logo

reklam
21 Mart 2014

Sorumluluklarımız Kendilerini Hatırlatıyor

Sorumluluklarımız Kendilerini Hatırlatıyor      

sosyal sorumluluk 

Değişimin en dinamik haliyle çevreyi dönüştürdüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. Alıcılarınızı dış dünyaya bir anlık bile kapamaya gelmiyor. Eski ihtiraslar, dünde kaldığı zannedilen sevdalar hemen depreşiveriyor. 1980’lerin sonunda dağılıveren Sovyetler,  Rusya olarak etkinlik alanını diri tutmak için kendini toparlamaya başladığı günden beri eski sınırlarındaki tüm ülkelere bir biçimde müdahil oluyor. Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden gösterdiği gücünü, şimdilerde Ukrayna üzerinden yeniden sergiliyor.

Derme çatma cumhuriyetler içten içe kaynatılıp,  zaten zor ayakta duran siyasi yapılar tahrip edilip, uluslar arası sorunları derinleştirilip eski vatanlarına bağlanıyorlar. Ülkeler Moskovasız yaşayamayacaklarına inandırılmış halklarla dolu. Bu defa olup bitenler Osetya Bölgesi gibi bizi daha uzaktan ilgilendirmiyor. Çünkü Kırım özerk bölgesi sebebiyle yüz elli yıllık hatıralarımız yeniden gün ışığına çıkıyor. Gerisinde Rus’ların olduğunu bildiğimiz, elleri silahlı bazı tipler, Kırım caddelerinde boy gösteriyorlar. Sovyet çöküşüne kadar az bir nüfus olarak Kırım’da yaşayan soydaşlarımız, son yirmi beş yıldır nüfuslarını 300 bine kadar çıkarabildiler. Bu da bir milyon nüfuslu Rus, 600 bin civarındaki Ukraynalıdan sonra üçüncü kalabalık nüfusu ifade ediyor.

Bölgenin büyük oyuncuları tarihteki rollerini yeniden kapma peşindeler. Rusların Karadeniz üzerindeki etkinliğinden hiçbir zaman vazgeçme niyetinde olmadığını, son günlerde meydana gelen gelişmeler gösteriyor. Petrol ve doğalgazını Ukrayna üzerinden Avrupa’ya iletmek mecburiyetinde bulunan Moskova, artık bu akışkanlığı daha güvenli vaziyete getirmek için işi sıkı tutuyor. Uluslararası yaptırımlar da gözünü korkutmuyor olacak ki bölgeye asker yığma peşinde hummalı biçimde çalışıyor.

Son on yıllık performansıyla Türkiye,  siyasi ve ticari kapasitemiz açısından, bize biçilen rolün çok üzerine çıkabileceğimizi gösterdi. Ekonomisini rayına oturtup üretimini artırmış, enerjisini ülkesinin refah düzeyini artırmak için kullanan ve kimseye minnet borcu içine girmeyen bir ülkede yaşadık son yıllarda. Bölgesel bir güç olarak etkin dış siyaset izledik, müzakere masalarında daima yer aldık, sözü dinlenir ve mutlaka hesaba katılması gereken bir ülke olarak boy gösterdik. Dış temaslarımızda özellikle Müslüman dünyada gittikçe eksiklerini tamamlayan, soğuk savaş yıllarından arta kalan alışkanlıklarını terk etmiş bir güç olarak işaret edildik. Halkımızın da yeniden özgüvenle etrafını görmesini sağladık. Böylece, istikrarla büyüyen bir merkez kuvvet olarak arzı endam ettik.

Hiç de kolay geçmemiş bir sürecin nihayetinde Türkiye geniş soluk alabildi. On yıllarını, dağlarda süren çatışmalara kulak kesilerek geçirmiş bir memleket burası. Üçüncü tarafların da müdahalesiyle kendi insanını dinleyip çözümler üretmeyi beceremedik. İç kırılganlıklarımız kahvelerimize, sokaklarımıza kadar yansıdı. Silah ve yıldırmayla bin yıllık dostlukların yüreği deşildi. Hamaset yarışı içinde harp ilan edilen ve siyasetimizin bu değerler üzerinden anlam taşıdığı devirleri yaşadık. Büyük potansiyelini terörle mücadeleye vererek ve o yolda hatalar yaparak, bir arpa boyu ilerleyemeden yıllarını geçirmiş bir ülke durumuna düştük.

Neler değiştiğini anlamak ve Türkiye’nin ölçeğini ne denli büyüttüğünü görmek için dünü hatırlamamız yeterli. Kudretli ve halkıyla bütünleşmiş bir ülkenin problem çözme yeteneğinin nasıl arttığını tüm dünya gözlemliyor.  İnsanımızın geriye gidip o eski Türkiye’yi hayal edenlere fırsat vermemesi hayati bir değer taşıyor.  Kendi içine kapanmış ve civar ülkelerde olup bitenlere seyirci bir memlekete artık kimse razı olmayacaktır.  Oyun kurucu rolümüzden vazgeçmememiz de iç çalkantılarımızı bir an önce bitirmemize bağlı. Buna, yalnız ülke olarak değil, civardaki soydaşlarımız açısından da mecburuz.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » »
Share
692 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.