Son Dakika


Günümüzde Anadolu’nun kadim geçmişini değerlendirirken düşülen en büyük hatalardan biri, bu toprakların mirasını ısrarla “Yunan” kimliğine dayandırma çabasıdır. Oysa tarihsel veriler ve arkeolojik gerçekler, bu modern yakıştırmanın altının ne kadar boş olduğunu açıkça göstermektedir.
Yav ne kadar meraklısınız geçmişinizi Yunanlılara dayandırmaya. Oysa bilinmesi gereken temel bir gerçek vardır: “Yunan” kelimesi aslında “İyon” kelimesinden bozmadır ve tarihte bildiğimiz İyonlulara dayanır. Ancak bugünkü Yunanlıların İyonlarla hiçbir ilgisi yoktur. Onların gerçek ataları Dorlardır ve bu Dorlar, zaman içerisinde İyon kültürü içinde asimile olmuşlardır. Bu tarihi gerçek ortadayken, kökleri yanlış yerde aramak büyük bir yanılgıdır.
Arkeoloji eğitimi alanların yakından bildiği üzere; Anadolu kentlerinin yerleşim düzeni, ne geleneksel Roma şehirlerine ne de antik Yunan kentlerine benzer. Bu kentlerin kendine has, yerli bir dokusu vardır.
İkinci bir husus ise Anadolu kentlerinin mimari ve kültürel kimliğidir. Arkeoloji okuyanların çok iyi bildiği üzere, Anadolu kentlerinin yerleşim düzeni geleneksel Roma şehirlerinden de antik Yunan şehirlerinden de tamamen farklıdır. Romalılar Anadolu’ya geldiklerinde, sanıldığı gibi Anadolu’nun yerli halklarını ortadan kaldırıp onların yurtlarına yerleşmiş değillerdir. Onlar sadece yerli halkın dilini ve dinini değiştirerek onları asimile etmeye çalıştılar. Dolayısıyla bugün Anadolu’daki antik kentlerin hiçbiri aslında birer Yunan kenti değildir.
Bu kentler, Anadolu’nun yerli halklarının kurduğu kentlerdir. Önce Batı Roma sonra da Doğu Roma imparatorlukları bu yerleşimleri kendi dilleriyle adlandırdı ve kendi alfabeleriyle tarihe not düştü. Ancak bu, o kentlerin özünü değiştirmez. Roma tarafından kurulan Pompeipolis (Taşköprü), Hadrianopolis (Eskipazar) veya Claudiopolis (Bolu) gibi kentlerin sakinleri bile Romalı değildi. Romalılar sadece şehirlerin valileriydi; hatta çoğu şehirde bu valiler bile yerli halkın ileri gelenleri arasından seçilirdi.
Türkler, Anadolu’ya geldiklerinde bu şehirlerin adlarını değiştirmemiş, tarihlerini yok etmemiş ve büyük bir hoşgörüyle bu mirası günümüze taşımışlardır. Ancak bu kültürel devamlılık, bugünün insanını yanlış bir arayışa itmemelidir.
Son dönemde Sinop’ta Diyojen ve Sinoppe, Samsun’da Amisos, İzmir’de Efes veya Kütahya’da Aizanoi üzerinden geliştirilen aşırı hayranlık ve sahiplenme duygusu, bir “takıntı” halini almıştır. Bu kentleri kuranlar ve yaşatanlar dışarıdan gelen Yunanlılar değil, bu toprakların öz be öz yerli halklarıdır.
Sonuç olarak; atalarımızın izlerini yanlış kapılarda, Yunan kimliğinde aramak yerine, Anadolu’nun kendi yerli gerçeğine dönmek gerekir. Anadolu’nun antik kentleri, dışarıdan ithal edilmiş bir medeniyetin değil, bu toprakların kendi insanının kurduğu, isimleri zamanla değişmiş öz mirasıdır.
Geçmişimizi başkalarının potasında eritmek yerine, Anadolu’nun yerli kimliğine ve gerçeğine sahip çıkmak asli görevimiz olmalıdır.
Ahmet CANTÜRK
Etiketler: Ahmet Cantürk » Amisos » Anadolu kimliği » Anadolu tarihi » antik kentler » Arkeoloji » asimilasyon » Diyojen » Dorlar » Efes » İyonlar » Kültürel Miras » Roma İmparatorluğu » şehir yerleşimleri » tarihsel yanılgılar » yerli halklarYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER