Son Dakika


Edebiyat dünyası, insan ruhunun en yüce arayışını, fani sevdalardan geçip Hakiki Aşk’a ulaşılan o ince yolu anlatan derinlikli bir eserle yankılanıyor. Şair Fatma Dolan, kaleme aldığı şiirinde aşkın insan ruhunda bıraktığı derin izleri, nefisle olan mücadelesini ve en nihayetinde canana (Yaratıcı’ya) ulaştığı o dingin limanı muazzam bir tasavvufi derinlikle gözler önüne seriyor.
Dolan, şiirinde aşkı sadece dünyevi bir duygu olarak değil; insanı baştan ayağa değiştiren, pişen ve olgunlaştıran manevi bir kor, bir “nâr-ı aşk” olarak tasvir ediyor.
Fani Sevdadan Hakiki Aşka Uzanan Çileli Yol
Şairin mısralarında geçen mecazi ifadeler, tasavvuf literatüründeki “Fenafillah” ve “Bekabillah” makamlarının edebi birer yansıması olarak karşımıza çıkıyor. İlk başta insanı canından bezdiren, dünyadan, yemeden içmeden kesen o hırçın duygu; aslında ruhun hamlıktan kurtulma çabasını simgeliyor.
Şiirde geçen Ferhat motifine yüklenen anlam da bu yönüyle değişiyor: Dağları delmek, kulun kendi nefsini ve önündeki dünyevi engelleri aşma mücadelesine dönüşüyor. Kalpte çekilen sefa ile dildeki cefanın bir arada bulunması, çile çekmeden vuslata erilemeyeceğinin en zarif anlatımı oluyor.
Dilin Lal, Gönlün Tarumar Olduğu Makam
Fatma Dolan, kalbin sevdanın uykulu rüyasından uyanıp gerçeğe, yani ilahi aşka ayan olduğu anı şu mısralarla özetliyor: “Aşk, ayan olduğunda seven, sevdiğine kavuştuğunda gözlerine bakıp da seyrine dalar.” Bu mısralar, kulun Rabb’inin tecellileri karşısında hayran kalışını ve dilinin lal oluşunu simgeliyor.
Şiir, ilahi rahmetin (ılık ılık esen rüzgarın) canana vurmasıyla, kulun huzura ve mutlak sevgiye kavuştuğu o nurani finalle son buluyor.
İşte gönüllere dokunan, insanı kendi iç dünyasında manevi bir seyre çıkaran o eser:
AŞKIN HALLERİ
Sen aşkın hallerini bilir misin?
Aşk, gidenin üçünde şiir, dördünde roman yazdırır.
Gönül diyarında gönülden yar dediysen eğer,
Kalbini sevdanın uykulu rüyasında gezdirir.
Kuma adını çizdirir, seni canından bezdirir.
Yar dedi mi içini depreştirir, yarim dedin mi nefesin kesilir.
Hırçın bir deniz gibi yüreğini kabartır, eser.
Yemeden içmeden keser.
Aşk, masallarda peri, peri kızı; dağlarda Ferhat eder.
Yüzlerde gülücük, içinden nâr-ı aşk attırır.
Kalpte sefa, dilde cefa çektirir.
Yarası bir başkadır, dilini lal, gönlünü tarumar eder.
Aşk, ayan olduğunda seven,
Sevdiğine kavuştuğunda gözlerine bakıp da seyrine dalar.
Ilık ılık esen rüzgar canana vurunca,
Ne kadar güzeldir sevmek, aşkı aşkta bulunca.
Fatma Dolan’ın bu eseri, modern zamanların hızla tüketilen ve maddecileşen dünyasına karşı, aşkın o eski, köklü, insanı nefsin esaretinden kurtaran manevi derinliğini hatırlatan güçlü bir edebi duruş niteliğinde. Gönül diyarında Hakiki Sevgili’yi arayanların rehberi olmaya aday bu mısralar, okuyucunun ruhunda uzun süre silinmeyecek bir iz bırakacak.
Hasbahçe Gazetesi / Haber Merkezi
Etiketler: aşk şiiri » aşk şiirleri » Aşkın Halleri » aşkın halleri şiiri » duygusal mısralar » edebi haber » edebiyat » Fatma Dolan » fatma dolan kimdir » fatma dolan şiirleri » gönül dünyası » güncel şiirler » İslam şiirleri » manevi aşk » Şair Fatma Dolan » şiir » şiir analizi » tasavvuf edebiyatı » tasavvufi şiirYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER