Son Dakika


Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasını koruma gayesiyle 1951 yılında yürürlüğe giren 5816 sayılı Kanun, günümüzde ifade özgürlüğü ve hukuki eşitlik bağlamında en çok tartışılan yasal düzenlemelerden biri haline geldi. Kanunun tamamen kaldırılması veya kapsamının daraltılması yönündeki vatandaş talepleri ve mağduriyet iddiaları, konuyu Meclis gündemine taşıma baskısını artırıyor.
Tarihsel Arka Plan ve İktidar
5816 sayılı “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun”, 25 Temmuz 1951 tarihinde kabul edilmiştir. Kanunun çıktığı dönemde Türkiye’de iktidarda Demokrat Parti bulunmaktaydı.
Cumhurbaşkanı: Celâl Bayar
Başbakan: Adnan Menderes
Kanunun çıkarılış amacı, o dönemde artış gösteren Atatürk büst ve heykellerine yönelik saldırıların önüne geçmek ve manevi şahsiyetini özel bir kanunla güvence altına almaktı.
Mağduriyetler ve Hukuki Eleştiriler
Günümüzde eleştirilerin odağı, kanunun amacı aşan ve çoğunlukla sosyal medyada yapılan yorumlara veya tarihsel eleştirilere uygulanmasından kaynaklanan mağduriyetlerdir. Hukukçular, kanunun modern demokratik hukuk normlarına aykırı olduğu görüşünü dile getiriyor:
Eşitlik İlkesi: Kanun, vefat etmiş bir kişiyi diğer tüm vefat etmiş kişilerden ayırarak özel bir koruma sağlıyor. Bu durum, Anayasa’daki kanun önünde eşitlik ilkesi ile çeliştiği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Geniş Yorum: Kanundaki “hatırasına hakaret” ifadesinin yargı tarafından çok geniş yorumlanabilmesi, hukuk güvenliğini zedelediği iddia ediliyor.
Uluslararası Karşılaştırma: Türkiye’deki Uygulama İstisnai mi?
Türkiye’deki 5816 sayılı Kanun gibi, belirli bir devlet kurucusunu özel bir yasa ile koruma altına alan müstakil bir yasal düzenleme, uluslararası alanda çok nadir rastlanan bir durumdur.
Uzmanlar, 5816’nın amacına benzerlik gösteren yasaların iki ana grupta toplandığını belirtiyor:
1. Lèse-Majesté (Kraliyet Onuruna Hakaret) Yasaları: Tayland gibi monarşiyle yönetilen ülkelerde, kraliyet ailesini koruyan çok katı yasalar mevcuttur. Ancak bu yasalar, bir devlet kurucusunu değil, fiilen görevdeki hanedan üyelerini korur.
2. Devlet Sembollerini Koruma: Demokratik ülkelerin çoğunda, bayrak veya marş gibi ulusal sembolleri aşağılamayı cezalandıran genel yasalar bulunsa da, bu yasalar bir şahsın manevi hatırasını özel olarak koruma kapsamına almaz.
Bu bağlamda, 5816 sayılı Kanun, vefat etmiş bir devlet kurucusunu özel bir ceza kanunuyla koruması nedeniyle hukuk otoriteleri tarafından istisnai bir uygulama olarak kabul edilmektedir.
Meclis’ten Beklenti
Vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları, yargı yükünü artıran ve mağduriyet yarattığı iddia edilen bu kanunun, ya yürürlükten kaldırılmasını ya da Türk Ceza Kanunu içerisindeki genel hakaret maddeleri çerçevesinde ele alınarak özel koruma statüsünün sonlandırılmasını talep ediyor. Siyasi partilerin bu tarihi ve hassas konuya nasıl yaklaşacağı merakla bekleniyor.
İşte o kanun:

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER