Son Dakika


İnsan bazen bir ömrü, birkaç cümlenin gölgesinde yeniden hatırlar. Zamanın içinden geçip gelen bazı sözler vardır ki sahibinin sesini de beraberinde taşır. Muhsin Yazıcıoğlu’nun ardından geçen yıllar, onun yokluğunu eksiltmek yerine fikirlerinin yankısını daha da derinleştirmiş gibidir. Çünkü bazı insanlar yaşadıkları zamana sığmaz; onlar, zamanın kendisine iz bırakır.
Bir insanın hayatı, yalnızca nefes aldığı günlerin toplamı değildir. İnandığı değerler, yürüdüğü yol ve o yolda gösterdiği direniş onu kalıcı kılar. Yazıcıoğlu’nun sözlerinde en çok hissedilen şey, bir duruşun berraklığıdır. Eğilip bükülmeyen, rüzgâra göre yön değiştirmeyen bir karakterin izleri… “Bir saniyesine dahi hâkim olamadığımız dünya için fırıldak olmaya gerek yok” derken aslında çağın en büyük hastalığına işaret eder: Geçicilik uğruna kalıcılıktan vazgeçmek.
Oysa insan, biraz da neye rağmen ayakta kaldığıyla ölçülür. Kalabalıkların alkışına değil, vicdanının sesine kulak verenlerdir gerçek anlamda yürüyenler. “İnandığım yolda tek başıma yürürüm” sözü, yalnızlığın bir eksiklik değil, bazen en büyük sadakat olduğunu hatırlatır. Çünkü hakikat, çoğu zaman kalabalıkların değil, azınlığın omuzlarında taşınır.
Bu toprakların ruhu da bu sözlerde yankılanır. Hem sert hem merhametli, hem savaşçı hem bilge… Bir yanda at üstünde bir cihan kuran irade, diğer yanda gönül diliyle insanı sarıp sarmalayan bir hikmet. Yazıcıoğlu’nun bakışında millet; sadece bir soy bağı değil, ortak bir kültürün, ortak bir inancın ve ortak bir kaderin adıdır. Bu yüzden onun milliyetçiliği, sınır çizmekten çok köprü kurmaya benzer.
Hayatın geçiciliği ise onun düşüncesinde korkulacak bir son değil, anlam yüklü bir başlangıçtır. Ölümü hatırlatan değil, hayatı derinleştiren bir bakış… Çünkü ölümün farkında olan insan, yaşamı daha sahici yaşar. Daha az hesap yapar, daha çok inanır. Daha az korkar, daha çok direnir.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, bir suikastın soğuk gerçeğinden çok, ardında bıraktığı sıcak izler kalır. Sözler, fikirler ve en çok da bir duruş… İnsanlar gider ama bazı duruşlar zamanın içinden geçerek baki kalır. İşte o duruş, her dönemde yeniden hatırlanır ve yeniden anlam kazanır.
Belki de asıl mesele böyle hayatları sadece anmak değil, onların bıraktığı izleri kendi hayatımıza ne kadar taşıyabildiğimizdir. Çünkü her anma biraz da bir sorgulamadır: Biz hangi yolda yürüyoruz? İnandığımız gibi mi yaşıyoruz, yoksa yaşadığımız gibi mi inanıyoruz?
Ve zaman, bu soruların cevabını er ya da geç herkese fısıldar.
Rabbim sana rahmetiyle muamele etsin güzel insan!
M. Sıtkı ALOĞLU
Şanlıurfa BBP Eski İl Başkanı
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER