dönemde yaşanan gelişmeler, küresel ölçekte derin bir ahlaki ve toplumsal çürümenin varlığını açık biçimde gözler önüne sermektedir. Epstein dosyasında ortaya saçılan gerçekler, yıllar boyunca ahlaksızlığa göz yuman; suskun kalan siyasetçileri, bilim çevrelerini, sanayi temsilcilerini ve sinema sektörünü bir kez daha insanlığın vicdanında sorgulanır hâle getirmiştir. Bu suskunluk, toplumsal çürümenin adeta fitilini ateşlemiştir.
Tüm bu olaylar gözlerimizin önünde cereyan ederken, vakit kaybetmeden somut ve kararlı tedbirler alınması artık bir zorunluluktur. Atılması gereken ilk adım, kayıp çocuklarımızın nerede olduğu sorusuna açık, şeffaf ve tatmin edici yanıtlar verilmesidir. Çocukların güvenliği, hiçbir siyasi hesaplaşmanın ya da ideolojik tartışmanın gölgesinde bırakılmamalıdır. Öte yandan, kayırmacılığı meşrulaştıran, toplumu ayrıştıran ve kutuplaşmayı körükleyen söylem ve uygulamalarla mücadele edilmelidir. Toplumsal barışı zedeleyen bu anlayışların devlet yönetiminde yeri olmamalıdır. Aynı şekilde ahlaksızlığı sıradanlaştıran yayınlara, söylemlere ve uygulamalara karşı da açık ve net bir tavır ortaya konulmalıdır.
Bu düzen hepimizi yordu. Kimimizi daha fazla, kimimizi daha az… Ama kimse masum değil, kimse de yalnız değil. Bu mücadele, yalnızca bir kesimin ya da tek bir siyasi aktörün sorumluluğu değildir. Hepimizin sorumluluğudur. Hükümetten muhalefete, kamu kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına, medyadan vatandaşlara kadar herkesin ortak irade ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Toplumsal değerlerimizi korumak ve geleceğimizi güvence altına almak ancak bu ortak çabayla mümkün olacaktır.
Değerli basın mensupları
Bütün bu tablo bize şunu net biçimde göstermektedir: Yaşadığımız sorunlar tesadüf değildir. Bu sorunlar ahlaki ve manevi zemini kaybetmiş bir anlayışın sonucudur. Bu nedenle çözüm geçici siyasi hamleler ve biz bulaşmadık naraları atmaktan geçmez. Yapısal ve hukuki düzenlemelerle birlikte önce ahlak ve maneviyat şuurunun yeniden önce kendimizden başlayarak inşa edilmesiyle mümkündür.
Saadet Partisi olarak bizler diyoruz ki: Siyaset menfaat üretme alanı değil, emanet ve sorumluluk alanıdır. “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir” anlayışıyla hareket etmektir. Bu düzen; ahlakı aşındıran, adaleti örseleyen ve insanı değersizleştiren bir düzendir. Ülkeyi bu noktaya getiren anlayış, artık sorunların değil bizzat çürümenin kaynağıdır. Sonuç olarak bizler, bu ülkenin insanına kader olarak çürümeyi, adaletsizliği ve değersizleşmeyi reva gören anlayışı kabul etmiyoruz. Türkiye’nin ihtiyacı; günü kurtaran politikalar değil, insanı merkeze alan, ahlakı ve adaleti yeniden inşa eden köklü bir değişimdir.
Çürümeye karşı durmak bir tercih değil, bir vicdan borcudur. Vatan borcudur, insanlık borcudur. Saadet Partisi olarak; hakkın, hukukun, liyakatin ve ahlaki sorumluluğun egemen olduğu bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; ahlaklı siyaset mümkündür, adil bir düzen mümkündür ve bu ülkenin geleceği yeniden ahlak ve maneviyatla inşa edilebilir.
Türkiye, kayırmacılıkla, suskunlukla ve sorumluluktan kaçan siyasetle yönetilemez. Bu tabloya rıza göstermiyoruz ve bu anlayış değişene kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Açıklama Sonrası Teşkilatta Birlik Mesajı
Programın sonunda partililerle hatıra fotoğrafı çektiren Aygün, şunları ekledi: “Biz bugün burada sadece bir bildiri okumadık; geleceğimiz için bir söz verdik. Kağıthane’de çalmadık kapı, dokunmadık yürek bırakmayacağız. Ahlakın ve adaletin hakim olduğu bir düzeni hep birlikte kuracağız” dedi.
Program, teşkilat mensuplarının önümüzdeki süreçteki saha çalışmaları üzerine yaptığı istişare toplantısıyla sona erdi.
Hasbahçe Gazetesi / Haber Merkezi
Etiketler: adil düzen » ahlak ve maneviyat çağrısı » ahlaklı siyaset » Aile Yapısı » ekonomik kriz ve aile » hak ve hukuk mücadelesi » istanbul yerel siyaset haberleri » Kadın Kolları Başkanı Zeynep Aygün » kamuoyuna duyuru » Kayıp çocuklar » Liyakat ve Adalet » saadet partisi basın açıklaması » Saadet Partisi Kağıthane » siyasal yozlaşma » siyasi ahlak » sosyal sorumluluk » toplumsal çürüme » zeynep aygün » zeynep aygün kağıthane » zeynep aygün kimdirYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER