Son Dakika


Görme Engelli Kadın Milli Futbol Takımı Avrupa Şampiyonu Oldu
Tarihsel Adalet Bilinci ve Günümüz Ekonomik Tehditleri
Avrupa’da İlki Başardık: Fenerbahçe arsaVev Adını Son 16’ya Yazdırdı!
Konya’daki Tarihi Maç 89. Dakikada “Filistin Özgür Olana Kadar” Ertelendi
Bursa’da Büyük Hayal Kırıklığı: İtalya’ya Boyun Eğdik
Çin ve Asya Medyasından Gündem Sarsan Analiz: Türkiye İki Satranç Tahtasında Aynı Anda Hamle Yapıyor
Kavram olarak sufi olabilmek ne kadar mukaddes, ne kadar duru ve bir o kadar da ihtişamlı değil midir sizce?
Yün elbiseler giyerek şatafattan, makamdan, şöhretten ve dünyevi hırslardan yüz çevirmişlerdi. Savaş meydanlarında hem ruhen hem bedenen hazır kıta duran ilk başkaldırı; yerilmiş dünya aldatmacasına karşı dikilen ilk alamet, ilk nişane ve ahiret ordularının ta kendileriydi.
Onlar; düne pişmanlıkla, yarına kaygıyla bakmaz; hedefinden şaşmayan bir ok gibi sırat-ı müstakîm doğrultusunda menzillerine yürürlerdi. Zahitlik damarlarında asil bir sır gibi mevcuttu. Mayalarında, hamurlarında, yoğrulmalarında “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” vardı.
Dünyalık süsten ve lüksten uzak duruyor; rezillikten ve habislikten imtina ediyorlardı. Yegâne dertleri Allah rızası ile i’lây-ı kelimetullah’ı yaşatmak ve etrafa yaymaktı. Bir mum misali eridikçe etrafa ışık saçan bu adanmışlar zümresi, nefse ve şeytana geçit vermezdi. Eridikçe tükenir; tükendikçe fena fillah ile varoluş hakikatinin doruğunu zerrelerine kadar hissederlerdi.
Sufilik, kalben Allah’a yönelmekti şüphesiz. İbadette daima en ön safta yer alıyor, ilmi ve ameli hususta asıl adımı samimiyetle atıyorlardı. Bu yolun kaynağı ve ilk menşei olan Ashâb-ı Suffe’den kalan mirasa sahip çıkıyor, onların izinden gidiyorlardı.
Bir kap yemeğe veya dünyalık bir konfora tamah etmeyen o ilk Suffe erenleri gibi tek gayeleri, Nebiyy-i Zîşân’ın dilinden dökülecek ilahi nur esintilerini dimağlarına ve kalplerine nakşetmekti.
Yürüyen Kur’an ve sünnetin canlı birer timsaliydi onlar. El emeği ve alın teriyle hayatlarını idame ettirirken oturmaları, kalkmaları, toplumsal ve içtimai münasebetleri… Hepsi Nebiyy-i Zîşân’ın sünnetinden ayrılmaz birer cüzdü.
Bu toprakların yurt edinilmesinin iskeletini de onlar oluşturmadı mı? Erenler, dervişler… Gönül kapıları onların destek ve gayretleriyle açıldı. Tarihe nam salmış önderlerin arkasında gölge gibi dolanan da onlardı; her adımlarında fedakârlardı. Bu duruşla ateşten gömleği giymek ne mutlu bir bahtiyarlık!
İşte o bahtiyarların hakikatine Hasan-ı Basrî şöyle vurgu yapardı: “Sufilik, Resulullah zamanında ismi olmayan fakat hakikati var olan bir şeydi” Bir anlamı, bir özü vardı demek istiyordu. Bugün ise ne yazık ki o hakikatin suret kırıntılarını bile toplamaya muhtacız.
Sufilik; kuralsız bir Doğu hurafesi yahut dine sızdırılan batıl bir yakıştırma değildir. Kur’an ve sünnet ölçüsüne uymayan her türlü kıssa ve hikaye merduttur.
Sufilik, ölçüsüzlüğün tam karşısında dimdik duran; fıkıhsız bir tasavvuf anlayışının temelsiz bir bina gibi çökmemesi için mücadele eden bir hakikattir. Bizzat Kur’an, hadis ve fıkıh ölçüsüyle kayıtlı sarsılmaz bir hüccettir.
Sufiliğin baş tacı Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri bu hayati hücceti ilan edercesine şöyle derdi: “Kur’an okumayan, hadis yazmayan ve dinin hükümlerini kavramayan kimseye uymak helal olmaz”
Şüphesiz bu yolda keşif, keramet ve zuhuratın vaki olması aşikârdır. Fakat bunları vaaz ve nasihat kürsülerinin ilk sözü, ilk düsturu ve mukaddemesi yapmazlar. Keramete boğmayıp istikamette nefes aldırırlar.
Onları üstü başı yıpranmış hâlde görmek, Allah katında makbul bir kul olmadıkları anlamına gelmez. Zahir bazen yanıltır; görünüşün süslü ve güzel olması, o kimsenin Hak katında makbul zümreden sayılacağını göstermez. Tecelli merkezi kalptir; kulun hakikatini kavramak için zahire değil, basiretle kalbe bakmak gerekir. Hz. Ebû Bekir’in Resulullah’a baktığı gibi; Ebû Cehil’in baktığı gibi değil…
“Harâbât ehlini hor görme zâkir, defineye mâlik virâneler var.”
Harun TAŞKIRAN
Etiketler: Ashab-ı Suffe » Cüneyd-i Bağdadi » Erenler ve Dervişler » Fena Fillah » hakikat » Harun TAŞKIRAN » harun taşkıran » Hasan-ı Basri » Ilay-ı Kelimetullah » Kalp ve Basiret » Sirat-ı Mustakim » Sufi Olmak » Sufilik » Tasavvuf » Tasavvuf Hakikati » Tasavvuf ve Fıkıh » ZahidlikYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
11 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler
11 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler
09 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler
07 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Çocuk, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sağlık, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler