Son Dakika


Dün Siverek’te, bugün Kahramanmaraş’ta…
Yarın nerede ne olacağını bilmiyoruz.
Ve işte bu bilmemek, sabahları okula çocuğunu yollayan her ebeveynin yüreğine oturmuş bir kaya gibi duruyor.
Siverek’te 19 yaşındaki bir cani, pompalı tüfekle girdiği okulun koridorunda önüne gelene ateş açtı. 10 öğrenci, 4 öğretmen, bir polis, bir kantin görevlisi olmak üzere 16 kişi yaralandı. Bu acının mürekkebi daha kurumadan, 15 Nisan’da Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’ndan gelen haberler ülkeyi bir kez daha sarstı: 8. sınıf öğrencisi bir çocuk, 9 kişiyi hayattan kopardı. Aralarında öğretmenler vardı. Aralarında çocuklar vardı.
Bu bir tesadüf değil. Bu bir sistem sorunudur.
Şiddetin okullara bu denli taşması, aniden ortaya çıkmış bir olgu değil. Sadece son dönemde Mersin’de 12 yaşındaki bir öğrencinin okul müdürüne ateş ettiği, Mardin Kızıltepe’de okul çıkışında öğretmen Abdurrahim Yılmaz’ın hayatını kaybettiği olaylar, bu acı tablonun önceki sayfalarıdır. 2 Mart 2025’te İstanbul Çekmeköy’de öğretmen Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisi tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetmişti. Her seferinde “son” diye konuştuk. Ama son olmadı.
Siverek’teki saldırganın Instagram hesabından “Hazır olun, bu okulda bir kaç gün sonra saldırı olacak” diye mesaj paylaştığı sonradan öğrenildi. Bir çocuk bunu açıkça ilan etti.
Kimse durduramadı.
Kimse görmek istemedi mi, yoksa görecek mekanizma kalmadı mı?
Bir çocuk bir anda şiddet eğilimi geliştirmez. Bu noktaya uzun bir ihmal zinciri içinde gelir. Görülmeyen davranışlar, dikkate alınmayan uyarılar, bastırılan duygular ve ertelenen sorumluluklar zamanla birikir. Biz ise bu birikime kayıtsız kalmaya devam ettik. Sosyal medyada büyüyen, şiddet içerikli içeriklerle beslenen, aile içinde görmezden gelinen, okulda yalnız bırakılan çocuklar, bir gün bu sessizliği en vahşi biçimde bozuyorlar.
Öğretmenler bu denklemin en savunmasız halkası. Saldırı anında kadın öğretmenin öğrencileri sınıfa sokmak için kapıda beklediği, son öğrenci içeri girene kadar yerinden ayrılmadığı anlatıldı. Mesleki bir refleks mi, yoksa annelik içgüdüsü mü?
İkisi de.
Öğretmenlik zaten böyle bir meslek. Ama bu fedakârlık, bedelini canıyla ödemek anlamına gelmemeliydi.
Eğitim sendikaları iş bıraktı, Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplandı. Haklılar. Çünkü Türkiye’nin 60 bin okulunun kapısında güvenlik görevlisi yok. Bu bir lüks meselesi değil, bir öncelik meselesidir.
Kahramanmaraş’taki saldırganın 5 silah ve 7 şarjörle okula girdiği, babasına ait silahları sırt çantasına koyarak taşıdığı öğrenildi. Baba, eski emniyet mensubuymuş. Silahlar evdeymiş. Erişilebilirmiş. Ve 14 yaşındaki bir çocuk bu silahlarla iki sınıfa girip ateş açmış. Bireysel silahlanmanın bu ülkede ulaştığı boyut, artık sıradan bir politika tartışması olmaktan çıkmış; varoluşsal bir güvenlik krizidir.
Verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 3 binden fazla silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Bu rakamların ardında binlerce yıkılmış hayat, binlerce travma var. Biz bu gerçeklikle yaşıyoruz ve bunu normalleştirmeye başladığımız an, en büyük tehlikeyi yaratıyoruz.
Peki ne yapacağız?
Taziye mesajı paylaşıp geçecek miyiz?
Değilse, ne?
Önce evden başlamak gerekiyor. Bir çocuğun elinin altında silah bulunmaması, yalnızca yasal bir yükümlülük değil ahlaki bir sorumluluktur. Ama bunun da ötesinde, evde ne konuşulduğu, ne izlendiği, ne dinlenildiği belirleyicidir. Şiddeti meşru gören dizi, şarkı ya da sosyal medya içeriğiyle büyüyen bir çocuktan farklı bir dünya inşa etmesini beklemek saflık olur. Dijital ortamın denetimsiz bir vahşilik alanına dönüştüğü bugünlerde, ebeveynin ekrana değil çocuğun yüzüne bakması; ne hissettğini, ne düşündüğünü, ne zaman öfkelendiğini fark etmesi, belki de en önemli “güvenlik önlemi”dir.
Okullarda rehberlik sistemi kâğıt üzerinde var ama gerçekte işlevsiz. Bir rehber öğretmen yüzlerce öğrenciden sorumlu tutulurken, çocukların ruhsal durumunu takip etmesi beklenemez. Sınıf mevcutları küçültülmeli, rehberlik saatleri artırılmalı ve her okulda gerçek anlamda çalışan bir kriz yönetim ekibi bulunmalıdır. Öğrenci davranışlarındaki değişimi ilk fark edecek olan öğretmendir; ama bunun için öğretmenin de desteklenmesi, yalnız bırakılmaması şarttır. Öğretmenlerin birçok konuda elinin kolunun bağlanması, toplum nezdinde kaybolan imajı da unutmamak gerekir.
Sokak kültürü ile sosyal medyanın iç içe geçtiği bu dönemde, bir çocuğun hangi içeriklerle büyüdüğü artık bir aile meselesi olmaktan çıkmış, toplumsal bir meseledir. Küfür ve öfkeyi normalleştiren müzik, cinselliği ve şiddeti sıradan gösteren içerikler, zorbalığı eğlenceli kılan kısa videolar; bunların tamamı bir çocuğun zihnini şekillendiriyor. Platform düzenlemeleri, yaş sınırlarının ciddi biçimde uygulanması ve medya okuryazarlığının müfredatın ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi artık ertelenebilir konular değildir.
Bireysel silahlanma meselesi ise kendi başına bir yangındır. Evlerde yasal ya da yasadışı yollarla biriken silahların, çocukların erişebileceği yerlerde durması kabul edilemez. Bu konuda hem yasal düzenleme hem de toplumsal farkındalık şarttır. Silah taşımak ya da evde bulundurmak, artık salt bir hak meselesi olarak değil, çevreye yönelik bir risk meselesi olarak ele alınmalıdır.
Son olarak şunu söylemek gerekiyor: Bu nesli “bozulmuş” diye yaftalayıp geçemeyiz. Onlar bizim kurduğumuz dünyada, bizim sunduğumuz içeriklerle, bizim bıraktığımız boşluklarda büyüdüler.
Asıl soru şu: Biz onlara ne verdik?
Neyi öğrettik?
Hangi değerleri önlerine koyduk? Eğer gerçekten hesap vereceksek, önce bu sorulara dürüstçe cevap vermemiz gerekiyor.
Okullar bir toplumun aynasıdır. Şu an o aynaya baktığımızda görmek istemediğimiz bir yüzle karşılaşıyoruz. Ama kaçmak yerine bakmayı seçersek, değişim hâlâ mümkün.
Cemal DURUK
Etiketler: bireysel silahlanma istatistikleri 2025 » bireysel silahlanma tehlikesi » Cemal Duruk » cemal duruk köşe yazıları » çocuklarda öfke kontrolü » çocuklarda şiddet eğilimi » eğitim sendikaları iş bırakma eylemi » eğitimde rehberlik sistemi » Kahramanmaraş okul saldırısı » öğretmenlerin güvenliği » okul güvenliği sorunu » okulda zorbalıkla mücadele » okullarda güvenlik görevlisi ihtiyacı » okullarda kriz yönetimi » okullarda şiddet olayları » Siverek okul saldırısı » sosyal medyanın şiddete etkisiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER