Son Dakika


Ben bu ülkede BAŞKAN olsaydım;
Koltuğa oturmadan önce Çoruh Nehri’ne gider 1 km. rafting yapar, suya düşmeden botun üzerinde kalmayı başarırsam göreve başlardım. Ya da Uludağ’a gider 1 gece karlı bir ortamda ateşi yakarak oyun bozanlık yapmadan, güneş doğana kadar kalmayı başarırsam koltuğa oturmayı hak ettiğimi düşünür öylece gelir otururdum. Oturur oturmaz herkese mesafe koyardım.
Kulağımı, sevenlere de sövenlere de tıkar sadece işime bakar hiç kimseyi de takmazdım.
Takım kurarken seçilmek isteyenleri değil görevden kaçanları ikna ederdim.
Görevi mutlak surette istemeyene verirdim.
Bütün bakanları ben seçer alanında uçuk kaçık fikirler testine tabi tutar, sıra dışı fikirleri olmayan hiç kimseyi bakan yapmazdım.
Öncelikle halkın yılda bir defa da olsa ailecek evin önünü süpürmesini, çocuklarla birlikte aile bireylerinin dışarı çöp atmasının büyük ayıp olduğunu TV ekranlarından anlatır eğlenceli bir şekilde herkesin bu kampanyaya gönüllü katılmasını sağlardım.
Az yemeyi teşvik eder günde iki öğün yemenin faydalarını anlattırırdım. İsrafın önlenmesi için kampanyalar yaptırırdım.
Fakirleri ziyaret edip alkış almak yerine, zenginleri tek tek ziyaret eder onların ensesinde olduğumu hissettirirdim.
Gelirin mutlu azınlığın elinde olmasının önünü keser adil dağılım için orta ölçekliyle zengini denkleştirirdim.
Suç işlemeyen aile olsun fakirliği tescilli herkese vatandaşlık parası verirdim.
Dini herkes için bağımsız bırakır cemaatlerin hepsini kapatırdım.
Halka yararlı STK’ları teşvik eder din anlatmak yerine iyiliğin önünü açar kutsal dinimizin dillerde değil gönüllerde olmasını sağlardım. Korkuyla değil her şeyi sevdirerek yapmayı tercih ederdim…
Adalet Bakanı olsaydım;
Önce kız kaçırdığı için hürriyeti tahdit, küçük yaşta kız çocuğunu alıkoymaktan yargılanan en az on yıl ceza yatan, kocamı ver ey devlet benim üç çocuğum var, kocamla da ailesiyle de barışığım diyen kadınları mutlu ederdim. Kocalarını cezaevinden çıkartır onları ailelerinin başına gönderir hatta devlet adına özür dilerdim.
Öldürülenin yakınını çağırır, ölsün mü ölmesin mi diye sorardım.
Dünyanın en ilkel yasası olan “kadının beyanı esastır” yasasını şeksiz şüphesiz çöpe atardım.
Adi suçlardan üç defa işleyen kişileri eline ve ayak bileğine kelepçe takarak taş ocaklarına, kömür ocaklarına çalışmaya gönderirdim.
Çeteleşen mafya özentilerini özel tim kurar imha ederdim. Can ve mal güvenliğinin halkın içinde tesisini önemserdim…
Aile Bakanı olsaydım;
İlk iş olarak nafakayı ortadan kaldırır yeniden düzenlerdim. Çocuklar hariç kadına 6 ayın sonunda nafaka ödenmesinin önünü keserdim.
Kocası öldüğü için evlenmeyen 3 milyon 250 bin kadının 60 yaş altında olanlarından sağlık sorunu ve geçerli mazereti olmayanlarının maaşlarını keserdim. Onları evlenmeye teşvik ederdim.
Kadın sığınma evlerini kaldırır, herkesi evine gönderirdim. İllede kalacaksa mağduriyet derecesi oluşturur, kimsesiz kadınların barınmasını sağlardım.
Erkek ve kadın arasındaki farkları ortaya koyar tüm kadınların erkek ırkını doğru tanıma ve tanımlamasını teşvik ederdim.
Meslek tasnifleri yapar lüzumsuz işlerde çalışan kadınların SGK’sını kabul etmezdim.
Evde çocuk bakan kadınlara özel ödenek çıkartır, ailesini koruyan önemseyen kadınların güçlü olmasını evinde güçlü teşvik ederdim.
Ailenin mutlak surette reisinin erkek olduğunu kadına hatırlatır, kendini haklarını koruduğu kadar eşinin haklarını da görmesini bilmesini teşvik ederdim.
Fuhşu ortadan kaldırmak için aile içi barışı önemser gerek görüldüğünde erkeklerin bir başka eş almasının önünü açardım.
Kadınlara erkeği tanıma ve kullanma prospektüs klavuzu oluşturur herkesin evlilik cüzdanının arasına koydururdum.
Kahvehanede lüzumsuz oturan adamların eşleri çalışıyor kendisi kahvede kağıt oynuyorsa emekli maaşı varsa keser yoksa eşinin yerine işe soktururdum. Erkek sağlıklı iken kadının yıpranmasının önünü keserdim.
Kadınlar eve, erkekler işe sloganını geliştirirdim. Çünkü kadın evine, erkek dışarı yakışır derdim.
Milli Eğitim Bakanı olsaydım;
Kesinlikle ilkokulda bütün dersleri gönüllü yapar bütün oyunları ders yapardım.
Çocukların ders sayısını azaltır, teneffüs saatiyle ders saatini yer değiştirdim.
Eğitimi tamamen gönüllü egilim testine tabi tutar başı boş bırakırdım.
Okula gelip derse girmek istemeyen öğrenciler için özel spor alanları oluşturur, onları muazzam sporcular yapardım. Onların yeteneklerini tespit etmek için gönüllü gözlemciler oluşturur adeta avcılar üretirdim.
Bütün okullarda beden derslerini haftada en az beş saate, süresini de iki ders süresine çıkartırdım.
Sadece lise döneminde yükleme yapar kişilik analizlerinden sonra çocuğu yönlendirecek rehberlikleri artırırdım.
Acilen 9 milyon olan üniversite öğrenci sayısını en az yarı yarıya düşürür, gençlerin pek çoğunu meslek sahibi yapardım.
Kültür Bakanı olsaydım;
Dünyanın en kaliteli yaşanmış film arenası olan Anadolu’nun dram, aşk, savaş, sürgün filimlerinin tamamını dünya sinamasına katardım.
Tüm öğrencilere liseyi bitirmeden önce mutlak surette otobüslere bindirir ülkenin her köşesini bir ay gezdirirdim. Tarihi tüm değerlerin bölgesel teşvikini önemser herkesin öncelikle o yapılara sahip çıkmasını isterdim.
Turizmin önünü her türlü açardım. Değerlerin yok olmasının önünü keserdim.
Tarım Bakanı olsaydım;
Markette satılan ambalajlı ürünlerin tamamını raftan indirtir yerine bozulan eskiyen ürünler koydururdum ya da hiç bir şey koydurmazdım. Kimse bu ülkede yemeden ölmez.
Tohumları yeniden ele alır tüm GDO endemik transgenik ve hibrit tohumlarının tamamını kaldırırdım.
Köy hayatını teşvik eder, eken-diken aile ve bireylere korkunç teşvikler verirdim.
Hayvancılığı beş yılda ihraç seviyesine getirir, ülkeye yurt dışından hayvan alımının önünü keserdim.
Her ürünü mevsimine göre ektirtir lüzumsuz ürünlerle sofraların donatılmasının önünü keserdim.
Milli Savunma Bakanı olsaydım;
Her gencin mutlak surette gönüllülük sürecine bağlı olarak otuz yaşına kadar mutlak surette silahlı eğitim almasını ve devlet millet bilinci için bir aylığına donatılmasını sağlardım.
Süresi uzun askerlikler için tamamen gönüllülük esasını baz alır iyi maaş vererek onların dinamik ve verimli olmasını sağlardım.
Profesyonel en az 3 dinamik ordu kurardım. Düzenli, asimetrik, psikolojik…
Sanayi Bakanı olsaydım;
Mutlak surette ne kadar arızalı kırık beyinler varsa onları dinler, fikirlerini sunabilecekleri platformlar oluştururdum.
Beyin göçünü önler kıymetli tüm fikirleri önemserdim. Bunun için alaylı-mektepli ayrımı yapmazdım.
Karadeniz’de silahla uğraşan herkesi teşvik eder onların 12’den önceki zekâlarını kullanmayı mutlaka önemserdim…
Fatih Alim DAŞPINAR
Etiketler: Adalet Bakan » Aile Bakanı » Başbakan » BEN BU ÜLKEYİ YÖNETSEYDİM » Çoruh nehri » cumhurbaşkanı » Fatih Alim DAŞPINAR eserleri » Fatih Alim Daşpınar » Fatih Alim Daşpınar Köşe Yazıları » Haber » Hasbahçe Gazetesi Özel Haber » Kültür Bakanı » makale » Manşet Haber » Milli Eğitim Bakanı » Milli Savunma Bakanı » rafting » Sanayi Bakanı » Tarım Bakanı » UludağYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER