Son Dakika


Şüphesiz ki o Kur’an; Cebrail vasıtasıyla yüz yüze, diz dize ve bir nefes kadar yakındır. Rasulullah’ın mukaddes dilinden süzülüp kalplere akan ilahi bir nur misali damlar, gönülden gönüle nakşolur. Vahyin o mukaddes muhafazası, hafızların sinelerinde bir kere tecelli etmeyegörsün… Onlar artık zamana ve mekâna sığmayan manevi birer nişane, yeryüzünde yürüyen canlı birer Mushaf’tır.
Yürüyen Kur’anlar, zihinlerini ve gönüllerini o ulu Mushaf ile meşgul ederler. Dimağlarını Kelam-ı İlahi’nin nuruyla doldurdukları için batıl onlara asla temas edemez; çirkinlikler onların harem-i ismetinden içeri giremez. Bu yüce iki kapak arasındaki ilahi kelamı sinelerinde taşıyan o mübarek kullar; Rabblerinin sevgisini ve zikrini, kalplerinin en nadide köşesinde bir ömür misafir ederler.
İmam Nesefî (r.a.) ne kadar da güzel buyurur: “Gözün nuru görmek, aklın nuru tefekkür etmek; kalbin nuru ise Kur’an’ı ezberleyip onunla amele durmaktır.” Bu kutlu yol, adeta bir peygamber mesleği ve yeryüzünün en şerefli müessesesidir. Dünyada zilletten kurtulmanın yegâne sığınağı ve ahirette makamı idrak edilemez derecede yüce olan kutlu hafız sensin! Onu göğsünde taşıyor, ümmetin en şerefli muhafazası olmanın izzetini yaşıyorsun. Hafızın sinesine abdestsiz dokunma! Çünkü kâğıtlara yazılan elbet silinir, taşlara kazınan zamanla aşınır; fakat hafızın sinesine nakşedilen o ilahi kelam, eskimemeye ve silinmemeye yeminlidir! O yüzden, o kutlu sineye temas etmeden önce dur ve Besmele’yi çek!
Ey hafız! Dimağına nakşettiğin Kelam-ı İlahi ile senin kalbin artık sıradan bir et parçası değil, Arş-ı Âlâ’nın yeryüzündeki tecelligâhıdır. Kulak ver o Nebevî nidaya ve durmaksızın yüksel! Tıpkı dünyada tertil üzere okuduğun gibi oku; zira senin cennetteki makamın, tilavet edeceğin o son ayetin yanındadır.
Ulema şöyle buyurur: “Başkaları oyun ve eğlenceye daldığında hafızın gafilce eğlenmesi, herkes derin uykudayken onun uykulara dalması yakışmaz.” Çünkü o, Kelamullah’ı bağrında taşıyan mübarek bir Kur’an hâmilidir. Sen ki seher vakitlerinde uyanıyor; gözyaşı, alın teri ve uykusuz gecelerle durmaksızın gayret sergiliyorsun. Allah’ın senden razı olup olmadığı işte tam da bu adanmışlıktan anlaşılır. Nitekim arifler: “Allah’ın senden razı olup olmadığını anlamak istiyorsan, seni neyle meşgul ettiğine bak!” buyurmuştur. Seherlerde döktüğün o damlalar ve feda ettiğin uykularla sen katbekat üstünsün.
Onu ezberledin ve dimağında lekesiz bir şekilde muhafaza ettin; böylece ruhunu tüm kirliliklerden koruyan sarsılmaz bir kale inşa ettin. Ne mutlu sana! Kur’an’ı yalnızca bir bilgi kaynağı olarak görmedin; öyle görseydin zaten onun derin hikmetine eremezdin. Bu ilahi mesajı bütün benliğine vakfedip canlı bir iradeye dönüştürdün ya, işte o Kelam-ı İlahi göğsünde diri bir kalp gibi atmaya başladı. Ruhunda o ayetler yankılandı ve bedenin ancak şimdi gerçek hayata kavuştu.
Öyleyse haydi! Onu kütüphanelerin tozlu raflarından çıkaralım; yalnızca cuma günlerine hapsedilen bir merasim kelamı kılmayalım. Hayatımızın her anında, medeniyetimizi onunla yeniden inşa edelim!
Safları sıkılaştırın! Asaletli başlarınızı dik tutun ve ellerinizi ufka doğru hizalayın! Ufukta sarsılmaz bir ses yankılanıyor; adımlar kenetlendi, göğü kaplayan muazzam bir müjde yükseliyor… Haydi başlayalım! Kıyam nidaları gökten arza doldu; sağanak sağanak ilahi parıltılar iniyor. Çünkü yeryüzünü aydınlatacak olan o yürüyen Kur’an yaklaşıyor; müjdelenen o kutlu şafak söküyor!
Açın pencereleri, dünya nefes alsın!
Harun TAŞKIRAN
Etiketler: dini makale » gönül nuru » hafızların önemi » hafızlık » harun taşkıran » islam medeniyeti » Kelamullah » kuran ezberleme » kuran ilmi » kuran tilaveti » kuranı kerim » manevi yazılar » peygamber mesleği » seher vakti » yürüyen kuranYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER