logo

Öğretmene Şiddet İnsanlığa İhanettir

Öğretmene Şiddet İnsanlığa İhanettir

Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olunacak kadar değerli olduğu bir medeniyet ikliminden geliyoruz. Hz. Peygamberin “Ya öğrenen ol, ya öğreten; ya dinleyen ol ya da saygı duyan; beşinci gruptan olma yoksa helak olursun!” hadisini bilmeyenimiz yoktur. Ancak ne hikmetse bilmek ile uygulamak arasında derin uçurumları yaşıyoruz son günlerde. İlme olan hürmet ile öğretmene saygı sorunu, bugün en temel meselelerimizden biri haline gelmiştir. Bugün sınıfların akıllı tahtayla, öğrencilerin tablet bilgisayarla buluştuğu vakitleri yaşarken öğretmene reva görülen muamele ve kayıtsızlık, geleceğimiz için kaygı verici bir durum arz etmektedir.

Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak ve doğru istikamet vermek ile görevli öğretmenlerin, türlü yöntemlerle sindirilmesi ve çoğu kere fiili şiddete uğramaları artık ciddi tedbirler alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Açık yüreklilikle itiraf etmeliyiz ki eğitimcilerin huzursuzluğu düne göre daha da artmıştır. Birçok zorlukla mücadele ederek vazifesini ifa etmeye çalışan eğitim çalışanları bu durumun ivedilikle çözülmesini beklemektedir.

Adalet, hakkın ikamesi ve tecellisi bakımından devletin sahip olması gereken, mülkün/yönetimin temeli bir hassasiyeti ifade eder. Devlet, bir taraftan vatandaşın hakkını aramasını kolaylaştırmak isterken diğer taraftan çalışanını savunmasız bırakamaz. MEB’in ihdas ettiği Alo 147 hattı, vatandaşın devlete kolay ulaşmasını ve şikâyet hakkını doğrudan kullanım imkânı sunarken, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının da kimi zaman belirsiz kişilerce mesnetsiz bir şekilde şikâyetlerle soruşturmalara tabi tutulmasına da neden olmaktadır.

Alo 147 hattı mevcut kullanım biçimiyle -her ne kadar iyileştirme yapıldıysa da- psikolojik şiddet olarak ifade edilebilecek mobbinge vesile bir sorun odağı haline dönüşmüştür. Palyatif tedbirlerin bu durumu düzeltebileceğini beklemek sanırım saf dillik olacaktır. Sorunun kökten çözümü bağlamında kapatılması gereken Alo 147 hattı, sorumsuz şikayet marifetiyle eğitim çalışanlarını rahatlıkla hedef almakta ve art niyetli kesimler için kolay kullanılabilen bir araç olarak, demokles’in kılıcı gibi bir misyon ifa etmektedir. Şikâyetin de bir sorumluluğunun olması gerekirken, şikâyet edenin şikâyetinin yanında kar kaldığı, haksız soruşturma geçiren ve aklanan eğitim çalışanlarının mağduriyetlerine sebep olan şikâyetçilere -aynı kolaylıkta-  herhangi bir işlemin söz konusu olmadığı garabeti yaşıyoruz. Eğitim çalışanları, bu sahipsizliklerine ilaveten, maalesef  -bu orantısız şikâyet hattı yetmezmiş gibi- bir de kendini bilmez kişilerin şiddet odaklı hedefi haline gelmiştir. Seriye bağlanmış şikâyetler ve her gün yeni örnekleriyle karşılaşılan şiddet için caydırıcı hiçbir önlemin alınmamış olması, mesleğin itibar kaybına uğramasına neden olmaktadır.

Şiddetin bir dil olduğu bir ortamda  eğitimcinin verimli çalışabilmesi ne kadar mümkündür?! Ruh dünyasında tamiri mümkün olmayan yaralar açan, mesleğine ilişkin güvenlerini yitirmelerine sebep olan şiddet, çalışanların mesleki verimliliklerinin düşmesine neden olmakta, eğitimin niteliğine de doğrudan etki etmektedir.

Gelinen bu noktada, herkesin sorumluluk üstlenmesi, bu kötü gidişin durdurulması için harekete geçmesi gerekmektedir. Öğrenmenin bedelinin öğretmene saygıdan başladığını unutmayan bir neslin inşası ve öğretmene şiddetin insanlığa ihanet kabul edildiği bir Türkiye için hala gecikmiş sayılmayız.

İdris Şekerci
EBS İst. 6 Nolu Şube Başkanı 
                                                                                      

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » »
Share
1193 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...