logo

reklam

Emaneti Ehline Veriniz

Emaneti Ehline Veriniz

emaneti ehline veriniz

İnsana yükletilen emanet dini vazifelerin tamamıyla ilgili bulunan sorumluluktur. Bir hadis-i kutsi de “…Ey Adem oğlu, emaneti taşıyabilirsen mükafatlanırsın, zayi edersen gazaba uğratılırsın.” buyrulur. – (Celal Yıldırım Asrın Kur’an Tefsiri C.9 Sayfa:4908)

Allah’ın verdiği emaneti (sorumlulukları) koruduğumuz takdirde bizi mutlu eder, koruyamadığımız takdirde mutsuz eder.

Cumhur-i ulemaya göre “Emanet, dini vazifelerin tamamı olarak yorumlanmıştır.

Bazı bilginlere göre ise “Emanet”  akıl, idrak ve şuurdur ki bunlar bütünüyle sorumluluk gerektiren ilahi emanetlerdir.

Vahiy kâtiplerinden İbn-i Mes’ut (r.a.)’a göre emanet kişiye emaneten bırakılan söz (sır), mal ve can olabileceği gibi namaz, zekât, oruç, hac, doğru söz, borç ödeme, ölçü ve tartıyı tam kullanma ve adaletle iş görme şeklinde tanımlamıştır.

Ahzab suresinin 72.ayetinde Yüce Allah (c.c.) emanete dikkatimizi çekmek üzere buyuruyor ki: Şüphesiz ki biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korkup titrediler. İnsan onu yüklendi.

Nisa suresinin 58.ayetinde ise şöyle buyrulur: Hiç şüphesiz ki Allah, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adalet ile hükmetmenizi emreder. Gerçekten Allah (c.c.) bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah (c.c.) hükümlerinizi hakkıyla işitici, yaptıklarınızı hakkıyla görücüdür.

Aziz okuyucularım!

Kâinatta esas emanet emaneti Kübra dediğimiz “İMAN” emanetidir ki buda insana nasip olmuştur ama herkese de nasip olmuyor.

Sonra ibadetlerimiz birer emanettir. İçinde hür yaşadığımız vatanımız, bayrağımız, sancağımız, ordumuz, emniyet kuvvetlerimiz, devletimizi idare eden mevki sahiplerimiz birer emanettir.

Ailemiz, çoluk-çocuğumuz, servetimiz, sıhhatimiz, paramız, mevkiimiz birer emanettir. Bunları iyi korumalıyız.

Hele hele devletimizi çok düşünmeli ve korumalıyız. O bir gemidir. Gemi batarsa (Allah korusun) hepimiz batarız.

Kendisine sahip olamayan, iradesini kullanamayan, irade zafiyetine uğramış kişilerin başa geçmesine, idari işlerin ağırlığını yüklenmesine cevaz verilmez. Bu tip kişilerin iş başına getirildiği takdirde, önce o memleketin kıyameti kopar. Hz.Peygamber’e (s.a.v.) soruldu: Ey Allah’ın Peygamberi kıyamet ne zaman kopacak? Efendimiz şöyle cevap verdi: “İş na-ehil” kişilere verilince kıyameti bekle, pek yakındır.(Buhari/İlim:2)

Şahsi ihtiras ve çıkarları uğruna makam ve mevkileri kapmak ehil olmadıkları halde köşe bucak kaçamak yollar arayarak iş başına adamlar yerleştirerek ülkeyi sahipsiz bırakmak suretiyle kargaşa çıkaranları ne tarih affeder nede ilahi adalet…

Ünlü Vezir İshak Paşa’nın ehil olmayan bir kişiyi önemli bir göreve atadığını tespit eden Fatih Sultan Mehmet Han, ona: “Paşa-paşa bu hatayı ikinci kez işlersen sadece vezirliği değil, başını da alırım! Devlet-i Âl-i Osman ancak dürüst liyakatli ve bilgili kişilerin omuzlarında yükselebilmiştir.” Demiştir.

Timur Lenk derki: Ülkeler (gerekirse) kılınçla, kanla alınır. Fakat kılınçla silahla idare edilmez. Ancak adaletle idare edilir.

Aziz okuyucularım!

Bizlerde 30 Mart’ta vatandaşlık görevimizi yapmak üzere oy kullanma hücresine girdiğimizde elimizi vicdanımıza koyalım. Gerisini Allah’a bırakalım.

Selam Hüda’ya tabi olanların üzerine olsun.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1128 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.