-
16 Ekim 2026 Harun TAŞKIRAN
Nicelik tokadı vurdu bize; nitelik ise yerlerde… Kimse dönüp bakmıyor, kaldırmıyor bile. Herkes üç maymun telaşında: "Görmedim, duymadım, bilmiyorum."
İnsanlık nereye gidiyor? Nereye düştük biz böyle? Fikirler bile istikametini şaştı. İnandığımız gibi değil, yaşadığımız gibi inanmaya başladığımız gündür bugün. Her şeyi mübah görüyoruz; her şeyi yitirdik…
Fetret devrini y...
-
11 Ekim 2026 Harun TAŞKIRAN
Kavram olarak sufi olabilmek ne kadar mukaddes, ne kadar duru ve bir o kadar da ihtişamlı değil midir sizce?
Yün elbiseler giyerek şatafattan, makamdan, şöhretten ve dünyevi hırslardan yüz çevirmişlerdi. Savaş meydanlarında hem ruhen hem bedenen hazır kıta duran ilk başkaldırı; yerilmiş dünya aldatmacasına karşı dikilen ilk alamet, ilk nişane ve ahiret ordularının ta kendil...
-
09 Ekim 2026 Harun TAŞKIRAN
Emanet aslında Hira'da başladı. O emanete sarılsaydık bugün bu duruma gelmezdik. En başından sonucun ne olacağını biliyorduk çünkü ruhlar söz vermişti. Bütün mesele, Allah'ın kitabı ve Peygamber'in sünnetinden ibaretti.
Neden mi böyle söyledim?
Yeryüzünün öğretmeni olmak için gökyüzünün öğrencisi olmaya ahdetmedik mi Gālû Belâ’da? Mekke’den Medine’ye uzanan o kutlu yold...
-
19 Eylül 2026 Harun TAŞKIRAN
Şüphesiz ki o Kur’an; Cebrail vasıtasıyla yüz yüze, diz dize ve bir nefes kadar yakındır. Rasulullah’ın mukaddes dilinden süzülüp kalplere akan ilahi bir nur misali damlar, gönülden gönüle nakşolur. Vahyin o mukaddes muhafazası, hafızların sinelerinde bir kere tecelli etmeyegörsün... Onlar artık zamana ve mekâna sığmayan manevi birer nişane, yeryüzünde yürüyen canlı birer Mush...
-
06 Eylül 2026 Harun TAŞKIRAN
Kalkın ayağa!
Gelen bu adımların seslerini duymuyor musunuz? Bu mübarek kokuyu hissetmiyor musunuz? Nefeslerinizi derin derin almaya başlayın; sahne onun. Kollar askıda, O’nu kucaklamaya ramak kala...
Çünkü Yüce Kelam azametiyle sarsmaya başlıyor: "Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." İşte insanlığın kıyamı başladı! Gayb âleminden maddeye yükselen bir haykır...
-
31 Ağustos 2026 Harun TAŞKIRAN
Birbirimizin mallarını haksız yollarla yemeye ne kadar da alıştık, değil mi? Bu durum ne kadar basitleşti ve bundan ne kadar da hoşnutuz! Bile bile günaha giriyoruz da kalbimizde en ufak bir kıpırdama olmuyor. Oysa bu hâl, kendi nefsimize kıymaktan öteye geçmiyor. Ah bir anlayabilsek...
Kur'an-ı Kerîm'in ifadesiyle, ölü kardeşimizin etini yemekten farksız olan bu hâlimizde...
-
01 Ağustos 2026 Harun TAŞKIRAN
İnsan hırsla koşarken ardına bile bakmıyor, nefes nefese kalıyor. Mumun ateşte eridiği gibi, hırsları uğruna hem kendini hem de çevresini tüketiyor. Her şeyi bir anda istemek çılgınlığı, bizi dipsiz bir uçurumun kenarına kadar sürüklüyor.
Bataklık hırslarında koşmaya çalışma, koşamazsın! Çırpındıkça seni daha da çeker içine... Sakin kal ey ahiret yolcusu; sabırla sakinlik s...
-
26 Temmuz 2026 Harun TAŞKIRAN
Şu dünyada bıçaktan daha keskin, insanı kendine getiren bir hakikat varsa, o da ölümü hatırlamaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
"Lezzetleri bıçak gibi kesip atan ölümü çokça anınız."
Âlim de olsak, tüccar da olsak, amir de olsak, memur da olsak; zengin fakir ayırt etmeksizin ölüm bizi mutlaka bulacaktır. Zira bundan...
-
05 Temmuz 2026 Harun TAŞKIRAN
Yalnız kaldığımızda yöneldiğimiz yer, bizim asıl yurdumuzdur. Sahte kalabalıkların bittiği yer; Hira'da olduğu gibi... O tepeden miras kaldı bize kutlu davanın ışıltısı.
Yalnızlık, dünyayı yabancı hissetme duygusu değildir; yaratılış gayemizi gözler önüne sermek, o derin okyanuslarda rahatça kulaç atmak, kendimizi tanımak ve bu yolda var olmak adına inziva tenhalarında dök...
-
28 Haziran 2026 Harun TAŞKIRAN
Mahlukatın var oluşundaki ikinci sebebi, İlahi rahmetin yeryüzündeki tecellisi olan "onlara "öf" bile deme cüretini yasaklayan" Rabbinin adıyla...
Anne babaya hürmet, şükür nişanesidir; ilahi rızaya giden yolu, ruhla cesedin mayasını onlara borçluyuz. İlk andan itibaren şefkat tohumları serpiştirerek evlada üfledikleri o ilahi merhamet ile hayat zemininde sapasağlam durması...
-
15 Haziran 2026 Harun TAŞKIRAN
İnsanın varlık sahnesine çıktığı ilk günden itibaren en büyük imtiyazı, düşünmesi ve bunu çok güzel aktarabilme yetisidir. Bunu kullanabilmesi için ona bir elmanın yarısı gibi eşlik edecek bir vesileden, yani dilimizden bahsetmek istiyorum.
Dil; fıtratında ihsan hamuru ile yoğrulmuş, Rasul sofrası ile ikram olunmuş, ezelden gelen kararla sinelere işlenen ilahi bir icaz ema...
-
12 Haziran 2026 Harun TAŞKIRAN
İnsanoğlunun muasır medeniyetler seviyesine geldiği bu dönemde en büyük manevi hastalıklardan bir tanesi de şüphesiz, koşulsuz şartsız, gönül rızamızla, celladımıza aşık olma edasıyla menfaatlerimize teslim olmamızdır.
Üç kuruşluk dünya menfaati için insanlar, kaba tabirle fırıldak olmanın adeta bayraktarlığını yapmaktadır.
Her şey maddeperestlik olmuş; kıblemiz makam, ş...