Son Dakika


Finlandiya’da yaşayan Dr. Gıyasettin Hoca, kuzeyin bu sakin ülkesindeki toplumsal yapıyı ve hayata bakış açısını çarpıcı detaylarla paylaştı. Burada insanların yaşam standartları genel olarak oldukça iyi ve devletin sağladığı barınma ile geçinme destekleri sayesinde, alkol, kumar veya narkotik bağımlılığı olmayan hiç kimse yoksulluk çekmiyor, kimseye muhtaç olmuyor. Ancak bu ekonomik refaha rağmen, Finlandiya’da ne gıdalar ne de eşyalar israf ediliyor.
Fin toplumunda bir şeye gerçekten ihtiyaç duyulmadıkça satın alınmıyor. İhtiyaç kalmayan eşyalar ise ya bir tanıdığa veriliyor ya da internet ve ikinci el mağazaları üzerinden satışa sunuluyor. Dr. Gıyasettin Hoca, çok varlıklı ailelerin bile çocukları için ikinci el kıyafet aldığını, çocukları büyüdüğünde ise bu kıyafetleri satıp tekrar ikinci el alışveriş yaptıklarını belirtiyor. Hatta bazen hiçbir şey almayacak olsalar bile bitpazarlarında dolaşmak bir hobi kabul ediliyor. Fincede “kirppu” (bit) ve “tori” (pazar) kelimelerinden türeyen “kirpputori”den giyinmek, bir utanç kaynağı değil; aksine kişinin tüketim çılgınlığından uzak duracak kadar entelektüel bir seviyede ve alçakgönüllü olduğunun bir göstergesi sayılıyor.
Gösterişli arabaların ve aşırı lüks tutkusunun yadırgandığı bu ülkede, insanlar iklime uygun ve rahat kıyafetleri tercih ediyor. Yazın plaja, alışverişe, hatta tiyatroya naylon terliklerle giden insanlara rastlamak oldukça doğal. Kimse kimseyi kıyafetiyle yargılamıyor; öyle ki bir öğretmen sınıfa terlikle gelebiliyor, hatta arzu ederse yalınayak ders anlatabiliyor. Kullanılmak istenmeyen bir eşya, örneğin bir çift terlik, 1 euro gibi sembolik bir bedelle satışa çıkarılıyor. Buradaki amaç para kazanmak değil, o eşyanın ona gerçekten ihtiyacı olan birine ulaşmasını sağlamak. Eğer eşya tamamen ömrünü tamamlamışsa, doğayı korumak adına geri dönüşüme gönderiliyor.
Dr. Gıyasettin Hoca, bu yaşam felsefesini Matematik Dünyası dergisinden bir örnekle mühürlüyor: Bir okurun “Neden matematikçiler hep eski gömlekler giyer?” sorusuna editör, “Henüz bitmemiş bir gömleği neden atsınlar ki?” cevabını veriyor. Bu bakış açısı, Finlandiya’daki hayatın özünü oluşturuyor. Kimin ne diyeceğine takılmadan, gezegene saygı duyarak yaşamak esas alınıyor. Dr. Gıyasettin Hoca’nın da vurguladığı gibi; ne kadar az satın alıyor ve ne kadar az çöp üretiyorsak o kadar olgunuz. Emek verilen her şey, maddi değeri ne olursa olsun saygıyı hak ediyor.
Adnan KESİK
Etiketler: adnan kesik » çevrecilik » ekonomik refah » entelektüel olgunluk » eşya değer bilinci » finlandiya eğitim ve kültür » finlandiya yaşam tarzı » geri dönüşüm » ikinci el alışveriş » israfla mücadele » kirpputori kültürü » minimalizm » sade yaşam » sürdürülebilir yaşam » tasarruf bilinci » tüketim çılgınlığıYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER