Son Dakika


Tarih boyunca güçlerine, zekalarına veya felsefelerine güvenerek ilahi huzuru reddeden pek çok isim, hayat yolculuklarının son durağında benzer bir dehşetle sarsıldı. Kimisi kılıcıyla milyonları katletti, kimisi kalemiyle inkarı savundu. Ancak “o an” geldiğinde, sığındıkları tüm kaleler yıkıldı.
Felsefe ve Güç Yetmedi
Fransız düşünür Voltaire‘in doktoru, Avrupa’nın tüm servetini verseler bir ateistin can çekişirken çektiği azaba şahitlik etmek istemeyeceğini söylerken; Thomas Hobbes ömründen bir gün satın alabilmek için can atıyordu. İskoç filozof David Hume‘un “Ateş beni yakıyor!” çığlıkları ve Francis Newbert‘in “Bana Tanrı yok demeyin, şu an O’nun huzurundayım!” feryatları, ölümün perdeyi nasıl kaldırdığının en somut kanıtları olarak kayıtlara geçti.
Kanlı Mirasın Ağır Bedeli
Diktatörlerin ve zalim kralların sonları ise daha karanlıktı. IX. Charles, katlettiği binlerce insanın yaralı bedenlerini karşısında gördüğünü sayıklarken; modern tarihin en sert figürlerinden Stalin‘in kızı Svetlana, babasının son anındaki dehşet dolu bakışlarını ve bilinmeyen bir yere savurduğu tehditkar ama korku dolu el hareketini “korkunç bir manzara” olarak nitelendirdi.
Hatta “Şeytan İncili” yazarı Anton Levy bile son nefesinde yaptığı büyük hatayı itiraf ederek Tanrı’dan af diledi. Ancak tarih, bu geç kalınmış pişmanlıkların yankısıyla doludur.
KUR’AN-I KERİM’DEN İLAHİ UYARI
Bu sarsıcı tablolar, Kur’an-ı Kerim’in yüzyıllar öncesinden haber verdiği o sahneyi akıllara getiriyor. Rabbimiz, son nefeste gelen ve fayda vermeyen o pişmanlık anını Mü’minûn Suresi‘nde şöyle tasvir etmektedir:
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
“Nihayet onlardan birine ölüm gelince, ‘Rabbim! Beni dünyaya geri gönder ki terk ettiğim dünyada yararlı bir iş yapayım’ der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözdür. Önlerinde ise yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah (perde) vardır.” (Mü’minûn Suresi, 99-100. Ayetler)
Bu ibretlik sonlar bizlere gösteriyor ki; hayatın gerçeği sadece yaşarken değil, veda ederken de teslimiyet ve adalet üzerine kuruludur. Zulümle veya inkarla örülen bir ömür, son perdede sahibini en büyük yalnızlığa ve dehşete terk etmektedir.
GELİN, VAKİT VARKEN ALLAH’A İNANIN
Tarihin bu karanlık tabloları ve son nefeste dökülen çaresiz itiraflar, her birimiz için birer uyarı niteliğindedir. Güç, şöhret, felsefe veya kibir; ölümün o soğuk ve gerçek anı geldiğinde hiçbir fayda sağlamıyor. O an gelip çatmadan, perdeler henüz inmemişken kalplerimizi hakikate açmak en büyük kurtuluştur.
Gelin; pişmanlığın fayda vermediği o dar vakte sıkışmadan, bizi yoktan var eden Allah’a inanalım, O’nun sonsuz merhametine sığınalım ve hayatımızı bu bilinçle inşa edelim. Unutmayın ki gerçek huzur, O’na teslim olmakta ve O’nun rızasını gözeterek yaşamakta gizlidir. Son nefesimiz feryat değil, bir vuslat olsun.
Etiketler: ahiret gerçeği » ateistlerin ölümü » cehennem azabı » Dini Haber » hakikat » hayatın gerçeği » ibretlik sonlar » ibretlik sözler » ilahi adalet » inançsızlık » kabir azabı » kader » manevi uyarı » ölüm anı » ölüm döşeği » ölümden sonraki hayat » pişmanlık sözleri » ruhun teslimi » sarsıcı itiraflar » son nefes » son pişmanlık » son veda » tarihi itiraflar » vicdan azabı » zalimlerin sonuYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER