Son Dakika


30 Ocak 1975 gecesi Marmara Denizi’ne gömülen THY’nin “Bursa” uçağı, 42 yolcusuyla birlikte yarım asırdır denizin dibinde yatıyor. Bugünün teknolojisiyle enkazı çıkarmak mümkünken, bu sessiz bekleyiş neden?
Türk sivil havacılık tarihinin en büyük trajedilerinden biri olan ve üzerinden 51 yıl geçmesine rağmen üzerindeki sis perdesi aralanmayan “Bursa” uçağı kazasını, yeniden Türkiye’nin gündemine taşıyoruz.
İzmir-İstanbul seferini yaparken Yeşilköy açıklarında denize düşen Fokker F-28 tipi uçağın enkazı, içindeki 42 canla birlikte hala Ambarlı açıklarında, yaklaşık 75 metre derinlikte çıkarılmayı bekliyor.
BİR NESLİN DİNMEYEN ACISI
O gece yaşanan elektrik kesintisi sonrası pisti pas geçen ve ardından denize çakılan uçakta hayatını kaybedenlerin yakınları, yarım asırdır sevdiklerinin bir mezarı olmamasının acısını yaşıyor. “Bursa” uçağı sadece bir enkaz değil; içinde tıp dünyasının önemli isimlerini, genç üniversitelileri ve aileleri barındıran bir “deniz mezarlığı” haline gelmiş durumda.
BİR NESİL O ENKAZDA YOK OLDU: KİMLER VARDI?
“Bursa” uçağı sadece metal bir yığın değil, Türkiye’nin geleceğine ışık tutacak pek çok ismi de beraberinde götürdü. Kazada hayatını kaybeden 37 yolcu ve 5 mürettebatın her birinin hikayesi yarım kaldı. İşte o uçaktaki bazı dikkat çeken isimler:
* Fatih Terim’in Kayınpederi Kamuran Aksu: Futbol dünyasının tanınmış ismi Fatih Terim’in eşi Fulya Terim’in babası Kamuran Aksu bu uçaktaydı.
* Tıp Dünyasının Kayıpları: Türkiye’nin ilk kadın jinekologlarından Dr. Ayşe Melahat Pars ve ünlü çocuk doktoru Prof. Dr. Bedia Ayhan gibi tıp dünyasının duayen isimleri de yolcular arasındaydı.
* Akademisyenler ve İş İnsanları: Ege Üniversitesi’nden pek çok değerli hoca, iş dünyasının tanınmış isimleri ve İstanbul’daki ailelerinin yanına dönen genç üniversite öğrencileri o gece uçaktaydı.
* Mürettebat: Kaptan Pilot Kamil Özçelik, İkinci Pilot Mithat Öztürk ve kabin memurları görevleri başında hayatlarını kaybettiler.
Ailelerin 51 Yıllık “Mezar” Hasreti
Hayatını kaybedenlerin yakınları, yıllarca kıyıya vuran küçük parçalarla teselli bulmaya çalıştı. Kazadan sonra sadece birkaç kişinin naaşına ulaşılabilirken, büyük çoğunluk hala uçağın gövdesiyle birlikte Marmara’nın dibinde yatıyor. Aileler, sevdiklerine birer fatiha okuyabilecekleri bir mezar taşı için 51 yıldır devletten bir adım bekliyor.
NEDEN HALA ÇIKARILMADI?
Kazanın gerçekleştiği 1975 yılında Türkiye’nin sahip olduğu teknik imkanlar, uçağın gömüldüğü balçık zeminden çıkarılmasına izin vermemişti. Ancak günümüzde Mavi Vatan’ın binlerce metre altında sondaj yapabilen, batık gemileri santim santim görüntüleyen yerli ve milli su altı teknolojimiz, bu enkazı çıkarmak için fazlasıyla yeterli.
Kamuoyu şu soruların cevabını bekliyor:
* Arama kurtarma gemilerimiz (TCG Alemdar gibi) bu bölgede neden kapsamlı bir çalışma yürütmüyor?
* Uçağın kara kutusuna ulaşılarak, kazanın gerçek sebebi neden hala aydınlatılmıyor?
* Ailelerin “hiç olmazsa bir mezarları olsun” feryadı neden duyulmuyor?
YETKİLİLERE ÇAĞRI: BU VİCDAN BORCUDUR!
Buradan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Türk Hava Yolları ve ilgili tüm birimlere sesleniyoruz: 51 yıl önce Marmara’nın soğuk sularına emanet ettiğimiz vatandaşlarımızı orada bırakmak, Türkiye gibi büyük bir devletin kaderi olamaz.
Gerekli bütçe ve teknik imkanlar seferber edilerek;
1. Enkazın tam konumu modern sonar cihazlarıyla tekrar taranmalı,
2. Uçak parçaları ve ulaşılabilecek naaşlar yüzeye çıkarılmalı,
3. Havacılık tarihimizin bu kara sayfası artık bir sonuca bağlanmalıdır.
Bu sadece teknik bir operasyon değil, bir milletin geçmişine ve evlatlarına olan vicdan borcudur.
BİR MEZAR TAŞI ÇOK MU? MARMARA’NIN KARANLIĞINA AÇIK MEKTUP
Bugün modern teknolojiyle binlerce metre derinlikteki gemileri çıkaran, uzaya astronot gönderen Türkiye için Marmara’nın 75 metre altındaki bir uçağı çıkarmak teknik bir mesele değildir. Bu artık bir “Vefa Meselesi”dir.
Düşünün ki; Bir babasınız ve kızınızın mezarı yok. Bir evlatsınız ve anneniz 51 yıldır soğuk bir metal yığınının içinde, denizin karanlığında yatıyor. Fatih Terim’in kayınpederi Kamuran Aksu’dan, Türkiye’nin ilk kadın jinekologlarından Dr. Ayşe Melahat Pars’a kadar 42 canımız, yarım asırdır ailelerinden bir çiçek, bir mezar taşı bekliyor.
Sormak Zorundayız: Eğer o uçak bugün düşseydi, tüm imkanlar seferber edilmez miydi? Peki, 1975’in imkansızlığı, 2026’nın ihmali mi olmalı? Marmara’nın dibindeki o enkaz, sadece paslanmış bir metal değil; Türkiye’nin yetişmiş beyinlerinin, umutlarının ve henüz söylenmemiş sözlerinin mezarıdır.
Yetkililere Açık Çağrımızdır: 42 aile, 51 yıldır her 30 Ocak’ta Marmara’nın kıyısına gelip boş sulara bakmaktan yoruldu. Onlara bir teselli borçluyuz. O uçağın gövdesine ulaşıp, içindeki emanetlerimizi toprağa kavuşturmak, bu devletin kendi vatandaşına olan en büyük namus borcudur.
Marmara artık bu yükü taşıyamıyor. “Bursa” uçağını evine döndürün!
Etiketler: 30 Ocak 1975 » Ambarlı uçak kazası » deniz altı enkazı » derin deniz kurtarma » Fokker F28 kazası » havacılık faciası » havacılık güvenliği » havacılık ihmalleri » kara kutu sırrı » kaza kurbanları » Marmara uçak kazası » şehit yolcular » sivil havacılık tarihi » taziye ve adalet » THY Bursa uçağı » uçak enkazı çıkarma » uçak enkazı neden çıkarılmıyor » uçak kazası dosyası » uçak mezarlığı » vefa borcuYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER