logo

24 Aralık 2013

Bir gençlik bin umut

Bir gençlik bin umut

bir genclik bir umut

İbn Abbas (r.a) Peygamberimiz (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Beş şey gelmeden evvel beş şeyi fırsat bil; ölüm gelmeden önce hayatının, hastalık gelmeden önce sağlığının, meşguliyet gelmeden önce boş vaktinin, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğinin, fakirlik gelmeden önce zenginliğinin”.

Değerli okurlar, gençlik insan ömrüne ikram edilmiş en değerli nimetlerden biridir. Peki bizler gençliğimizin kıymetini biliyor muyuz? Gaflet içinde hayatlarımızı erteliyor ve ertelediğimiz hayatlarımızın ardından pişmanlıkla mı bakıyoruz?

İbn Mesud (r.a)’dan rivayetle: “Gençlerinizin en hayırlısı, ihtiyarlar gibi ölümü düşünen, gençlik hevesatına mağlup olmayıp, gaflette boğulmayandır. İhtiyarlarınızın en kötüsü ise gaflet ve nefsin isteklerine uymada gençlere benzemek isteyen, çocukçasına nefsin isteklerine uyandır. (Taberâni, Kebir)

Resulullah (s.a.v)’in sözleri ne güzel yol gösteriyor… Gençlik ve yaşlılık kendilerine göre güzellikleri, sıkıntıları olduğu gibi nihayetinde zaafları da barındırır. Hani bu aralar meşhur bir akım var “carpediem” (ânı yaşa) akımı… İnsan şuuruna gönderilmiş, doğruluğu ve yanlışlığı tartışılacak bir emir… Bir yanda ânı yaşayayım deyip arkasını düşünmeden nefsani duygularına meyledip ahir hayatını zehretme tehlikesi, diğer yanda ise yaşadığı her ânın kıymetini bilip çalışarak ve ibadetle değerlendirebilme erdemi…

Peki, biz gençler bu akıma hangi pencereden bakıyoruz ya da baktırılıyoruz.

Bu akımı bir gsm operatörü firmasının sloganı olarak duymayanımız kalmamıştır. Reklam olmasın; “zodafon-ânı yaşa!” Hatırladınız değil mi? Bu tip telkinlere medyanın birçok kanalında maruz kalmışsınızdır. Bilinçaltı teknikleri… Bu telkinlerin masum olmadığını çok iyi biliyoruz. Bu çalışmanın arkasında bize aşılanmak istenen “ânı yaşa” akımının amacı tabi ki zamanın kıymetini bilmek, çalışmak, ibadet etmek değil, “ânı yaşa” sloganını çeşitli ses ve görsel efektlerle destekleyerek geleceğin ve günümüz gençlerinin ölümü unutması, sadece yaşadığı ana odaklanıp hayattan nefsani zevkler alması, gelenekleri, görenekleri, ahlâki kuralları, dini hassasiyetleri bir kenara bırakıp keyif almaya bakan bireylerin meydana gelmesidir.

İnsan aklı doğrunun ne olduğunu bilebildiği halde, nefsinin arzularına gem vurmakta zorlanır. Bilmek, uygulamaya geçmek için yeterli değildir. İnsan doğru bildiğini sorgulamalı, zamanı geldiğinde bu doğruya göre hareket edebilmek için çaba sarfetmelidir. Ya da doğrular bir vesile ile hatırlanmalıdır. Kimi güçler nasıl bilinç altımıza virüsler göndermeye çalışıyorsa biz de bu virüslere karşı aklımıza ve kalbimize antivirüs yüklemeliyiz.  Bu antivirüs yazılımı düzenli ibadet, Kur’an sohbetlerine icabet ya da bize ölümü ve Allah’ı hatırlatacak her şey olabilir.

Genç bir kardeşiniz olarak sizlere ev sohbetlerini tavsiye ederim. Haftada ya da 15 günde bir yapacağınız bu sohbetlere her hafta yeni bir kardeşinizi dahil etmeye çalışın. Bu arkadaş grubunun bir cemaatle, siyasi partiyle ya da bir sivil toplum örgütüyle bağlantılı olup olmaması önemli değildir. Bir araya gelmekten maksat, Allah kelamı konuşarak kalpleri ve dilleri cilalamaktır.

İşte o zaman bilinçaltınızı hiçbir virüs işgal edemez.. Rabbim temiz kalplerinizi korur ve yaşlandığınızda bakarsınız ki arkanızda tertemiz bir gençlik bırakmışsınız.

Vakti bol olan ya da gecesini gündüzüne katmak isteyen kardeşlerim, dünya görüşünüz, siyasi görüşünüz ne olursa olsun, mutlaka bir kuruluşta görev alın. Dernek, vakıf, parti vs. farketmez… Sosyal hayatınıza ve kişiliğinize çok şey kattığını göreceksiniz. Tabi ki bu çalışmalara başlamadan once mutlaka aklı başında gördüğünüz büyüklerinize danışın ki kendinizi istismar ettirmeyin. İnce eleyin sık dokuyun…

Siyasi, akademik veya herhangi bir dalda kariyer yapmak isteyen kardeşlerime sesleniyorum; Değerli kardeşlerim, Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesi Hadis Profesörü İsmail Lütfi Çakan hocamız; “Gençler, lider olmak istiyorsanız geçmişiniz temiz olmalı..” derdi… İlerleyeceğiniz yolda utanacağınız ya da hesabını veremeyeceğiniz hiç bir taş bırakmayın. İki cihan saadetinin anahtarı gençliğinizdeki meşgalelerinizdir arkadaşlar…

Başbakanımızın gençlere olan şu tavsiyesini de dikkate almak, hayatımızda uygulamak lazım diye düşünüyorum; “Gençler! Durmak Yok! Koşacaksınız! Koşacaksınız! Risk alarak koşacaksınız!

Enes (ra)’dan : “Allahu Teala tevbekar genci sever.” (Ebu’ş-Şeyhiden)

Bol tevbeli, bol sevaplı, bol sohbetli, bol ilimli, çalışkan, dürüst, güzel ahlaklı, tertemiz bir gençlik temennilerimle…

M.Bilal Ermiş

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1052 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...