Son Dakika


Ümmetin Yiğit Evladı Aliya İzzetbegoviç’i Vefatının 23. Yılında Rahmetle Anıyoruz
Bizim de Suçumuz Var
AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE İNANÇ HÜRRİYETİNİN EVRENSEL SINAVI
Bir Başörtüsünden Fazlası Var, Bilesin Azerbaycan
FIRTINA VE KARTAL’IN AVRUPA ZAFERLERİNDEN PAZARTESİ DERBİSİNE…
Almanya’da Tren İstasyonlarında Yeni Dönem: Alkol Tüketimi Yasaklandı
Mahlukatın var oluşundaki ikinci sebebi, İlahi rahmetin yeryüzündeki tecellisi olan “onlara “öf” bile deme cüretini yasaklayan” Rabbinin adıyla…
Anne babaya hürmet, şükür nişanesidir; ilahi rızaya giden yolu, ruhla cesedin mayasını onlara borçluyuz. İlk andan itibaren şefkat tohumları serpiştirerek evlada üfledikleri o ilahi merhamet ile hayat zemininde sapasağlam durmasını sağlayan vefa kökünün ta kendisidir onlar. Çünkü bu vefa kökü harmanlandığında ortaya, Rabbin rızasının anne babanın rızasına, Rabbin öfkesinin de anne babanın öfkesine bağlı olduğu o hassas terazinin hasadı çıkmaktadır.
Nitekim Asr-ı Saadet’ten örnekler, bu hassas teraziye ışık tutan nice emsallerle dopdoludur. Güzide büyüklerimizden biri cihada gitmek için izin istediğinde Alemlerin Efendisi ona annesinin sağ olup olmadığını sormuş, “Evet” cevabını alınca “Git, onun rızasını al” buyurmuştur. “Cennet annelerin ayakları altındadır” ifadesiyle anneyi; “Baba, cennetin orta kapısıdır. Artık sen dilersen o kapıyı zayi et, dilersen onu koru” buyruğu ile babanın önemini vurgulamaktadır.
Öyle dehşetli bir hakikattir ki bu; bütün insanlar cenneti açacak bir anahtar olsa, bastıkları toprak da cennetin ta kendisi olsa, varlık sahnesinden ahiret ebediyetine kadar hiçbir zaman anne babanın hakkı ödenemez. Anne ve babanın ayağının toprağı olmaya… Ne dersin?
Bu mukaddes nizam ve övgü şaha kaldırılırken, diğer taraftan “Yaratıcıya isyan edilen konuda kula itaat edilmez” kaidesiyle sınırlar çizilmiştir. Zira anne babanın payına düşen; helal daire içerisinde evladını yetiştirmek, onun ruhi ve bedeni arızalardan en az zararla kurtulmasına kalkan olmaktır.
Bu arızalı haller; isyanı, inkârı ve gayrimeşru hayatı benimseyerek hayatın her anını kuşatan ferdi ve toplumsal bütünlüğe hançer vurur. Aksi takdirde, hançerin açtığı o gedik tedavi edilmezse; evlatların anne-baba rolünü, anne-babanın ise çocuk rolünü üstlendiği bu altüst oluş karşısında ayaklar baş, başlar ayak olur; hiçbir yara kapanmaz. Artık hiçbir merhem şifa vermez, insanın vicdan damarlarından durdurulamaz sızıntılar baş gösterir.
Ayrıca evlatları arasında sevgi hususunda adalet kurmayı dert etmek, anne babanın asıl vazifesinin en üst tabakası ve yegânesidir. Çünkü o adalet kurulamaz, bir tarafa sevgi aşırı bırakılırsa; terazinin bir tarafının ağır basmasına sebep olan eylem sancılarıyla, yukarıda anlattığım örneklerin ete kemiğe bürünmüş haliyle birer dert olarak kucağımıza verilecektir.
Bundan öte en korkutucu şiddet, çocuklarımızı sevgiden mahrum etmek değil midir? Esasen bu mahrumiyet, doğrudan gayretullaha dokunur. Öte yandan bu mahrumiyetin zıddı olarak, sevgi adalet terazisinde ağır bastığında ve “koruma” maskesiyle dengesizleştiğinde, evladın ve ebeveynin yaşayacağı neticeler birer hüzün vesikası gibi önümüze dökülür. Anne babanın, çocuğunu koruduğunu zannederken onun bir dediğini iki etmemesi, önüne cansiperane siper olması ve hatta hatasını bile körü körüne savunması büyük bir afet olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında bu durum, ebeveynlerin çocukluktan itibaren evladına yaşattığı ilk travmatik basamağı oluşturur. Çünkü her dediği yapılan, her kusuru örtülen bir evlat, topluma çıktığı an en ufak bir “hayır” ihtimalinde kendisini büyük bir yıkımın içinde bulur. Bu travmatik kırılmalar, fıtrata vurulan darbenin kaçınılmaz bir parçasıdır. Aşırı sevgi meyli, her şeyiyle kollama ve onaylama gayretiyle, aslında topluma adım attığı ilk basamakta arkasından tekme atarak yuvarlanmasına neden olan yine biziz.
Bu işin asıl semeresi, mizanın o en ince noktasında, mutedil kalmakta yatmaktadır.
Payımıza düşen bu vakitli ömürde; iki dünya saadetini düşünerek hem büyükler hem de küçükler için biçilen kader senaryosunun başrolünü, kendi irademizle hakkıyla oynamaktır.
Etiketler: aile içi iletişim » aile terbiyesi » ailede adalet » ailede sorumluluk bilinci » anne baba duası » anne baba hakkı » anne baba rızası » cennetin anahtarı » ebeveyn ve evlat ilişkisi » evlat yetiştirme rehberi » fıtrat ve ebeveynlik » harun taşkıran » İslamda ebeveyn hakları » kuşaklar arası denge » şefkat ve merhamet » sevgi dengesiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
19 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
19 Ekim 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler
17 Ekim 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler
16 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler